Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
Ebû Abdullah el-Kureşî hazretleri çok cömert ve hayır sâhibi idi. Çarşıdan kendi evinin ihtiyâcı için un satın alır, eve getirirken de ihtiyaç sâhibi kimselere verirdi. Fakat eve geldiğinde un kesesinden hiç eksilme olmadığı görülürdü. Bir gün yine çarşıdan un satın alıp geliyordu. Yolda muhtaç birine rastladı. Bu kimse kendisinden un isteyince, her zamanki gibi verdi. Yolda giderken; "Eve vardığımda un isterlerse ne diyeceğim?" diye düşünerek gidiyordu. Elinde bir şeyin var olduğunu hissetti. Avucuna baktığında fakire verdiği unun değeri kadar para vardı. Tekrar çarşıya dönüp o parayla un aldı ve evine götürdü.

Bir kişinin, gece devamlı ağlayan bir çocuğu vardı. Annesi ile babası, Abdullah Kureşî hazretlerinin huzûruna gelerek dört yıldır durmadan ağlayan çocuklarının durumunu anlattılar. Bunun üzerine Abdullah Kureşî, çocuğun annesi ve babası ile evlerine gidip, çocuğa; "Ey Yûsuf! Bu gece ağlama." dedi. Çocuk o günden sonra hiç ağlamadı.

Ebû Abdullah Kureşî hazretlerinin, vefâtına yakın gözleri görmez oldu. Hanımının yanına girince cüzzam hastalığından kurtulduğu gibi, gözleri de açılıyordu. Bir gün gözleri açılmış, vücûdu cüzzam hastalığından kurtulmuş bir hâlde, gümüş gibi bembeyaz bir tenle dostlarının yanına girdi. Onlar Abdullah Kureşî'nin bu hâline çok şaşırdılar. Sonra; "Bu hâl ne?" diye sormaktan kendilerini alamadılar. Bunun üzerine Abdullah Kureşî; "Allahü teâlâ bana önce âfiyet, sonra da, beni imtihân için, hastalık elbisesini giydirdi. Şimdi ise gördüğünüz gibi, yine âfiyet elbisesini giymiş bulunuyorum." diye îzâh etti.

Ömrünü İslâm dîninin emir ve yasaklarını öğrenmek ve öğretmekle geçiren Ebû Abdullah el-Kureşî hazretleri 1202 (H.599) senesinde Kudüs'te vefât etti. Orada defnedildi. Eski Kudüs'de olan kabri hâlen sevenleri tarafından ziyâret edilmektedir. Burada yapılan duâların kabûl olduğu çok tecrübe edilmiştir.

Ebû Abdullah el-Kureşî'nin sohbetleri ve hâllerini talebeleri Fusûl adlı eserde toplamışlardır.
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
Allah razı olsun maneviyat büyüklerimizden
Şefaatlerine mazhar eyler cenabı mevlamız inşaallah
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Aminnnn insaAllah
Cenab-i Hak razi olsun kardesim emegine rahmet tesekkürler
Selam ve Dualarimla.....
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
Bilmukabele
bendende saygılar
selamlar
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
Kendisi şöyle anlatır: "Bir arkadaşımla berâber gemiyle bir yere gidiyorduk. Arkadaşım çok susadı. Su alacak paramız yoktu. Yalnız bende, kadifeden bir ihram vardı. Onu verip, su satın almak istedik. Gemidekilerden hiç kimse su satmadı. Arkadaşıma ihrâmı verip; "Bunu geminin kaptanına götür." dedim. Arkadaşım gitti ve üzüntülü bir hâlde geri geldi. Kaptanın kendisini yanından kovduğunu ve elindeki su testisini fırlattığını söyledi. O zaman; "Allahü teâlâ bizlerin yardımcısıdır." dedim. Su kabını alıp, denize daldırıp çıkardım ve arkadaşıma verdim. Allahü teâlânın izniyle deniz suyu tatlı bir su olmuştu. Arkadaşım kanıncaya kadar içti. Sonra ben içtim. Sonra yanımızda suyu olmayan bir başkası da içti. İkinci sefer daldırdığımda, Allahü teâlânın ihsânıyla su kabı, un ve et ile dolu çıktı. Unu ve eti pişirerek yedik. Üçüncü defâ kabı denize daldırdığımda, bildiğimiz tuzlu deniz suyu çıktı. Anladım ki, bizim ihtiyâcımız tamam olmuştu."
 
Üst Alt