ADÂLET
Adâlet; doğruluk, insâf, istikâmet, herkesin hakkına riâyet mânâlarına gelir. Zulmün zıddıdır. Cemiyetin rûhudur.
Cemiyetin nizâm ve intizâmı, insanların can ve mal emniyeti, huzur ve sükûnu, ancak adâlet ile mümkündür. Adâletin olmadığı cemiyetler varlığını kaybetmiştir.
Hal böyle olunca adâletin temîni, hem zarûrî hem de oldukça zordur. Zorluğu sebebi ile sevâbı da çoktur. Bu hususta Peygamber Efendimiz: Bir gün adâletle hükmetmek, atmış sene (nâfile) ibâdet etmekten daha fazîletlidir.", buyurmuştur. (Keşfü-Hafa 2-75/1721)
Âyet-i kerîmede meâlen: Ey Rasûlüm emrolunduğun gibi dosdoğru ol... Onların hevâlarına uyma... Aranızda adâleti yerine getirmekle emrolundum debuyrulmuştur. (Sûre-i Şûra 15)
Zulüm şiddetle yasaklanmıştır. Bir hadisi şerifde: Herhangi bir kimse bu ümmetin işlerinden birini üzerine alır da, onlara âdil davranmazsa Allah onu yüz üstü cehenneme atar., buyrulmaktadır. (Feyzül-Kadir 5/46)
Adâletiyle meşhur Hz. Ömer (r.a.), zamanında bütün beldelere sükûn ve huzûru hâkim kılmıştır. Hatta kendi oğlunun had cezâsını bile kendi elleriyle tatbik etmiş, hiç kimseyi kayırmamış, kim olursa olsun farklı muâmelede bulunmamıştır.
Adâlet; doğruluk, insâf, istikâmet, herkesin hakkına riâyet mânâlarına gelir. Zulmün zıddıdır. Cemiyetin rûhudur.
Cemiyetin nizâm ve intizâmı, insanların can ve mal emniyeti, huzur ve sükûnu, ancak adâlet ile mümkündür. Adâletin olmadığı cemiyetler varlığını kaybetmiştir.
Hal böyle olunca adâletin temîni, hem zarûrî hem de oldukça zordur. Zorluğu sebebi ile sevâbı da çoktur. Bu hususta Peygamber Efendimiz: Bir gün adâletle hükmetmek, atmış sene (nâfile) ibâdet etmekten daha fazîletlidir.", buyurmuştur. (Keşfü-Hafa 2-75/1721)
Âyet-i kerîmede meâlen: Ey Rasûlüm emrolunduğun gibi dosdoğru ol... Onların hevâlarına uyma... Aranızda adâleti yerine getirmekle emrolundum debuyrulmuştur. (Sûre-i Şûra 15)
Zulüm şiddetle yasaklanmıştır. Bir hadisi şerifde: Herhangi bir kimse bu ümmetin işlerinden birini üzerine alır da, onlara âdil davranmazsa Allah onu yüz üstü cehenneme atar., buyrulmaktadır. (Feyzül-Kadir 5/46)
Adâletiyle meşhur Hz. Ömer (r.a.), zamanında bütün beldelere sükûn ve huzûru hâkim kılmıştır. Hatta kendi oğlunun had cezâsını bile kendi elleriyle tatbik etmiş, hiç kimseyi kayırmamış, kim olursa olsun farklı muâmelede bulunmamıştır.