- Üyelik Tarihi
- 1 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,716
- Aldığı Beğeniler
- 5
'Gel, her tarafa bak, herşeye dikkat et. Bütün bu işler içinde gizli bir el işliyor. Çünkü, bak, bir dirhem(HAŞİYE 1) kadar kuvveti olmayan, bir çekirdek küçüklüĞünde birşey, binler batman yükü kaldırıyor. Zerre kadar şuuru(HAŞİYE 2) olmayan, gayet hakîmâne işler görüyor.
Demek bunlar kendi kendilerine işlemiyorlar. Onları işlettiren gizli bir kudret sahibi vardır. EĞer kendi başına olsa, bütün baştan başa bu gördüĞümüz memlekette her iş mucize, herşey mucizekâr bir harika olmak lâzım gelir. Bu ise bir safsatadır.'
(HAŞİYE 1) AĞaçları başlarında taşıyan çekirdeklere işarettir.
(HAŞİYE 2) Kendi kendine yükselmeyen ve meyvelerin sıkletine dayanmayan üzüm çubukları gibi nâzenin nebâtâtın, başka aĞaçlara lâtif eller atıp sarmalarına ve onlara yüklenmelerine işarettir.
Risale-i NuR
LügaT:
dirhem-batman: biri gram, di eri kilo düzeyinde, iki eski a ırlık ölçüsü zerre: molekül, atom şuur: bilinç hakîmâne: bilgece ve hikmetli bir biçimde, amaç ve yarar gözeterek, boşuna hiçbir şey yapmayacak şekilde mucizekâr: mucize gösterircesine iş yapan safsata: saçma sapan şey sıklet: a ırlık nâzenin: ince, nâzik nebâtât: nebatlar, bitkiler lâtif: ince, hoş
Demek bunlar kendi kendilerine işlemiyorlar. Onları işlettiren gizli bir kudret sahibi vardır. EĞer kendi başına olsa, bütün baştan başa bu gördüĞümüz memlekette her iş mucize, herşey mucizekâr bir harika olmak lâzım gelir. Bu ise bir safsatadır.'
(HAŞİYE 1) AĞaçları başlarında taşıyan çekirdeklere işarettir.
(HAŞİYE 2) Kendi kendine yükselmeyen ve meyvelerin sıkletine dayanmayan üzüm çubukları gibi nâzenin nebâtâtın, başka aĞaçlara lâtif eller atıp sarmalarına ve onlara yüklenmelerine işarettir.
Risale-i NuR
LügaT:
dirhem-batman: biri gram, di eri kilo düzeyinde, iki eski a ırlık ölçüsü zerre: molekül, atom şuur: bilinç hakîmâne: bilgece ve hikmetli bir biçimde, amaç ve yarar gözeterek, boşuna hiçbir şey yapmayacak şekilde mucizekâr: mucize gösterircesine iş yapan safsata: saçma sapan şey sıklet: a ırlık nâzenin: ince, nâzik nebâtât: nebatlar, bitkiler lâtif: ince, hoş