- Üyelik Tarihi
- 15 Kas 2005
- Mesajlar
- 222
- Aldığı Beğeniler
- 0
- Takım
- Diğer
Bedîüzzamân Hazretlerinin koyu bir "İttihâd-ı İslâm" tarafdârı olduğunu herkes bilir. Fakat, ne hikmetse, o zâtın görüşlerinin "nâşir-i efkârı" olma iddiasındaki bir refîkımiz, AB'ye girme teşebbüslerine herkesten fazla destek olmak yolunda kahramanca ilerliyor. Meşhûr 3 Ekim sonrası attıkları "Avrupa Birliği'nde Müslüman Türkiye" başlığı, o günün "Milat" olduğunu söylemeleri; mevzûun onlarca karasevdâ hâline geldiğini gösterse gerek.
AB'ye girecek olanın -farz-ı muhâl gerçekleşse bile- TC devleti olduğu, bizim devlet yapımızın ise dünyânın "en katı laikliği" olduğu apaçık meydanda iken; o farazî birlik gerçekleşmeden önce acabâ Türkiye devleti "Kemalist şerîat" ölçülerinden "İslâm şerîatı" normlarına mı geçecek? Bizim eski dostlar yoksa Süfyanizmin renk değiştirdiğine mi inanıyorlar?
Ardıç Kuşu bu uçuk hayâllere karşı aynı gün diyordu ki: "Kıbrıs'tan askeri çekmeden o birliğe giremezsiniz. Sözde Ermeni soykırımını kabûl etmeden o birliğe giremezsiniz. Güneydoğu illerimize şöyle ya da böyle bir tür özerklik vermeden o birliğe giremezsiniz." (Akşam, 5 Ekim 05)
Yüksek fikirlerinden istifâde ettiğimiz bir "İslâmcı yazar" dostumuz ise ma'hûd "nâşir-i efkârı" solladı. Aynı günkü yazısında şöyle diyor: "Avrupa Birliği'ne tam üye olup 'medeniyetler uzlaşması'na kapıları açmış güçlü bir Türkiye, hem Türk dünyâsı, hem de İslâm dünyâsı için büyük şanstır? Bu süreç iyi yönetildiği takdîrde, 'Türk Birliği' sonrasında 'İttihâd-ı İslâm'a (İslâm Birliğine) kadar gider."
Farazâ Türkiye o birliğe alınsa, acabâ Vakit gazetesi Almanya'da serbest mi olacak, yoksa Türkiye'de de mi yasaklanacak? Ba'zan böyle sorulara cevâb bulmakta kafam çalışmıyor!.. Ama, esâsta bir "Haçlı Birliği" olan AB'nin önce "Türk Birliği" ve arkasından da "İttihâd-ı İslâm" doğuracağını sanmanın nasıl bir "uzak görüşlülük" gerektirdiğini anlamasam; "zihin özürlü" sınıfına girer miyim? Karga yumurtasından aslan mı çıkacak?
Mehmet Barlas, AB'ye girecek Türkiye'yi "30 AB komiserinin idâre edeceğini, egemenlik haklarımızın bir kısmını Avrupa'ya vermemiz gerektiğini" Fransa eski Başkanı Giscard d'Estaing'e dayandırarak, hem de aynı gün (Sabah, 5 Ekim 05) duyuruyordu. "AB-TB-İİ" masallarına inanan veyâ o masallarla TC'nin Müslüman vatandaşlarına narkoz veren zât-ı muhteremler bardağın bu boş tarafını da gizlemeden sunsalar yanlış mı yapmış olurlar?
Karakoç üstâdın köşesine aldığı şiir ise altı gün sonra çıktı. Murat Tanrıverdi demiş ki:
"Kırk yıl oldu bekliyoruz kapıda/ Beklemeye devâm, sıradayız biz./ Ad-esâme yoktur çapta, tapuda/ Çekilişe devâm, buradayız biz?
"Bekle geliyoruz çan Avrupa'sı/ Topladık yorganı, tarağı, tası/ Basında, yayında bayram havası/ Düğün-dernek, çayda-çıradayız biz?
"Var ise, yok ise AB'ye girmek/ Bu yönde çarpıyor atıyor yürek/ Teşbihte bir hatâ olmasa gerek/ Onlar bağ-bahçede, mer'adayız biz?
"AB hey'etleri teftişe gelir/ Schmidt'i, Wassink'i peş peşe gelir/ Yok mu bu ülkede bir dişe gelir?/ Sanki yurdumuzda kirâdayız biz?
" 'Müzâkere-görüş' ağrıdı başım/ Yirmi yıl sonraymış serbest dolaşım/ Hele bekleye dur benim gardaşım/ İniş var, yokuş var, deredeyiz biz?
"Hilâl'e âşık mı bu Haçlı ocak?/ Hans'lar Hasan'lara açar mı kucak?/ Ne yapsak, neylesek kalkmıyor uçak/ Daha uzun süre karadayız biz?" (Vakit, 11 Ekim 05)
Mes'ele ile ilgili şu dokümanları bir araya getirirken, güzel bir de fıkra ayarlamıştım, fakat bugünkü yerimiz doldu. Onu da başka zamân sunarım inşâallah.
Hayâl pilâvına Kızılırmak kadar yağ katmaya çalışanlar, kendilerine kulak verenleri uyutmaya devâm etsinler; lâkin Avrupa Birliği'ne Türkiye'nin aslâ katılamayacağını, üstelik bu birliğin fazla sürmeden kendi içinde dağılacağını, bütün sistemlerin gümbür gümbür çökeceğini, o dağılmaların arkasından ise sâdece ve sâdece "İslâm Birliği" gerçeğinin güneş gibi doğacağını da unutmasalar iyi olmaz mı?
Mustafa Kaplan
mkaplan@vakit.com.tr
AB'ye girecek olanın -farz-ı muhâl gerçekleşse bile- TC devleti olduğu, bizim devlet yapımızın ise dünyânın "en katı laikliği" olduğu apaçık meydanda iken; o farazî birlik gerçekleşmeden önce acabâ Türkiye devleti "Kemalist şerîat" ölçülerinden "İslâm şerîatı" normlarına mı geçecek? Bizim eski dostlar yoksa Süfyanizmin renk değiştirdiğine mi inanıyorlar?
Ardıç Kuşu bu uçuk hayâllere karşı aynı gün diyordu ki: "Kıbrıs'tan askeri çekmeden o birliğe giremezsiniz. Sözde Ermeni soykırımını kabûl etmeden o birliğe giremezsiniz. Güneydoğu illerimize şöyle ya da böyle bir tür özerklik vermeden o birliğe giremezsiniz." (Akşam, 5 Ekim 05)
Yüksek fikirlerinden istifâde ettiğimiz bir "İslâmcı yazar" dostumuz ise ma'hûd "nâşir-i efkârı" solladı. Aynı günkü yazısında şöyle diyor: "Avrupa Birliği'ne tam üye olup 'medeniyetler uzlaşması'na kapıları açmış güçlü bir Türkiye, hem Türk dünyâsı, hem de İslâm dünyâsı için büyük şanstır? Bu süreç iyi yönetildiği takdîrde, 'Türk Birliği' sonrasında 'İttihâd-ı İslâm'a (İslâm Birliğine) kadar gider."
Farazâ Türkiye o birliğe alınsa, acabâ Vakit gazetesi Almanya'da serbest mi olacak, yoksa Türkiye'de de mi yasaklanacak? Ba'zan böyle sorulara cevâb bulmakta kafam çalışmıyor!.. Ama, esâsta bir "Haçlı Birliği" olan AB'nin önce "Türk Birliği" ve arkasından da "İttihâd-ı İslâm" doğuracağını sanmanın nasıl bir "uzak görüşlülük" gerektirdiğini anlamasam; "zihin özürlü" sınıfına girer miyim? Karga yumurtasından aslan mı çıkacak?
Mehmet Barlas, AB'ye girecek Türkiye'yi "30 AB komiserinin idâre edeceğini, egemenlik haklarımızın bir kısmını Avrupa'ya vermemiz gerektiğini" Fransa eski Başkanı Giscard d'Estaing'e dayandırarak, hem de aynı gün (Sabah, 5 Ekim 05) duyuruyordu. "AB-TB-İİ" masallarına inanan veyâ o masallarla TC'nin Müslüman vatandaşlarına narkoz veren zât-ı muhteremler bardağın bu boş tarafını da gizlemeden sunsalar yanlış mı yapmış olurlar?
Karakoç üstâdın köşesine aldığı şiir ise altı gün sonra çıktı. Murat Tanrıverdi demiş ki:
"Kırk yıl oldu bekliyoruz kapıda/ Beklemeye devâm, sıradayız biz./ Ad-esâme yoktur çapta, tapuda/ Çekilişe devâm, buradayız biz?
"Bekle geliyoruz çan Avrupa'sı/ Topladık yorganı, tarağı, tası/ Basında, yayında bayram havası/ Düğün-dernek, çayda-çıradayız biz?
"Var ise, yok ise AB'ye girmek/ Bu yönde çarpıyor atıyor yürek/ Teşbihte bir hatâ olmasa gerek/ Onlar bağ-bahçede, mer'adayız biz?
"AB hey'etleri teftişe gelir/ Schmidt'i, Wassink'i peş peşe gelir/ Yok mu bu ülkede bir dişe gelir?/ Sanki yurdumuzda kirâdayız biz?
" 'Müzâkere-görüş' ağrıdı başım/ Yirmi yıl sonraymış serbest dolaşım/ Hele bekleye dur benim gardaşım/ İniş var, yokuş var, deredeyiz biz?
"Hilâl'e âşık mı bu Haçlı ocak?/ Hans'lar Hasan'lara açar mı kucak?/ Ne yapsak, neylesek kalkmıyor uçak/ Daha uzun süre karadayız biz?" (Vakit, 11 Ekim 05)
Mes'ele ile ilgili şu dokümanları bir araya getirirken, güzel bir de fıkra ayarlamıştım, fakat bugünkü yerimiz doldu. Onu da başka zamân sunarım inşâallah.
Hayâl pilâvına Kızılırmak kadar yağ katmaya çalışanlar, kendilerine kulak verenleri uyutmaya devâm etsinler; lâkin Avrupa Birliği'ne Türkiye'nin aslâ katılamayacağını, üstelik bu birliğin fazla sürmeden kendi içinde dağılacağını, bütün sistemlerin gümbür gümbür çökeceğini, o dağılmaların arkasından ise sâdece ve sâdece "İslâm Birliği" gerçeğinin güneş gibi doğacağını da unutmasalar iyi olmaz mı?
Mustafa Kaplan
mkaplan@vakit.com.tr