Neden korunma ihtiyacında, aciz bir bedene sahibiz?.. Neden gözle görülemeyecek kadar küçük mikrop ve virüsler bedenimize zarar verebiliyor?.. Neden yaşamımız süresince sürekli bedenimizi temizlemek, ona bakım yapmak zorundayız?.. Ve neden bedenimiz zamanla yıpranıp, yaşlanıyor?
Tüm bu sayılanların her biri b...elirli bir amaca göre özel olarak yaratılmıştır. Allah insana acizliğini hatırlatacak her detayı özel olarak var etmiştir. Kur’an’da bu özel yaratılış, “…İnsan zayıf olarak yaratılmıştır” ayetiyle haber verilir. Bu özel yaratılış, insanın acizliğinin, kulluğunun ve dünyadaki her şeyin geçici olduğunun farkına varabilmesi amacını taşır.
Her an bedenine bir virüs girip, kişiyi yatağa düşürebilir, hatta ölümüne sebep olabilir. Hastalıklar insana acizliğini ve Allah’a ne denli muhtaç olduğunu hatırlatır. Mikroskobik bir virüsün kendi bedeni üzerinde meydana getirdiği zayıflığa engel olamayan insan, böyle anlarda Yüce Allah karşısındaki acizliğini hatırlar ve tek şifa verecek olan Şafi Allah’a yönelir, O’na sığınır.
Allah insanlara sayılamayacak kadar fazla nimet verir. Her organı mükemmel çalışır, nefes alır, kalbi durmaksızın yaşamı için gerekli olan kanı pompalar. Ve bunların hiçbirinin işleyişinde insanın bir etkisi yoktur. Bedenindeki solunum, sindirim, dolaşım, savunma gibi mucizevi sistemleri Allah sonsuz gücüyle idare eder.
Bu kadar güzel surette ve en mükemmel sistemlerle yaratılmış olan insanın bedeni et ve yağ gibi bozulabilen maddelerden oluşur. Eğer insan zırh gibi sağlam bir bedene sahip olsaydı, o zaman virüs ya da mikrop, sıcak, soğuk ya da herhangi bir darbe bu zırhı geçerek zarar veremeyecekti. Oysa et ve yağ açıkta bırakıldığında birkaç saat içinde kokan, bozulan maddelerdir. İşte, birçok insanın özellikleri nedeniyle gururlandığı, gösteriş yaptığı bedeni, gerçekte en büyük acizliklerden birine sahiptir.
Dünya üzerinde temizlenmediğinde kokmayan, acıkmayan, susamayan, hastalanmayan ve ölmeyen hiçbir insan yoktur. Her şeye güç yetiren Rabbimiz dileseydi bunların hiçbirini insanın üzerinde yaratmazdı. İnsanı bütün bu eksikliklerden münezzeh yaratabilirdi. Bu Allah için elbette çok kolaydır. Ancak tüm bu eksiklikler aslında, insanın Allah’a ne kadar muhtaç olduğunu, acizliğini hissettirmek ve dünyanın ne denli “eksik ve kusurlu” bir yer olduğunu göstermek için yaratılmıştır.
İnsan bu dünyada ne yaparsa yapsın gerçek bir tatmine ulaşamayacaktır, çünkü sahip olduğu acizlikler buna engeldir. Bu gerçeğin bilincinde olan insan, dünyaya körü körüne bağlanmaz, gerçek yurt olan ahirete, kusursuz yaratılmış sonsuz cennete yönelir. Cennet, eksikliğin ve fiziksel acizliğin olmadığı bir mekandır. Orada insan arzulayacağı her şeye sahip olacak ve fiziksel tüm eksikliklerden uzak olacaktır.
Yaratılışımızdaki eksikliklerin hikmetleri üzerinde düşünmemiz, geçici ve eksik yaratılmış bu dünyaya bağlanmak yerine, sonsuz ahiret yaşamı için hazırlık yapmamız gereklidir. Yaratıcımıza muhtaç olduğumuzun bilincinde olarak…
Ey insanlar, siz Allah’a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ganiy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır. (Fatır Suresi, 15)
Tüm bu sayılanların her biri b...elirli bir amaca göre özel olarak yaratılmıştır. Allah insana acizliğini hatırlatacak her detayı özel olarak var etmiştir. Kur’an’da bu özel yaratılış, “…İnsan zayıf olarak yaratılmıştır” ayetiyle haber verilir. Bu özel yaratılış, insanın acizliğinin, kulluğunun ve dünyadaki her şeyin geçici olduğunun farkına varabilmesi amacını taşır.
Her an bedenine bir virüs girip, kişiyi yatağa düşürebilir, hatta ölümüne sebep olabilir. Hastalıklar insana acizliğini ve Allah’a ne denli muhtaç olduğunu hatırlatır. Mikroskobik bir virüsün kendi bedeni üzerinde meydana getirdiği zayıflığa engel olamayan insan, böyle anlarda Yüce Allah karşısındaki acizliğini hatırlar ve tek şifa verecek olan Şafi Allah’a yönelir, O’na sığınır.
Allah insanlara sayılamayacak kadar fazla nimet verir. Her organı mükemmel çalışır, nefes alır, kalbi durmaksızın yaşamı için gerekli olan kanı pompalar. Ve bunların hiçbirinin işleyişinde insanın bir etkisi yoktur. Bedenindeki solunum, sindirim, dolaşım, savunma gibi mucizevi sistemleri Allah sonsuz gücüyle idare eder.
Bu kadar güzel surette ve en mükemmel sistemlerle yaratılmış olan insanın bedeni et ve yağ gibi bozulabilen maddelerden oluşur. Eğer insan zırh gibi sağlam bir bedene sahip olsaydı, o zaman virüs ya da mikrop, sıcak, soğuk ya da herhangi bir darbe bu zırhı geçerek zarar veremeyecekti. Oysa et ve yağ açıkta bırakıldığında birkaç saat içinde kokan, bozulan maddelerdir. İşte, birçok insanın özellikleri nedeniyle gururlandığı, gösteriş yaptığı bedeni, gerçekte en büyük acizliklerden birine sahiptir.
Dünya üzerinde temizlenmediğinde kokmayan, acıkmayan, susamayan, hastalanmayan ve ölmeyen hiçbir insan yoktur. Her şeye güç yetiren Rabbimiz dileseydi bunların hiçbirini insanın üzerinde yaratmazdı. İnsanı bütün bu eksikliklerden münezzeh yaratabilirdi. Bu Allah için elbette çok kolaydır. Ancak tüm bu eksiklikler aslında, insanın Allah’a ne kadar muhtaç olduğunu, acizliğini hissettirmek ve dünyanın ne denli “eksik ve kusurlu” bir yer olduğunu göstermek için yaratılmıştır.
İnsan bu dünyada ne yaparsa yapsın gerçek bir tatmine ulaşamayacaktır, çünkü sahip olduğu acizlikler buna engeldir. Bu gerçeğin bilincinde olan insan, dünyaya körü körüne bağlanmaz, gerçek yurt olan ahirete, kusursuz yaratılmış sonsuz cennete yönelir. Cennet, eksikliğin ve fiziksel acizliğin olmadığı bir mekandır. Orada insan arzulayacağı her şeye sahip olacak ve fiziksel tüm eksikliklerden uzak olacaktır.
Yaratılışımızdaki eksikliklerin hikmetleri üzerinde düşünmemiz, geçici ve eksik yaratılmış bu dünyaya bağlanmak yerine, sonsuz ahiret yaşamı için hazırlık yapmamız gereklidir. Yaratıcımıza muhtaç olduğumuzun bilincinde olarak…
Ey insanlar, siz Allah’a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ganiy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır. (Fatır Suresi, 15)