Bil ki tevekkülün üç derecesi vardır:
Birinci derecede olan:
Davasına gayretli, zeki, konuşkan, cesur ve şefkatli bir vekil tutan kimse gibidir. Bu vekilinin bu hâllerine güvendiği için emin olur.
İkinci derecede olan:
Çocuk gibidir. Kendine ne olursa, annesinden başka kimseyi bilmez. Acıkınca annesini çağırır. Korkunca annesine sarılır. Çünkü çocuk tabiatı budur. Bu hâl tekellüf ve ihtiyar ile olmaz. Bu tevekkül, bu işe tamamiyle daldığı için kendi tevekkülünden habersiz olan mütevekkilden sâdır olur. Fakat birincisi, tevekkülü tekellüf ve ihtiyar ile elde ettiği için, tevekkülden haberi vardır.
Üçüncü derecede bulunan:
Yıkayıcının elindeki ölüye benzer. Kendini ezelî kudretin elinde bir ölü gibi hareket etmekte görür. Bir işle karşılaşırsa, onun için vekili çağırmaz. Yani kendisine bir şey olunca annesini çağıran çocuk gibi olmaz. Belki annesini çağırmadığı hâlde annesinin kendisini görüp yardımına koştuğuna inanan bir çocuğa benzer.