Hicri Yılbaşı Hutbesi
وَالَّذِينَ آمَنُواْ وَهَاجَرُواْ وَجَاهَدُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَالَّذِينَ آوَواْ وَّنَصَرُواْ أُولَئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَّهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
Muhterem Müslümanlar!
Önümüzdeki 7 Aralık Salı günü Peygamber Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicretinin 1432. yılını idrak etmiş olacağız.
İnsanlığın yaratılış gayesini, ahiret inancını yitirdiği, insanî değerlerini kaybettiği, şirke, zulme ve her türlü ahlâksızlığa saplandığı bir dönemde Yüce Rabbimiz, Hz. Muhammed (s.a.s)’i son Peygamber olarak göndermiştir. Hz. Peygamber’in gönderilmesiyle ölmüş kalpler dirildi, pörsümüş vicdanlar merhamete kavuştu.
İnsanlık; iman sayesinde yolunu düzelterek, yeniden huzur buldu. Ancak Mekkeliler bu ilâhî rahmetin değerini gereği gibi kavrayamadılar. 13 yıllık tevhid mücadelesinin sonunda, ona inanan bir avuç Müslümana kendi yurtlarında yaşama hakkını çok gördüler. Yüce Kitabımızda şöyle buyurulmuştur: ”Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek isterler. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.”(1)
Değerli Müslümanlar!
Nihayet Allah, Habibine vahyederek Medine’ye hicret etmelerini bildirmiştir. Sevgili Peygamberimiz de Peygamberliğinin 13. yılında ashabıyla beraber, yurtlarını, mallarını, hatta sahabeden birçoğu anne, baba, eş ve çocuklarını bırakarak Medine’ye hicret etmek zorunda kaldılar. İlâhî nura susayan gönüller tarafından cihanşümul bir misafir olarak karşılanan Peygamberimize, Ensar ve Muhacirler’in sergiledikleri dostluk, kardeşlik ve fedakârlığın bir benzerine tarih henüz şahit olmamıştır.
Bu müstesna olay Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılmıştın “İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler; muhacirleri barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek mü’minler onlardır, onlar için mağfiret ve bol rızık vardır.”(2)
Aziz Müslümanlar!
Hicretten 17 yıl sonra Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Hz. Ali’nin teklifiyle bu yolculuk, Hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir . Hicret; Hakkın batıla galip gelmesidir. Hicret; tevhid inancının kalplerde kökleşmesinin, gerektiğinde mallardan ve canlardan feragat etmenin sembolüdür. Hicret; Ensar ve Muhacirin sergiledikleri dostluk ve kardeşliğin, millî birlik ve bütünlüğün en güzel timsalidir. Hicret; ilk Müslümanların inançları uğruna gösterdikleri fedakârlığın doruk noktasıdır. Hutbeme hicretle ilgili bir ayet mealiyle son veriyorum: ”Onlar hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, Benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürüldüler; andolsun, Ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım…” (3)
1 – Saf, 8.
2- Enfal, 74.
3- Al-i İmran,195
Pazartesi, 29 Kasım 2010
Öner ŞAHİN Balçıklı Köyü İ.H.PİRAZİZ/GİRESUN