TURKUAZ 07.09.2005 ÇARŞAMBA
Abdullah Cevdet'in adı kolay silinir mi? ...
İyilik ve kötülügün, güzellik ve çirkinligin bu kadar iç içe girdigi bir dönem yok galiba. Göz göre göre birinin ak dedigine digeri kara diyebiliyor. Zalimligi kahramanlıkla eşdeger tutanların da sayısı az degil.
Çok degil, üzerinden yarım asır geçmiş 27 Mayıs darbesi bile bazılarınca Türkiye'yi kurtarma harekatı gibi. O yüzden Abdullah Cevdet'in, adının Ankara'daki bir sokaktan silinmesi dolayısıyla tartışılmasını da yadırgamamak gerekiyor.
En çok tepki çeken yönü Türk ırkının ıslahı için Macaristan'dan damızlık erkek getirelim! şeklinde bir teklif getirmiş olması. Bazıları bunun dogru olmadıgını söylese de, şüyuu vukuundan beter bir söz üzerine kalmış. Bu söz ona ait olmasa bile, hayatı ve eserleri yukarıdaki sözden geri kalır degil.
Sadece Abdullah Cevdet degil, o dönemin benzer aydınlarının yapısı hep birbirine benziyor. Tıpkı Nursuz Ataç diye anılan Nurullah Ataç'ın, kendini sürekli olarak İslam düşmanı Nurullah Ataç diye tanıtması gibi. Abdullah, kelime olarak Allah'ın kulu anlamına geliyorsa da, Abdullah Cevdet'in hayatı, Allah'a isyan, İslam'a düşmanlıkla eşdeger hale geldigi için, bazılarınca Adüvvullah (Allah düşmanı) Cevdet diye anılmış. Dr. Dozy diye bir İslam düşmanının İslam Tarihi adlı eserini Türkçeye o tercüme etmiş. Bu eser yüzünden inancını kaybeden bir tıp ögrencisinin intihar ettigi de anlatılıyor.
Türkçülügün Esasları'nı yazan Ziya Gökalp'in Diyarbakırlı bir Kürt oldugunu herkes biliyor. Ancak onun İttihat Terakki'ye kaydını yapan da soydaşı Abdullah Cevdet.
O, Ziya Gökalp ki, babasının gavur olur endişesiyle okutmak istemedigi ünlü sosyolog. Bir akrabası, babasına soruyor; Peki okumazsa ne olacak? Babası Hiç olmazsa eşek olur! diye cevap veriyor. Babanın gözünde, eşek gavurdan daha üst seviyede görünüyor. Ancak sonunda korktugu oluyor babanın. Oglu, Abdullah Cevdet'le arkadaş oluyor. Onun yolunda ilerliyor. Ne var ki, yaşadıgı çelişkiler onu intiharın eşigine getiriyor. Kurşunu yine Abdullah Cevdet çıkarıyor. Kafasına sıktıgı kurşun, öldürmese de iz bırakıyor.
Abdullah Cevdet'in bıraktıgı iz Ziya Gökalp'in kafasındakiyle sınırlı degil elbette. Toplumun önemli bir kesimini etkiliyor. O yüzden bu konuyu tartışıyoruz ya zaten!
Okulları okuyanlar mahvetti
Derebeyleri, her zaman derede olmuyor. Tepelerde kendilerine saglam bir yer bulup kuruluyor ve keyiflerine göre takılıp işlerine geleni yapıyorlar. Nasıl olsa hesap verecekleri bir yer olmuyor. Yanlışları bile büyük bir saygıyla karşılanıyor. Maliyet, farkında olmasa da vatandaşın cebinden karşılanıyor.
Meslek liseleri hakkında yıllarca konuşuldu, tartışıldı sonuç de işmedi. Bir avuç üst düzey(siz)in dedi i oldu ve milletin canına okundu. Onlar ideolojilerine sarılarak kendilerini korumayı bildiler.
Bu sene ortaokulu bitiren çocuklar, belli liselere girebilmek için sınavlara katıldı. Veliler de en az ö renciler kadar heyecanlıydı. Fakat liselere giriş puanları öylesine yükseldi ki, puan borsası yerinden oynadı. Geçtigimiz yıllarda ekonomide yaşanan dalgalanma, bu defa okulların puanında yaşandı.
Sebebi gayet açık; şimdiye kadar severek, isteyerek meslek liselerini seçen ög renciler, puanlarındaki kırpılmalar yüzünden diger liseleri seçtiler.
21.08.2005
HASAN SUTAY
Abdullah Cevdet'in adı kolay silinir mi? ...
İyilik ve kötülügün, güzellik ve çirkinligin bu kadar iç içe girdigi bir dönem yok galiba. Göz göre göre birinin ak dedigine digeri kara diyebiliyor. Zalimligi kahramanlıkla eşdeger tutanların da sayısı az degil.
Çok degil, üzerinden yarım asır geçmiş 27 Mayıs darbesi bile bazılarınca Türkiye'yi kurtarma harekatı gibi. O yüzden Abdullah Cevdet'in, adının Ankara'daki bir sokaktan silinmesi dolayısıyla tartışılmasını da yadırgamamak gerekiyor.
En çok tepki çeken yönü Türk ırkının ıslahı için Macaristan'dan damızlık erkek getirelim! şeklinde bir teklif getirmiş olması. Bazıları bunun dogru olmadıgını söylese de, şüyuu vukuundan beter bir söz üzerine kalmış. Bu söz ona ait olmasa bile, hayatı ve eserleri yukarıdaki sözden geri kalır degil.
Sadece Abdullah Cevdet degil, o dönemin benzer aydınlarının yapısı hep birbirine benziyor. Tıpkı Nursuz Ataç diye anılan Nurullah Ataç'ın, kendini sürekli olarak İslam düşmanı Nurullah Ataç diye tanıtması gibi. Abdullah, kelime olarak Allah'ın kulu anlamına geliyorsa da, Abdullah Cevdet'in hayatı, Allah'a isyan, İslam'a düşmanlıkla eşdeger hale geldigi için, bazılarınca Adüvvullah (Allah düşmanı) Cevdet diye anılmış. Dr. Dozy diye bir İslam düşmanının İslam Tarihi adlı eserini Türkçeye o tercüme etmiş. Bu eser yüzünden inancını kaybeden bir tıp ögrencisinin intihar ettigi de anlatılıyor.
Türkçülügün Esasları'nı yazan Ziya Gökalp'in Diyarbakırlı bir Kürt oldugunu herkes biliyor. Ancak onun İttihat Terakki'ye kaydını yapan da soydaşı Abdullah Cevdet.
O, Ziya Gökalp ki, babasının gavur olur endişesiyle okutmak istemedigi ünlü sosyolog. Bir akrabası, babasına soruyor; Peki okumazsa ne olacak? Babası Hiç olmazsa eşek olur! diye cevap veriyor. Babanın gözünde, eşek gavurdan daha üst seviyede görünüyor. Ancak sonunda korktugu oluyor babanın. Oglu, Abdullah Cevdet'le arkadaş oluyor. Onun yolunda ilerliyor. Ne var ki, yaşadıgı çelişkiler onu intiharın eşigine getiriyor. Kurşunu yine Abdullah Cevdet çıkarıyor. Kafasına sıktıgı kurşun, öldürmese de iz bırakıyor.
Abdullah Cevdet'in bıraktıgı iz Ziya Gökalp'in kafasındakiyle sınırlı degil elbette. Toplumun önemli bir kesimini etkiliyor. O yüzden bu konuyu tartışıyoruz ya zaten!
Okulları okuyanlar mahvetti
Derebeyleri, her zaman derede olmuyor. Tepelerde kendilerine saglam bir yer bulup kuruluyor ve keyiflerine göre takılıp işlerine geleni yapıyorlar. Nasıl olsa hesap verecekleri bir yer olmuyor. Yanlışları bile büyük bir saygıyla karşılanıyor. Maliyet, farkında olmasa da vatandaşın cebinden karşılanıyor.
Meslek liseleri hakkında yıllarca konuşuldu, tartışıldı sonuç de işmedi. Bir avuç üst düzey(siz)in dedi i oldu ve milletin canına okundu. Onlar ideolojilerine sarılarak kendilerini korumayı bildiler.
Bu sene ortaokulu bitiren çocuklar, belli liselere girebilmek için sınavlara katıldı. Veliler de en az ö renciler kadar heyecanlıydı. Fakat liselere giriş puanları öylesine yükseldi ki, puan borsası yerinden oynadı. Geçtigimiz yıllarda ekonomide yaşanan dalgalanma, bu defa okulların puanında yaşandı.
Sebebi gayet açık; şimdiye kadar severek, isteyerek meslek liselerini seçen ög renciler, puanlarındaki kırpılmalar yüzünden diger liseleri seçtiler.
21.08.2005
HASAN SUTAY