Bir zamanlar çokmu çok güzel bir kadın varmış kadının bir gün kocası hacca gitmiş ve gitmeden önce kardeşine tenbih eylemiş hanımın ihtiyaçlarını karşılaması ve onu koruması için sıkı sıkı tembihlemiş. Kardeşi kötü yürekli bir kişi imiş ve abisinin hanımının ihtiyaçlarını karşılıyormu? ve bir gün yine ihtiyaçlarını giderirken perde arkasından kadının yüz güzelliğini görünce aklı başından gitmiş görür görmez aşık olmuş. Yemeden içmeden kesilmiş ve bir gün fırsatını bulup kötü niyetini kadına söylemiş ve kadın demişki;
Sen Allah tan korkmazmısın. Sen abine gelince ne cevab vereceksin ve onu şiddetle kovmuş tabi. O kötü insan demişki;
Sana öyle bir iftira atarım ki ölümden kutulamazsın. Kadın;
Senin kötü iftirandan korkmuyorum ben yarınki ahirette hesabtan korkuyorum demiş. Ve o kişiyi şiddetle kovmuş.
Kötü yürekli o kişi dört kişiyi tutmuş ve kadının(hakimin) huzuruna çıkmışlar falanca kadın zina etti demişler. Kadıda dört kişinin şahitliğini kabul etmiş ve kadını çölün ortasında halkla beraber taşlatmış.
Kadını öldü diye bırakmışlar, kadın kan revan içinde kalmış. Akşam olmuş sabah olunca kadın kendine gelmeye başlamış bağırmaya ve sızlanmaya başlayınca yoldan geçen bir bedevi onun yanına gelmiş ve hal hatırını sormuş.
Kadın, ben çok hastayım, demiş.
Adam da ben seni iyileştirim, demiş ve kadını evine götürmüş. Hanımıyla beraber tedavi etmişler ve kadın her gün iyileştikçe yüzünün güzelliği ortaya çıkmaya başlamış.
İyileştiği zaman yine o muhteşem yüzelliği ortaya çıkınca bedevi ona aşık olmuş ne olur senin aşkından yemez oldum. Gel benim helalim ol demiş ve kadın bunu reddetmiş.
Ve o bedevi isteğinin olmayacağını anlayınca, bundan sonra ayın kardeşimsin demiş.
Bevinin bir kölesi varmış. Bu köle perde arkasından kadının güzelliğini görünce öyle bir aşık olmuş ki aklı başından gitmiş ve bir fırsatını bulup o kötü fikrini kadına söylemiş. Kadın onu reddedince köle sana öyle bir iftira atarımki bundan kurtulamazsın demiş ve gitmiş.
Akşam olunca efendisinin çocuğunu öldürüp hançeri kadının yastığının altına koymuş. Sabah olunca çocuğunun annesi bu acı olayı görünce haykırmaya başlamış. Ve herkes toplanmış kim yapar diye kendi aralarında hayretle konuşmaya başlamışlar.
Ve hançeri bedevi kadının yastığı altında bulunca kadına ağzına gelen şeyleri söylemeye başlayınca o güzel kadın ben senin çocuğunu öldürüp elime ne geçecek senin bunca iyiliğinin karşılığı bu mu deyip ağlamaya başlamış...
Bedevi akıllı bir kişi imiş, ve onun yapmadığını anlayınca demişki buralardan git....
Hanımım seni görünce oğlu aklına gelir üzülür. Al sana 300 dirhem demiş, o güzel kadını yollamış... O da yollara düşmüş.
Yolu bir köye denk gelmiş. Köyün içinde bir kalabalık varmış ve kalabalığa yönelip sormuş:
Neden toplandınız?
Onlar da: Bizim yöneticimiz bizden senelik vergi topluyor vermeyenleri asıyor demişler. Asılacak ki?i ise bir delikanlı parası olmadığından bugün asılacak demişler. Ve o güzel kadın demiş ki;
Ne kadarmış borcu?
Demişler ki; 300 dirhem....
Güzel kadın, ben onun borcunu ödesem asılmaktan kurtulur mu? demiş... evet deyince de borcunu ödemiş.
Tabi genç asılmaktan kurtulmuş. O genç kendisini kurtaran kadının peşine düşmüş ve kadına tam teşekkür edeceği sırada güzelliğini görüp aklı başından gitmiş ve arzusunu söyleyince kadın benim iyiliğimin karşılığı bu mu demiş ve reddetmiş.
O genç peşini bırakmamış. Yolu bir limanın yanına gelmiş. Genç umduğunu bulamayınca geminin kaptanına bu benim kölem demiş, istediğimi yaptıramıyorum gel sana satayım demiş.
Tabi ucuz fiyata satmış. Kadın ben evliyim ben köle değilim, demiş. Ama sözünü dinleyen kim?
Kaptan güzelliğini görünce gemiye almış. Tabi aşk galip gelince akıl baştan gidiyor o kötü emelini uygulamaya kalkınca kadın feryat etmeye başlamış...
Sen Allah'tan korkmaz mısın? Sizin kardeşiniz olsa bacınız olsa hanımınız olsa buna müsade eder misiniz? deyince çalışanlar bunu kurtarmış.
Çalışanlarda bunun güzelliğini görünce hepsi aşık olmuş. Tabi yüzde bulamayınca hepsi birlikte ortaya alıp kötü arzularını gerçekleştireceği sırada kadın ellerini semaya kaldırıp dua etmeye başlamış. Sanki duasına denizdeki dalgalarda amin demiş. Kadın Ya Rabbi ben senden yardım bekliyorum, bunların kötü isteklerinden beni kurtar yada canımı al demiş. Ve denizden bir ateş çıkıp hepsini yakmış kül eylemiş.
Kadın erkek elbisesi giyip sahile yaklaşmış, limana varınca halk başına toplanmış. Gemide tek kişi olduğunu anlayınca şaşmışlar. Ey genç demişler, bu gemiyi buraya kadar nasıl getirdin demişler.
O kadın demiş ki kral gelmeden olanları açıklamayacağını söylemiş. Ordakiler krala haber götürmüşler ve krala demişler ki efemdim devletlim, limana çok güzel bir genç geldi. Gemiyi yanlız başına getirmiş ve de sizden bir isteği var demişler.
Tabii kral hazırlanıp yollara düşmüş. Kadın kralı görünce demiş ki;
- Ben bir kadınım ve de gemide olanları anlatınca kadının kerametini anlamışlar. Kadın krala demişki efendim bana bir ibadet yapabileceğim bir ev yap demiş. Bu gemideki bütün eşyaları da devlet hazinesine bağışlıyorum demiş.
Kral o kadına öyle bir mabet yaptırmış ki, sanki saray... Kadın bütün ömrünü bu mabedde ibadet ve taatle geçirmeye başlamış. Ve Allah azze ve celle katında makbul bir kul olduğundan, herkese namı yayılmaya başlamış. Tabii kadının kocası hacdan geri gelince evi harap olmuş. Ve kardeşine gelince kardeşi felç olmuş. Perişan halde kardeşini görünce daha da içi yanmış hanımını sormuş kardeşi de bir kişiyle zina etti. Kadı taşlatıp öldürttü demiş.
Adamcağız hanımının bu hale gelmesine çok üzülmüş. Kardeşini de böyle görünce hepten içi yanmış. Kardeşine demişki;
Kardeşim falanca beldede bir evliya kadın varmış. Duasıyla hastalar iyileşiyormuş. Kardeşi bu habere çok sevinmiş. Hemen gidelim demiş, ve yola düşmüşler.
Yolları bir köye gelince bir eve misafir olmuşlar. Hal hatır sorulunca böyle bir hastamız var falanca beldede bir mübarek evliya var ona gidiyoruz demişler.
Ev sahibi de demişki benimde bir kölem var kötürüm oldu, bende gideyimde belki iyileşir demiş.
Beraber yola düşmüşler ve yolları bir köye gelmiş bir yaşlı kadın onlara sormuş nereye gidiyorsunuz. Onlarda nereye gideceklerini söyleyince aman evlatlarım benim bir genç oğlum var demiş kötürüm oldu. Ne olur bende oğlumla beraber geleyim demiş...
Hep birlikte o evliyanın bulunduğu beldeye hareket etmişler. O evliya kadının evine varmışlar. Hacetlerini bildirince o kadın hepsini tanımış kocasının da orda olduğunu görünce hem sevinmiş hemde üzülmüş. Nasıl kendisimin suçsuz olduğunu ispat edeğim diye de üzülmüş. Huzura çıkmışlar o kötürümler için dua etmesini istemişler ve o kadın demişki bunların kurtulmasının bir tek çaresi var demiş.
Bunlar yaptıkları günahları söylesinler pişman olsunlar. Kurtulurlar Allah'ın izniyle demiş...
Kocasının kardeşi ben senin hanımına iftira ettim demiş. Ama hanımın suçsuzdu...
Öbür köle ise bir kadın geldi, sahibimin çocuğunu öldürdüm, suçu ona attım, demiş...
Diğeri ise beni kurtaran kadını köle diye sattım demiş...
O evliya kadın hepsine dua eyleyip hepside hastalığından kurtulmuş... Hepsi huzurdan ayrılırken kocasına sen gitme demiş.
Tabi herkes dışarı çıkınca yüzündeki peçeyi çıkarınca kocası düşmüş bayılmış... Ayılınca neden bayıldın demiş?
O da benim bir hanımım vardı. Aynen sana benziyordu demiş...
Kadın da kendisinin hanımı olduğunu söyleyince hasretle sarılıp şükür secdesi yapmışlar...
alıntı bunun kaynağını bulamadım.bilen varsa ins.paylaşırsa sevinirim.
Sen Allah tan korkmazmısın. Sen abine gelince ne cevab vereceksin ve onu şiddetle kovmuş tabi. O kötü insan demişki;
Sana öyle bir iftira atarım ki ölümden kutulamazsın. Kadın;
Senin kötü iftirandan korkmuyorum ben yarınki ahirette hesabtan korkuyorum demiş. Ve o kişiyi şiddetle kovmuş.
Kötü yürekli o kişi dört kişiyi tutmuş ve kadının(hakimin) huzuruna çıkmışlar falanca kadın zina etti demişler. Kadıda dört kişinin şahitliğini kabul etmiş ve kadını çölün ortasında halkla beraber taşlatmış.
Kadını öldü diye bırakmışlar, kadın kan revan içinde kalmış. Akşam olmuş sabah olunca kadın kendine gelmeye başlamış bağırmaya ve sızlanmaya başlayınca yoldan geçen bir bedevi onun yanına gelmiş ve hal hatırını sormuş.
Kadın, ben çok hastayım, demiş.
Adam da ben seni iyileştirim, demiş ve kadını evine götürmüş. Hanımıyla beraber tedavi etmişler ve kadın her gün iyileştikçe yüzünün güzelliği ortaya çıkmaya başlamış.
İyileştiği zaman yine o muhteşem yüzelliği ortaya çıkınca bedevi ona aşık olmuş ne olur senin aşkından yemez oldum. Gel benim helalim ol demiş ve kadın bunu reddetmiş.
Ve o bedevi isteğinin olmayacağını anlayınca, bundan sonra ayın kardeşimsin demiş.
Bevinin bir kölesi varmış. Bu köle perde arkasından kadının güzelliğini görünce öyle bir aşık olmuş ki aklı başından gitmiş ve bir fırsatını bulup o kötü fikrini kadına söylemiş. Kadın onu reddedince köle sana öyle bir iftira atarımki bundan kurtulamazsın demiş ve gitmiş.
Akşam olunca efendisinin çocuğunu öldürüp hançeri kadının yastığının altına koymuş. Sabah olunca çocuğunun annesi bu acı olayı görünce haykırmaya başlamış. Ve herkes toplanmış kim yapar diye kendi aralarında hayretle konuşmaya başlamışlar.
Ve hançeri bedevi kadının yastığı altında bulunca kadına ağzına gelen şeyleri söylemeye başlayınca o güzel kadın ben senin çocuğunu öldürüp elime ne geçecek senin bunca iyiliğinin karşılığı bu mu deyip ağlamaya başlamış...
Bedevi akıllı bir kişi imiş, ve onun yapmadığını anlayınca demişki buralardan git....
Hanımım seni görünce oğlu aklına gelir üzülür. Al sana 300 dirhem demiş, o güzel kadını yollamış... O da yollara düşmüş.
Yolu bir köye denk gelmiş. Köyün içinde bir kalabalık varmış ve kalabalığa yönelip sormuş:
Neden toplandınız?
Onlar da: Bizim yöneticimiz bizden senelik vergi topluyor vermeyenleri asıyor demişler. Asılacak ki?i ise bir delikanlı parası olmadığından bugün asılacak demişler. Ve o güzel kadın demiş ki;
Ne kadarmış borcu?
Demişler ki; 300 dirhem....
Güzel kadın, ben onun borcunu ödesem asılmaktan kurtulur mu? demiş... evet deyince de borcunu ödemiş.
Tabi genç asılmaktan kurtulmuş. O genç kendisini kurtaran kadının peşine düşmüş ve kadına tam teşekkür edeceği sırada güzelliğini görüp aklı başından gitmiş ve arzusunu söyleyince kadın benim iyiliğimin karşılığı bu mu demiş ve reddetmiş.
O genç peşini bırakmamış. Yolu bir limanın yanına gelmiş. Genç umduğunu bulamayınca geminin kaptanına bu benim kölem demiş, istediğimi yaptıramıyorum gel sana satayım demiş.
Tabi ucuz fiyata satmış. Kadın ben evliyim ben köle değilim, demiş. Ama sözünü dinleyen kim?
Kaptan güzelliğini görünce gemiye almış. Tabi aşk galip gelince akıl baştan gidiyor o kötü emelini uygulamaya kalkınca kadın feryat etmeye başlamış...
Sen Allah'tan korkmaz mısın? Sizin kardeşiniz olsa bacınız olsa hanımınız olsa buna müsade eder misiniz? deyince çalışanlar bunu kurtarmış.
Çalışanlarda bunun güzelliğini görünce hepsi aşık olmuş. Tabi yüzde bulamayınca hepsi birlikte ortaya alıp kötü arzularını gerçekleştireceği sırada kadın ellerini semaya kaldırıp dua etmeye başlamış. Sanki duasına denizdeki dalgalarda amin demiş. Kadın Ya Rabbi ben senden yardım bekliyorum, bunların kötü isteklerinden beni kurtar yada canımı al demiş. Ve denizden bir ateş çıkıp hepsini yakmış kül eylemiş.
Kadın erkek elbisesi giyip sahile yaklaşmış, limana varınca halk başına toplanmış. Gemide tek kişi olduğunu anlayınca şaşmışlar. Ey genç demişler, bu gemiyi buraya kadar nasıl getirdin demişler.
O kadın demiş ki kral gelmeden olanları açıklamayacağını söylemiş. Ordakiler krala haber götürmüşler ve krala demişler ki efemdim devletlim, limana çok güzel bir genç geldi. Gemiyi yanlız başına getirmiş ve de sizden bir isteği var demişler.
Tabii kral hazırlanıp yollara düşmüş. Kadın kralı görünce demiş ki;
- Ben bir kadınım ve de gemide olanları anlatınca kadının kerametini anlamışlar. Kadın krala demişki efendim bana bir ibadet yapabileceğim bir ev yap demiş. Bu gemideki bütün eşyaları da devlet hazinesine bağışlıyorum demiş.
Kral o kadına öyle bir mabet yaptırmış ki, sanki saray... Kadın bütün ömrünü bu mabedde ibadet ve taatle geçirmeye başlamış. Ve Allah azze ve celle katında makbul bir kul olduğundan, herkese namı yayılmaya başlamış. Tabii kadının kocası hacdan geri gelince evi harap olmuş. Ve kardeşine gelince kardeşi felç olmuş. Perişan halde kardeşini görünce daha da içi yanmış hanımını sormuş kardeşi de bir kişiyle zina etti. Kadı taşlatıp öldürttü demiş.
Adamcağız hanımının bu hale gelmesine çok üzülmüş. Kardeşini de böyle görünce hepten içi yanmış. Kardeşine demişki;
Kardeşim falanca beldede bir evliya kadın varmış. Duasıyla hastalar iyileşiyormuş. Kardeşi bu habere çok sevinmiş. Hemen gidelim demiş, ve yola düşmüşler.
Yolları bir köye gelince bir eve misafir olmuşlar. Hal hatır sorulunca böyle bir hastamız var falanca beldede bir mübarek evliya var ona gidiyoruz demişler.
Ev sahibi de demişki benimde bir kölem var kötürüm oldu, bende gideyimde belki iyileşir demiş.
Beraber yola düşmüşler ve yolları bir köye gelmiş bir yaşlı kadın onlara sormuş nereye gidiyorsunuz. Onlarda nereye gideceklerini söyleyince aman evlatlarım benim bir genç oğlum var demiş kötürüm oldu. Ne olur bende oğlumla beraber geleyim demiş...
Hep birlikte o evliyanın bulunduğu beldeye hareket etmişler. O evliya kadının evine varmışlar. Hacetlerini bildirince o kadın hepsini tanımış kocasının da orda olduğunu görünce hem sevinmiş hemde üzülmüş. Nasıl kendisimin suçsuz olduğunu ispat edeğim diye de üzülmüş. Huzura çıkmışlar o kötürümler için dua etmesini istemişler ve o kadın demişki bunların kurtulmasının bir tek çaresi var demiş.
Bunlar yaptıkları günahları söylesinler pişman olsunlar. Kurtulurlar Allah'ın izniyle demiş...
Kocasının kardeşi ben senin hanımına iftira ettim demiş. Ama hanımın suçsuzdu...
Öbür köle ise bir kadın geldi, sahibimin çocuğunu öldürdüm, suçu ona attım, demiş...
Diğeri ise beni kurtaran kadını köle diye sattım demiş...
O evliya kadın hepsine dua eyleyip hepside hastalığından kurtulmuş... Hepsi huzurdan ayrılırken kocasına sen gitme demiş.
Tabi herkes dışarı çıkınca yüzündeki peçeyi çıkarınca kocası düşmüş bayılmış... Ayılınca neden bayıldın demiş?
O da benim bir hanımım vardı. Aynen sana benziyordu demiş...
Kadın da kendisinin hanımı olduğunu söyleyince hasretle sarılıp şükür secdesi yapmışlar...
alıntı bunun kaynağını bulamadım.bilen varsa ins.paylaşırsa sevinirim.
Son düzenleme: