Masumiyetin minik ellerinle yüreğimi tarumar ederken
Gözyaşların Kudüs’ü yasa boğuyordu.
Yürekler taş kesilmişti
Tüm insanlık sağır ve kör...
Ve yağmalanıyordu pervazsızca kutsiyet.
Feryatlar arşa sığmıyordu.
Cesaretimi narin kırılgan bedenine terk etmiştim.
Uykularım kasırgaya dönüştüğünde yüzüme çarpan Ramallah’tı Filistin’di;
İbrahimî yüzler arıyordum.
“Utanın” diyordu günahsız yüreğin bedeninle bütünleşerek.
Utan ey insanlık! Ve uyanın...
Bu onulmaz acılara ortak olmak için cesaretimizi koca gövdelerimize ekleyelim.
Öpeceğiniz her çocukta adını bilmediğiniz Filistinli cesur kızın feryadıyla irkilin.
Adlarını bilmediğimiz masum günahsız yürekli çocukların annesi olun;
Babaları gibi ölün...
Ve insanlığın haysiyeti için utanın...
Gözyaşların Kudüs’ü yasa boğuyordu.
Yürekler taş kesilmişti
Tüm insanlık sağır ve kör...
Ve yağmalanıyordu pervazsızca kutsiyet.
Feryatlar arşa sığmıyordu.
Cesaretimi narin kırılgan bedenine terk etmiştim.
Uykularım kasırgaya dönüştüğünde yüzüme çarpan Ramallah’tı Filistin’di;
İbrahimî yüzler arıyordum.
“Utanın” diyordu günahsız yüreğin bedeninle bütünleşerek.
Utan ey insanlık! Ve uyanın...
Bu onulmaz acılara ortak olmak için cesaretimizi koca gövdelerimize ekleyelim.
Öpeceğiniz her çocukta adını bilmediğiniz Filistinli cesur kızın feryadıyla irkilin.
Adlarını bilmediğimiz masum günahsız yürekli çocukların annesi olun;
Babaları gibi ölün...
Ve insanlığın haysiyeti için utanın...