Evlerin rengine bürünür çehrelerimiz, evlerimizin kokusuyla dağılırız hayata. Ev eğer bir ilim meclisiyse bir başka yansır bu hâl çevreye. Evini bir ilim meclisi haline getirmek için hayatını vakfeden Emine Hanım, 7 çocuk sahibi bir anne. İstiyoruz ki, eşsiz gayreti ve hikâyesi tüm insanımıza örnek olsun. Ancak, çok ısrar etmemize rağmen soyisminin yazılmasına ve fotoğraf çekimine izin vermiyor. Anlayışla karşılıyoruz. O bir anne; ancak anne olmaktan öte çocuklarına karşı, en güzel eğitici, öğretici ve bir öğretmen. 1 oğlunu ve 4 kızını kendi gayretleriyle hafız yetiştirmiş. Onların dinî ve dünyevi meseleleriyle en yakından ilgilenmiş; bazen bir anne şefkatiyle okşamış bazen de bir öğretmen bakışıyla terbiye etmiş.
Efendimizin (sas): Çocuklarınız 7 yaşına girince onları namaza başlatın...hadis-i şerifini aynen tatbik etmiş ve çocuklarını 7 yaşında sevdirerek namaza başlatmış.
Bilmeleri gereken şeyleri öğretmiş, çocuklarını ayet ve hadis gıdalarıyla da beslemiş. Ondaki gayret ve ciddiyet çocuklarına da sirayet etmiş durumda. Öyle ki, en büyüğü 25, en küçüğü 11 yaşında olan çocuklarının bir vakit kaza namazları ve kaza oruçları bulunmuyormuş. Böylesine bir ciddiyet içinde meselelerine sahip çıkmışlar aile olarak.
Tabii bu ailevi terbiyede eşi İlyas hocaefendinin de kendisine çok büyük desteği olmuş. El Ezher Üniversitesi mezunu İlyas Bey, ömrünü ilim yoluna adamış ilim insanıdır.
Evliliklerini de okumak, okutmak, İslâmı yaşamak ve yaşatmak arzusu üzerine kurmuşlar. İlyas hocaefendi ve Emine Hanım ciddi fedakârlıklar sonucunda evlerini bir ilim meclisi haline getirmişler. Kız çocuklarını okutma alışkanlığı olmayan geleneksel bir yapı içinde olmalarına rağmen 5 kızını da okutmuştur.
Emine Hanımla Almanyada evlenen İlyas hoca, o zamanlar din görevlisidir. Çocuklarının altısı Almanyada doğmuştur. Rahat bir yaşantıları vardır. Fakat İlyas hocanın içi hep buruktur. Çocuklarını maneviyattan yoksun okullarda okutmak istememektedir.
Maddiyatı ve oradaki görünürde cazibeli olan refahı ilim için, hizmet için elinin tersiyle iter ve ailecek okumak için Mısıra giderler.
5 sene ciddi bir fedakârlık, sabır ve aşkla çocuklarının eğitimi sağlanır. Fıkıh, siyer, hadis, akaid, Arapça derslerinde büyük mesafeler kat ederler.
Emine Hanım ve İlyas hoca sadece ilim yönünden değil, Cenab-ı Hakka itaat ve kulluk bakımından da çocuklarına çok güzel örnek olmuşlardır.
Her gece teheccüde ailecek kalkarlar. Kuran okur ve dua ederler. Sabah namazlarını cemaatle kılar, namazdan sonra ders ve sohbet yaparlar. Emine Hanım itaati, fedakârlığı, ciddiyeti ve sabrı ve hayâsıyla dostları tarafından parmakla gösteriliyor. Hayatını Hz. Aişe ve Hz. Fâtıma (r.anhuma) gibi İslama hizmet ve Kuran hakikatine adamış, onların yaşantılarını kendisine örnek almış.
Kendisine 5 çocuğunu nasıl hafız yetiştirdiğini sorduğumuzda şöyle cevap verdi:
Hayatımızı kontrol altına aldık. Plan-program çizdik ve her şeyi saatlere göre ayarladık. Mesela evimiz bir okul gibidir. Ders saati, yemek saati, istirahat saatleri vardır. Sabah olunca çocuklarımı bir öğretmen gibi sınıf işlevi gören oturma odamıza toplardım. Her gün onlara Kuran-ı Kerimi okumanın ve ezberlemenin büyük sevaplar kazandırdığını ayet ve hadisler ışığı altında anlatırdım.
Hafız olanın Cennette başına taç giydirileceğini söylerdim. Sonra da Kuranı ezberlemede yardımcı olurdum.
Ertesi gün bir gün önce ezberlenen sayfaları tekrarlatırdım ki iyice hafızalarına yerleşsin. Ve böylelikle 5 çocuğum hafız oldu. Ayrıca hadis-i şerif de ezberliyorduk.
Belki inanamayacaksınız ama kızım Sahih-i Müslimin de tamamını ezberlemiştir. En küçük oğlum Muhammet 11 yaşında. 40 defa Kuranı hatmetti. 40 hadis ezberledi. Yaz tatillerinde onunla programı yapıyoruz. Ona ödüller koyuyorum. Okul zamanlarında Kuran okumayı unutmaması için her akşam Kurandan 1 sayfa mutlaka birlikte okuyoruz. Ardından kısa kısa ilmihal bilgilerini birlikte öğreniyoruz.
Emine Hanım günlük programlarını misafir de gelse araya tatiller de girse aksatmadan uyguluyorlarmış. Bunun için inanmak ve kararlı olmak gerekiyor.diyor. Bir de, Kendi yapmadığınız, yapamadığınız şeyi çocuklarınızdan istemeyiniz. tavsiyesinde bulunuyor
Ne dersiniz arkadaşlar...Muhteşem degil mi....Rabbim inşallah cümlemize böyle saliha bir eş ((G.G)) nasip eyler de, öyle bir annenin elinden terbiye edilmiş cocuklara sahip oluruz. ve dünyaya en güzel mirasımızı bırakmış oluruz...
Efendimizin (sas): Çocuklarınız 7 yaşına girince onları namaza başlatın...hadis-i şerifini aynen tatbik etmiş ve çocuklarını 7 yaşında sevdirerek namaza başlatmış.
Bilmeleri gereken şeyleri öğretmiş, çocuklarını ayet ve hadis gıdalarıyla da beslemiş. Ondaki gayret ve ciddiyet çocuklarına da sirayet etmiş durumda. Öyle ki, en büyüğü 25, en küçüğü 11 yaşında olan çocuklarının bir vakit kaza namazları ve kaza oruçları bulunmuyormuş. Böylesine bir ciddiyet içinde meselelerine sahip çıkmışlar aile olarak.
Tabii bu ailevi terbiyede eşi İlyas hocaefendinin de kendisine çok büyük desteği olmuş. El Ezher Üniversitesi mezunu İlyas Bey, ömrünü ilim yoluna adamış ilim insanıdır.
Evliliklerini de okumak, okutmak, İslâmı yaşamak ve yaşatmak arzusu üzerine kurmuşlar. İlyas hocaefendi ve Emine Hanım ciddi fedakârlıklar sonucunda evlerini bir ilim meclisi haline getirmişler. Kız çocuklarını okutma alışkanlığı olmayan geleneksel bir yapı içinde olmalarına rağmen 5 kızını da okutmuştur.
Emine Hanımla Almanyada evlenen İlyas hoca, o zamanlar din görevlisidir. Çocuklarının altısı Almanyada doğmuştur. Rahat bir yaşantıları vardır. Fakat İlyas hocanın içi hep buruktur. Çocuklarını maneviyattan yoksun okullarda okutmak istememektedir.
Maddiyatı ve oradaki görünürde cazibeli olan refahı ilim için, hizmet için elinin tersiyle iter ve ailecek okumak için Mısıra giderler.
5 sene ciddi bir fedakârlık, sabır ve aşkla çocuklarının eğitimi sağlanır. Fıkıh, siyer, hadis, akaid, Arapça derslerinde büyük mesafeler kat ederler.
Emine Hanım ve İlyas hoca sadece ilim yönünden değil, Cenab-ı Hakka itaat ve kulluk bakımından da çocuklarına çok güzel örnek olmuşlardır.
Her gece teheccüde ailecek kalkarlar. Kuran okur ve dua ederler. Sabah namazlarını cemaatle kılar, namazdan sonra ders ve sohbet yaparlar. Emine Hanım itaati, fedakârlığı, ciddiyeti ve sabrı ve hayâsıyla dostları tarafından parmakla gösteriliyor. Hayatını Hz. Aişe ve Hz. Fâtıma (r.anhuma) gibi İslama hizmet ve Kuran hakikatine adamış, onların yaşantılarını kendisine örnek almış.
Kendisine 5 çocuğunu nasıl hafız yetiştirdiğini sorduğumuzda şöyle cevap verdi:
Hayatımızı kontrol altına aldık. Plan-program çizdik ve her şeyi saatlere göre ayarladık. Mesela evimiz bir okul gibidir. Ders saati, yemek saati, istirahat saatleri vardır. Sabah olunca çocuklarımı bir öğretmen gibi sınıf işlevi gören oturma odamıza toplardım. Her gün onlara Kuran-ı Kerimi okumanın ve ezberlemenin büyük sevaplar kazandırdığını ayet ve hadisler ışığı altında anlatırdım.
Hafız olanın Cennette başına taç giydirileceğini söylerdim. Sonra da Kuranı ezberlemede yardımcı olurdum.
Ertesi gün bir gün önce ezberlenen sayfaları tekrarlatırdım ki iyice hafızalarına yerleşsin. Ve böylelikle 5 çocuğum hafız oldu. Ayrıca hadis-i şerif de ezberliyorduk.
Belki inanamayacaksınız ama kızım Sahih-i Müslimin de tamamını ezberlemiştir. En küçük oğlum Muhammet 11 yaşında. 40 defa Kuranı hatmetti. 40 hadis ezberledi. Yaz tatillerinde onunla programı yapıyoruz. Ona ödüller koyuyorum. Okul zamanlarında Kuran okumayı unutmaması için her akşam Kurandan 1 sayfa mutlaka birlikte okuyoruz. Ardından kısa kısa ilmihal bilgilerini birlikte öğreniyoruz.
Emine Hanım günlük programlarını misafir de gelse araya tatiller de girse aksatmadan uyguluyorlarmış. Bunun için inanmak ve kararlı olmak gerekiyor.diyor. Bir de, Kendi yapmadığınız, yapamadığınız şeyi çocuklarınızdan istemeyiniz. tavsiyesinde bulunuyor
Ne dersiniz arkadaşlar...Muhteşem degil mi....Rabbim inşallah cümlemize böyle saliha bir eş ((G.G)) nasip eyler de, öyle bir annenin elinden terbiye edilmiş cocuklara sahip oluruz. ve dünyaya en güzel mirasımızı bırakmış oluruz...