30 SENE TALEBELİKTEN SONRA ÖĞRENDİĞİM SEKİZ FÂİDE
*** Hikâye olundu ki: Belhli Şekık talebesi Hatimül-Esamma,[1]
Otuz yıldır yanımdasın ne öğrendin? Diye sordu. Oda,
Sizden sekiz şey öğrendim, der.
Hocası :
Nedir onlar dedi.
*** Hatimül-Esamm şöyle devam etti.
Efendim, öğrendiklerimden BİRİNCİ FÂİDE: Ben yaratılanlara baktım. Herkesin birileri tarafından sevildiğini, sevilen kişilerin bazılarının ölüm hastalığına tutulmuş olduğunu, bazılarının kabirde olduğunu (cenaze defnedilince de) sevenlerin hepsinin kabirdekileri tek başına bırakıp, dönüp gittiklerini ve kimsenin onların yanlarına kabre girmediklerini düşünüp şöyle dedim: Kişiyi sevenlerin en faziletlisi ve kabirde kendisine arkadaş olacak tek şey salih amelleridir. Bende kabrimde bana ışık ve arkadaş olsun diye salih ameli kendime arkadaş ettim.
Efendim, öğrendiklerimden İKİNCİ FÂİDE: Ben yaratılanlara baktım ve heveslerine uyup, muratlarına acele ettiklerini görüp; şu Âyet-i Kerîmeyi düşündüm: Amma, kim Rabbinin makamından korktu, nefsini hevâ (ve hevesin) den alıkoyduysa, işte muhakkak ki cennet onun varacağı yerin ta kendisidir. [2] Yakinen inandım ve nefsimin hilafına çalışmaya başladım. Ve nefsime uymayıp Allah-u Teâlâya itaat için kollarımı sıvadım.
Efendim, öğrendiklerimden ÜÇÜNCÜ FÂİDE: İnsanların her birini dünyanın bütün kırıntılarını toplamak için çalıştığını ve kazandıklarını sımsıkı tuttuklarını görüp Allah-u Teâlânın şu Âyet-i Kerîmesini düşündüm: Sizin nezdinizdeki tükenir, Allahın indindeki ise bakidir& [3] Ve Allah-u Teâlânın rızası için dünyadaki mahsulümü infak ettim. (Fukarâya, ihtiyaç sahiplerine dağıttım.) [4]
Efendim, öğrendiklerimden DÖRDÜNCÜ FÂİDE: İnsanların bazısına baktım şerefi ve izzeti, kavimlerindeki çoklukta görüp buna itibar ediyorlar. Bazıları da mal ve evlatlardaki çokluğa itibar edip bunlarla övünüyorlar. Allah-u Teâlânın şu Âyet-i Kerîmesini düşündüm: & Şüphesiz ki sizin Allah nezdinde en şerefliniz takvaca en ileride olanınızdır& [5] Ve takvâya sarıldım. İtikat ettim ki; Kurân-ı Kerîm dosdoğru haktır. Onların zanları batıldır. [6]
Efendim, öğrendiklerimden BEŞİNCİ FÂİDE: İnsanların bazısının bazısını kınadığını ve bazısının bazısını kötülediğini (birbirlerini beğenmediklerini) gördüm. Bu olayı mal da ilim de vesaire şeylerde haset etmeleri olduğunu anladım. ve Allah-u Teâlânın şu Âyet-i Kerîmesini düşündüm: & Dünya hayatında onların maişetlerini bile aralarında (onlar değil) biz taksim ettik& [7] Ve taksimin ezelde Allah-u Teâlânın takdiri olduğunu bilip kimseye haset etmedim. [8]
- Efendim, öğrendiklerimden ALTINCI FÂİDE: İnsanların bazısının bazısına bir gayeden dolayı, birbirlerine düşmanlık yaptığını gördüm ve Allah-u Teâlânın şu Âyet-i Kerîmesini düşündüm: Çünkü şeytan sizin bir düşmanınızdır. Onun için siz de onu bir düşman tutun& [9] Ve şeytandan başka kimseye düşmanlık yapmanın caiz olmadığını bildim.
Efendim, öğrendiklerimden YEDİNCİ FÂİDE: İnsanların ciddi bir şekilde haram ve şüphe gözetmeksizin maîşet kazanma derdine düştüklerini gördüm ve Allah-u Teâlânın şu iki Âyet-i Kerîmesini düşündüm: Yerde yürüyen hiçbir canlı hariç olmamak üzere rızıkları Allahın üstünedir& [10] Ve yine Ben cinleri de insanları da (başka bir hikmete değil) ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. [11] Ve Allah-u Teâlâya ibadetle meşgul olup, (o canlılardan biri olduğumu bildim. Rızkımı göndereceğine söz verdiğine güvenerek) Allah-u Teâlâdan başkasından ümidimi kestim.
Efendim, öğrendiklerimden SEKİZİNCİ FÂİDE: İnsanlara bakıp herkesin bir şeylere itimat ettiğini gördüm. Bazısı dünyaya, bazısı dirhemlere, bazısı mala mülke, bazısı sanata, bazısı kendisi gibi diğer yaratıklara (itimat ettiğini gördüm.) &Kim Allaha güvenip dayanırsa O, kendisine yetişir. Şüphesiz ki Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü tayin etmiştir.[12] Ve Allah-u Teâlâya tevekkül ettim. O bana yeter O ne güzel vekildir.
Sekık dedi ki: Allah (cc) seni muvaffak kılsın. Ben Tevrat, İncil, Zebur ve Kurân-ı Kerîme baktım. Gördüm ki dört kitabın da medarı bu sekiz fâidedir. Kim bu sekiz maddeyle amel ederse dört kitapla amel etmiş gibi olur.
Allah-u Teâlâ ona rahmet etsin, Şibliden hikâye (rivayet) olundu ki: Ben dört bin hadis okudum ve bu hadislerin içinden bir Hadîs-i Şerîfi seçtim ve amel ettim. Ve bu Hadîs-i Şerîfi bütün Hadîs-i Şerîflerin özü olarak görüp bu Hadîs-i Şerîfle yetindim.
Peygamberimiz (s.a.v.) bazı ashaba şöyle dedi:
Dünyada ne kadar kalacaksan dünya için o kadar çalış, ahirette ne kadar kalacaksan ahiret için o kadar çalış, Allaha (c.c.) ne kadar ihtiyacın varsa Allah (c.c.) için o kadar çalış, ateşe ne kadar sabredebilirsen ateş için o kadar çalış. Allahın Rasulü (S.A.V.) doğru söyler.
HADÎS-İ ŞERÎFİN MANASININ AÇIKLAMASI
Yani: İnsanın ateşe sabredecek hali yoktur. O zaman günahın hiç işlenmemesi gerekir.
Dünyan için çalış: Yani iaşe temini için.
Dünyada kalacağın kadar: Dünyada ikamet edeceğin kadar (demektir).
Ahiret için çalış: Yani salih ameller işle.
Ahirette kalacağın kadar: Ahirette kalma vakti sınırsızdır.
Allah (c.c.) için çalış: Yani Allah (c.c.) rızası için.
Allaha (c.c.) ihtiyacın olduğu kadar: Allah (cc)a ihtiyaç sınırsızdır.
Ateşe sabredeceğin kadar ateş için çalış: Ateşe hiç sabır yoktur.
Bu Hadîs-i Şerîfte çok ilim vardır, Şibli bu kadarıyla yetindi.[13]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Hâtim-i Esam hazretleri, hocası Şakîk-i Belhî hazretlerinin yanında 30 sene kalır, ilim tahsil eder.
[2] Nâziât Sûresi 40,41
[3] Nahl Sûresi Âyet 96dan
[4] Dünyâ malından, sarıldığınız, sakladığınız her şey, yanınızda kalmayacak, sizden ayrılacaktır! Ancak ALLAH (c.c.) rızâsı için yaptığınız iyilikler ve ibâdetler sizinle berâber kalacaktır! Nahl Sûresi 96
[5] Hucurât Sûresi 13den
[6] Rabbimin affına ve ihsânlarına kavuşmak için, Ondan korkarak İslâmiyetin dışına çıkmadım, harâmlardan kaçtım.
[7] Zuhruf Sûresi 32den
[8] (Herkesin ilim, mal, rutbe, evlât gibi rızıklarının dünyâ yaratılmadan evvel, ezelde taksîm edildiğini, çalışmayı, sebeplere yapışmayı emrettiğinden, ALLAHü teâlâya itâat etmiş olmak için çalışmak lâzım geldiğini, hased etmenin zararlı ve lüzûmsuz olduğunu anladım ALLAHü teâlânın ezelde yaptığı taksîme ve çalışınca Rabbimin gönderdiğine râzı oldum. Böylece herkesi sevdim ve sevildim.)
[9] Fatır Sûresi 6dan
[10] Hûd Sûresi 6dan
[11] Zâriyât Sûresi 56
[12] Talak Sûresi 3den
[13] İrşadiye S. 456
*** Hikâye olundu ki: Belhli Şekık talebesi Hatimül-Esamma,[1]
Otuz yıldır yanımdasın ne öğrendin? Diye sordu. Oda,
Sizden sekiz şey öğrendim, der.
Hocası :
Nedir onlar dedi.
*** Hatimül-Esamm şöyle devam etti.
Efendim, öğrendiklerimden BİRİNCİ FÂİDE: Ben yaratılanlara baktım. Herkesin birileri tarafından sevildiğini, sevilen kişilerin bazılarının ölüm hastalığına tutulmuş olduğunu, bazılarının kabirde olduğunu (cenaze defnedilince de) sevenlerin hepsinin kabirdekileri tek başına bırakıp, dönüp gittiklerini ve kimsenin onların yanlarına kabre girmediklerini düşünüp şöyle dedim: Kişiyi sevenlerin en faziletlisi ve kabirde kendisine arkadaş olacak tek şey salih amelleridir. Bende kabrimde bana ışık ve arkadaş olsun diye salih ameli kendime arkadaş ettim.
Efendim, öğrendiklerimden İKİNCİ FÂİDE: Ben yaratılanlara baktım ve heveslerine uyup, muratlarına acele ettiklerini görüp; şu Âyet-i Kerîmeyi düşündüm: Amma, kim Rabbinin makamından korktu, nefsini hevâ (ve hevesin) den alıkoyduysa, işte muhakkak ki cennet onun varacağı yerin ta kendisidir. [2] Yakinen inandım ve nefsimin hilafına çalışmaya başladım. Ve nefsime uymayıp Allah-u Teâlâya itaat için kollarımı sıvadım.
Efendim, öğrendiklerimden ÜÇÜNCÜ FÂİDE: İnsanların her birini dünyanın bütün kırıntılarını toplamak için çalıştığını ve kazandıklarını sımsıkı tuttuklarını görüp Allah-u Teâlânın şu Âyet-i Kerîmesini düşündüm: Sizin nezdinizdeki tükenir, Allahın indindeki ise bakidir& [3] Ve Allah-u Teâlânın rızası için dünyadaki mahsulümü infak ettim. (Fukarâya, ihtiyaç sahiplerine dağıttım.) [4]
Efendim, öğrendiklerimden DÖRDÜNCÜ FÂİDE: İnsanların bazısına baktım şerefi ve izzeti, kavimlerindeki çoklukta görüp buna itibar ediyorlar. Bazıları da mal ve evlatlardaki çokluğa itibar edip bunlarla övünüyorlar. Allah-u Teâlânın şu Âyet-i Kerîmesini düşündüm: & Şüphesiz ki sizin Allah nezdinde en şerefliniz takvaca en ileride olanınızdır& [5] Ve takvâya sarıldım. İtikat ettim ki; Kurân-ı Kerîm dosdoğru haktır. Onların zanları batıldır. [6]
Efendim, öğrendiklerimden BEŞİNCİ FÂİDE: İnsanların bazısının bazısını kınadığını ve bazısının bazısını kötülediğini (birbirlerini beğenmediklerini) gördüm. Bu olayı mal da ilim de vesaire şeylerde haset etmeleri olduğunu anladım. ve Allah-u Teâlânın şu Âyet-i Kerîmesini düşündüm: & Dünya hayatında onların maişetlerini bile aralarında (onlar değil) biz taksim ettik& [7] Ve taksimin ezelde Allah-u Teâlânın takdiri olduğunu bilip kimseye haset etmedim. [8]
- Efendim, öğrendiklerimden ALTINCI FÂİDE: İnsanların bazısının bazısına bir gayeden dolayı, birbirlerine düşmanlık yaptığını gördüm ve Allah-u Teâlânın şu Âyet-i Kerîmesini düşündüm: Çünkü şeytan sizin bir düşmanınızdır. Onun için siz de onu bir düşman tutun& [9] Ve şeytandan başka kimseye düşmanlık yapmanın caiz olmadığını bildim.
Efendim, öğrendiklerimden YEDİNCİ FÂİDE: İnsanların ciddi bir şekilde haram ve şüphe gözetmeksizin maîşet kazanma derdine düştüklerini gördüm ve Allah-u Teâlânın şu iki Âyet-i Kerîmesini düşündüm: Yerde yürüyen hiçbir canlı hariç olmamak üzere rızıkları Allahın üstünedir& [10] Ve yine Ben cinleri de insanları da (başka bir hikmete değil) ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. [11] Ve Allah-u Teâlâya ibadetle meşgul olup, (o canlılardan biri olduğumu bildim. Rızkımı göndereceğine söz verdiğine güvenerek) Allah-u Teâlâdan başkasından ümidimi kestim.
Efendim, öğrendiklerimden SEKİZİNCİ FÂİDE: İnsanlara bakıp herkesin bir şeylere itimat ettiğini gördüm. Bazısı dünyaya, bazısı dirhemlere, bazısı mala mülke, bazısı sanata, bazısı kendisi gibi diğer yaratıklara (itimat ettiğini gördüm.) &Kim Allaha güvenip dayanırsa O, kendisine yetişir. Şüphesiz ki Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü tayin etmiştir.[12] Ve Allah-u Teâlâya tevekkül ettim. O bana yeter O ne güzel vekildir.
Sekık dedi ki: Allah (cc) seni muvaffak kılsın. Ben Tevrat, İncil, Zebur ve Kurân-ı Kerîme baktım. Gördüm ki dört kitabın da medarı bu sekiz fâidedir. Kim bu sekiz maddeyle amel ederse dört kitapla amel etmiş gibi olur.
Allah-u Teâlâ ona rahmet etsin, Şibliden hikâye (rivayet) olundu ki: Ben dört bin hadis okudum ve bu hadislerin içinden bir Hadîs-i Şerîfi seçtim ve amel ettim. Ve bu Hadîs-i Şerîfi bütün Hadîs-i Şerîflerin özü olarak görüp bu Hadîs-i Şerîfle yetindim.
Peygamberimiz (s.a.v.) bazı ashaba şöyle dedi:
Dünyada ne kadar kalacaksan dünya için o kadar çalış, ahirette ne kadar kalacaksan ahiret için o kadar çalış, Allaha (c.c.) ne kadar ihtiyacın varsa Allah (c.c.) için o kadar çalış, ateşe ne kadar sabredebilirsen ateş için o kadar çalış. Allahın Rasulü (S.A.V.) doğru söyler.
HADÎS-İ ŞERÎFİN MANASININ AÇIKLAMASI
Yani: İnsanın ateşe sabredecek hali yoktur. O zaman günahın hiç işlenmemesi gerekir.
Dünyan için çalış: Yani iaşe temini için.
Dünyada kalacağın kadar: Dünyada ikamet edeceğin kadar (demektir).
Ahiret için çalış: Yani salih ameller işle.
Ahirette kalacağın kadar: Ahirette kalma vakti sınırsızdır.
Allah (c.c.) için çalış: Yani Allah (c.c.) rızası için.
Allaha (c.c.) ihtiyacın olduğu kadar: Allah (cc)a ihtiyaç sınırsızdır.
Ateşe sabredeceğin kadar ateş için çalış: Ateşe hiç sabır yoktur.
Bu Hadîs-i Şerîfte çok ilim vardır, Şibli bu kadarıyla yetindi.[13]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Hâtim-i Esam hazretleri, hocası Şakîk-i Belhî hazretlerinin yanında 30 sene kalır, ilim tahsil eder.
[2] Nâziât Sûresi 40,41
[3] Nahl Sûresi Âyet 96dan
[4] Dünyâ malından, sarıldığınız, sakladığınız her şey, yanınızda kalmayacak, sizden ayrılacaktır! Ancak ALLAH (c.c.) rızâsı için yaptığınız iyilikler ve ibâdetler sizinle berâber kalacaktır! Nahl Sûresi 96
[5] Hucurât Sûresi 13den
[6] Rabbimin affına ve ihsânlarına kavuşmak için, Ondan korkarak İslâmiyetin dışına çıkmadım, harâmlardan kaçtım.
[7] Zuhruf Sûresi 32den
[8] (Herkesin ilim, mal, rutbe, evlât gibi rızıklarının dünyâ yaratılmadan evvel, ezelde taksîm edildiğini, çalışmayı, sebeplere yapışmayı emrettiğinden, ALLAHü teâlâya itâat etmiş olmak için çalışmak lâzım geldiğini, hased etmenin zararlı ve lüzûmsuz olduğunu anladım ALLAHü teâlânın ezelde yaptığı taksîme ve çalışınca Rabbimin gönderdiğine râzı oldum. Böylece herkesi sevdim ve sevildim.)
[9] Fatır Sûresi 6dan
[10] Hûd Sûresi 6dan
[11] Zâriyât Sûresi 56
[12] Talak Sûresi 3den
[13] İrşadiye S. 456