AçlIktan Öldüren Servet
Bir aralık Yemende çok şiddetli bir sel ortalığı alt üst etmiş. Sular çekildikten sonra eski bir mezarın içi görülmüş: Ortaya bir kadın iskeleti ile büyük bir servet çıkmış! Hamirî hükümdarlarından Zu Şeferin kızı olan Tâce, Hz. Yûsuf zamanında yaşamış. Gerdanında yedi inci gerdanlık, elleriyle kollarında yedişer kıymetli altın bilezik, ayaklarında yine mücevherli ve yine yedişer halhal yani ayak bileziği ve on parmağında da muhteşem mücevher yüzükler varmış. Bunlardan başka baştarafında da çok kıymetli eşya doldurulmuş hazine gibi bir tabut parlıyormuş! Bu tabutun üstündeki Arapça levhada şunlar yazılıyormuş:
Ben Zu Şeferin kızı Tâceyim. Memleketimizde müthiş bir kıtlık çıktığı için, zahîre getirmek üzere Mısır Mâliye Nâzırı olan Yûsuf Aleyhisselâm 'a adam yolladım. Arası hayli zaman geçtiği halde gönderdiğim adam gelmeyince, maiyyet adamlarımızdan bazı kimselere bir kantar gümüş verip, her hangi bir yerden bununla bir kantar un alıp getirmelerini istedim. Onlar da bulamadılar. Nihâyet bir kantar altın verip tekrar gönderdimse de yine bulamadıkları için, inci öğüttürüp yemekten başka çare bulamadım. Fakat o da beni besleyemediği için, büyük bir servet içinde açlıktan öldüm. Benim hikâyemi işitenler halime acısınlar! Acaba dünyada benden başka hangi kadın bu kadar muhteşem ziynetler içinde açlıktan ölmüştür.
Bir aralık Yemende çok şiddetli bir sel ortalığı alt üst etmiş. Sular çekildikten sonra eski bir mezarın içi görülmüş: Ortaya bir kadın iskeleti ile büyük bir servet çıkmış! Hamirî hükümdarlarından Zu Şeferin kızı olan Tâce, Hz. Yûsuf zamanında yaşamış. Gerdanında yedi inci gerdanlık, elleriyle kollarında yedişer kıymetli altın bilezik, ayaklarında yine mücevherli ve yine yedişer halhal yani ayak bileziği ve on parmağında da muhteşem mücevher yüzükler varmış. Bunlardan başka baştarafında da çok kıymetli eşya doldurulmuş hazine gibi bir tabut parlıyormuş! Bu tabutun üstündeki Arapça levhada şunlar yazılıyormuş:
Ben Zu Şeferin kızı Tâceyim. Memleketimizde müthiş bir kıtlık çıktığı için, zahîre getirmek üzere Mısır Mâliye Nâzırı olan Yûsuf Aleyhisselâm 'a adam yolladım. Arası hayli zaman geçtiği halde gönderdiğim adam gelmeyince, maiyyet adamlarımızdan bazı kimselere bir kantar gümüş verip, her hangi bir yerden bununla bir kantar un alıp getirmelerini istedim. Onlar da bulamadılar. Nihâyet bir kantar altın verip tekrar gönderdimse de yine bulamadıkları için, inci öğüttürüp yemekten başka çare bulamadım. Fakat o da beni besleyemediği için, büyük bir servet içinde açlıktan öldüm. Benim hikâyemi işitenler halime acısınlar! Acaba dünyada benden başka hangi kadın bu kadar muhteşem ziynetler içinde açlıktan ölmüştür.
