Dr. Ahmet, Yar ile Şimdi isimli kitabında şunları anlatıyor:
Yozgat'tan bir adamcağız Menzil'e gelmiş. Baktım hane-i saadetin kapısı önünde bekliyor. Nerelisin? diye sordum.Yozgatlıyım, dedi. Niye geldin? dedim. Sorma efendi, dedi:
Bir oğlum vardı, iyi bir müslüman olsun, diye imam-Hatip Lisesi'ne gönderdim. Fakat oğlan mektebi de bitirdi, namaz kılmıyor. Ben deli olacağım. Çocuğa yalvardım, yakardım. Hiç yakışmıyor sana. Sen imam Hatip Lisesi'ni bitirdin. Orayı bitirip de insan namaz kılmaz mı? Ben seni oraya, dini, Allah'ı, Peygamber'i iyi öğrenesin diye gönderdim. Sen namaz bile kılmıyorsun. Nasıl olacak böyle, dedim. Olmadı bir türlü, dedi.
Sonra şöyle devam etti:
Bir gün baktım, bu oğlan namaz kılıyor, şaşırdım, garibime gitti. Oğlum sen namaza mı başladın, diye sordum. Baba ben Adıyaman'a gittim, dedi. Ne var Adıyaman'da, dedim. Orada bir hoca var, onu ziyaret ettim, dedi. Ne yaptı o hoca sana? İmam Hatip'te de o kadar hocan vardı. Hiçbiri bir şey yapamadı da bu hoca mı seni namaza başlattı? Adıyaman'daki hoca bir şey yapmadı. Yalnız elini tutup Allah'a tövbe ettim, dedi. İşte böyle, sonra da namaza başlamak geldi içimden.
Allah Allah dedim ya, bu nasıl iştir? Ben de göreyim şu hocayı, nasıl bir kimseymiş? Çoluk çocuk evde ne kadar insan varsa hepsini aldım, geldim buraya. Şimdi onlar da buradalar. Hanımlara haber göndereceğim de onun için burada bekliyorum. İzin istedik, geri dönüyoruz şimdi... Elhamdülillâh biz de tövbe ettik, geldik, gördük. Hamdolsun bugünlere, dedi.
Yozgat'tan bir adamcağız Menzil'e gelmiş. Baktım hane-i saadetin kapısı önünde bekliyor. Nerelisin? diye sordum.Yozgatlıyım, dedi. Niye geldin? dedim. Sorma efendi, dedi:
Bir oğlum vardı, iyi bir müslüman olsun, diye imam-Hatip Lisesi'ne gönderdim. Fakat oğlan mektebi de bitirdi, namaz kılmıyor. Ben deli olacağım. Çocuğa yalvardım, yakardım. Hiç yakışmıyor sana. Sen imam Hatip Lisesi'ni bitirdin. Orayı bitirip de insan namaz kılmaz mı? Ben seni oraya, dini, Allah'ı, Peygamber'i iyi öğrenesin diye gönderdim. Sen namaz bile kılmıyorsun. Nasıl olacak böyle, dedim. Olmadı bir türlü, dedi.
Sonra şöyle devam etti:
Bir gün baktım, bu oğlan namaz kılıyor, şaşırdım, garibime gitti. Oğlum sen namaza mı başladın, diye sordum. Baba ben Adıyaman'a gittim, dedi. Ne var Adıyaman'da, dedim. Orada bir hoca var, onu ziyaret ettim, dedi. Ne yaptı o hoca sana? İmam Hatip'te de o kadar hocan vardı. Hiçbiri bir şey yapamadı da bu hoca mı seni namaza başlattı? Adıyaman'daki hoca bir şey yapmadı. Yalnız elini tutup Allah'a tövbe ettim, dedi. İşte böyle, sonra da namaza başlamak geldi içimden.
Allah Allah dedim ya, bu nasıl iştir? Ben de göreyim şu hocayı, nasıl bir kimseymiş? Çoluk çocuk evde ne kadar insan varsa hepsini aldım, geldim buraya. Şimdi onlar da buradalar. Hanımlara haber göndereceğim de onun için burada bekliyorum. İzin istedik, geri dönüyoruz şimdi... Elhamdülillâh biz de tövbe ettik, geldik, gördük. Hamdolsun bugünlere, dedi.