- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
İsviçre örneğinde tüm bir ülke yeşil bitkilerin uygun koşullarda yetişmesine katkıda bulunuyor. Ülkenin anayasasında "...hayvanlar, bitkiler, ve diğer organizmaların idaresinde yaşam onuru göz önünde bulundurulmalıdır" ibaresine yer verilmiştir.
İsviçre'de sebepsiz yere otoban kenarında bir çiçek kopartmak bile yasaktır.
...
Yaprak dökmek ve yenilerini çıkarmak yalnızca sıcaklığa değil, aynı zamanda günlerin uzunluğuna bağlıdır.Örneğin kayınlar,gün en az 13 saat aydınlık olana kadar yaprak çıkarmaya başlamaz.Bu bile tek başına muhteşemdir, çünkü bunu yapabilmesi için ağacın bir çeşit görme becerisine sahip olması gerekir.
...
''Und wenn ich geh, dann geht nur ein Teil von mir."
''Ve ben gittiğimde, yalnızca bir parçam gider."
...
Ağaçlar zayıf ve güçlü taraflarını kendi aralarında eşitler. İnce veya kalın, aynı cinsten her ağaç, ışık sayesinde aşağı yukarı eşit miktarda şeker üretir. Bu dengeleme yerin altında, köklerde meydana gelmektedir. Aşağıda kesinlikle canlı bir alışveriş sürmektedir. Şekeri fazla olan şeker verir; Fakir olan destek alır.
...
Kırk yıl kadar önce Afrika savanında bir durum gözlenmişti. Buradaki zürafalar şemsiye yapraklı akasyalarla besleniyordu ama akasyalar bu durumdan hiç hoşnut değildi. Ağaçlar kendi*lerini bu dev otoburlardan kurtarmak için, birkaç dakika içinde yapraklarına zehirli maddeler pompalamaya başlamıştı. Mesajı alan zürafalar bölgedeki diğer ağaçlara gidiyordu. Ama bunlar bir sonraki ağaçla mı besleniyordu? Hayır, zürafalar yakındaki ağaçlara hiç yüz vermeyip, bulundukları yerden 100 metre kadar uzaklaştıktan sonra yemeklerine devam ediyordu. Bu davranışın sebebi şaşırtıcıdır. O sırada koparılıp yenil*mekte olan akasya ağaçları, aynı türden komşu ağaçlara kriz durumu yaşandığını haber vermek için, uyarı mahiyetinde bir gaz (bu olayda etilen) salgılıyordu. Önceden uyarılan ağaçlar da, kendilerini hazırlamak üzere derhal yapraklarına toksin pompa*lıyordu.
...
Her ne kadar çoğu ormanda kayının karşısında kötü duruma düşse de, bir meşe, rekabet söz konusu değilse bir o kadar çetin olabilir. Açık alanları düşünün, özellikle de işlenmiş arazilerimizi. Kayınlar kendi ormanlarının rahat atmosferi dışında 200 yaşını ancak görürken, eski çiftliklerin etrafında ya da çayırlarda büyüyen meşeler rahatlıkla 5000 yılın üzerinde yaşar.
...
Bir çay kaşığı orman toprağı kilometrelerce örgü içerir. Tek bir mantar asırlar içinde kilometrelerce alana yayılıp koca koca ormanları birbirine bağlayabilir.
...
Huş, akçaağaç, gürgen, dişbudak ve kozalaklı ağaçların tohumları daha bir ağırdır. Bu ağırlıkta, tüylü bir tabakayla uçmak artık mümkün değildir. Bu yüzden, bu ağaçlar meyvelerini uçuş aparatlarıyla donatır.
...
Eğer her ağaç yalnızca kendisi ile ilgilenseydi, pek çoğu ileri yaşını göremezdi.
...
Tek başına yaşayan ağaçlar hassastır, sağlıklı görünebilir ama çevrede ne olup bittiğinden bihaberdir. Ormanın ortak yaşam topluluğunda yalnızca ağaçlar değil, çalılar ve çimenler, muhtemelen tüm bitki çeşitleri bu şekilde bilgi alıp verir. Ancak tarla alanlarına baktığımızda bitki örtüsü çok sessizleşir. Seçici üretme yüzünden, kültür bitkilerimizin çoğu, toprak üstünde ya da altında haberleşme becerilerini kaybetmiştir. Sağır ve dilsiz olduğu söylenebilecek bu bitkiler, zararlı haşaratlar için kolay avdır./Peter Wohlleben- Ağaçların Gizli Yaşamı
İsviçre'de sebepsiz yere otoban kenarında bir çiçek kopartmak bile yasaktır.
...
Yaprak dökmek ve yenilerini çıkarmak yalnızca sıcaklığa değil, aynı zamanda günlerin uzunluğuna bağlıdır.Örneğin kayınlar,gün en az 13 saat aydınlık olana kadar yaprak çıkarmaya başlamaz.Bu bile tek başına muhteşemdir, çünkü bunu yapabilmesi için ağacın bir çeşit görme becerisine sahip olması gerekir.
...
''Und wenn ich geh, dann geht nur ein Teil von mir."
''Ve ben gittiğimde, yalnızca bir parçam gider."
...
Ağaçlar zayıf ve güçlü taraflarını kendi aralarında eşitler. İnce veya kalın, aynı cinsten her ağaç, ışık sayesinde aşağı yukarı eşit miktarda şeker üretir. Bu dengeleme yerin altında, köklerde meydana gelmektedir. Aşağıda kesinlikle canlı bir alışveriş sürmektedir. Şekeri fazla olan şeker verir; Fakir olan destek alır.
...
Kırk yıl kadar önce Afrika savanında bir durum gözlenmişti. Buradaki zürafalar şemsiye yapraklı akasyalarla besleniyordu ama akasyalar bu durumdan hiç hoşnut değildi. Ağaçlar kendi*lerini bu dev otoburlardan kurtarmak için, birkaç dakika içinde yapraklarına zehirli maddeler pompalamaya başlamıştı. Mesajı alan zürafalar bölgedeki diğer ağaçlara gidiyordu. Ama bunlar bir sonraki ağaçla mı besleniyordu? Hayır, zürafalar yakındaki ağaçlara hiç yüz vermeyip, bulundukları yerden 100 metre kadar uzaklaştıktan sonra yemeklerine devam ediyordu. Bu davranışın sebebi şaşırtıcıdır. O sırada koparılıp yenil*mekte olan akasya ağaçları, aynı türden komşu ağaçlara kriz durumu yaşandığını haber vermek için, uyarı mahiyetinde bir gaz (bu olayda etilen) salgılıyordu. Önceden uyarılan ağaçlar da, kendilerini hazırlamak üzere derhal yapraklarına toksin pompa*lıyordu.
...
Her ne kadar çoğu ormanda kayının karşısında kötü duruma düşse de, bir meşe, rekabet söz konusu değilse bir o kadar çetin olabilir. Açık alanları düşünün, özellikle de işlenmiş arazilerimizi. Kayınlar kendi ormanlarının rahat atmosferi dışında 200 yaşını ancak görürken, eski çiftliklerin etrafında ya da çayırlarda büyüyen meşeler rahatlıkla 5000 yılın üzerinde yaşar.
...
Bir çay kaşığı orman toprağı kilometrelerce örgü içerir. Tek bir mantar asırlar içinde kilometrelerce alana yayılıp koca koca ormanları birbirine bağlayabilir.
...
Huş, akçaağaç, gürgen, dişbudak ve kozalaklı ağaçların tohumları daha bir ağırdır. Bu ağırlıkta, tüylü bir tabakayla uçmak artık mümkün değildir. Bu yüzden, bu ağaçlar meyvelerini uçuş aparatlarıyla donatır.
...
Eğer her ağaç yalnızca kendisi ile ilgilenseydi, pek çoğu ileri yaşını göremezdi.
...
Tek başına yaşayan ağaçlar hassastır, sağlıklı görünebilir ama çevrede ne olup bittiğinden bihaberdir. Ormanın ortak yaşam topluluğunda yalnızca ağaçlar değil, çalılar ve çimenler, muhtemelen tüm bitki çeşitleri bu şekilde bilgi alıp verir. Ancak tarla alanlarına baktığımızda bitki örtüsü çok sessizleşir. Seçici üretme yüzünden, kültür bitkilerimizin çoğu, toprak üstünde ya da altında haberleşme becerilerini kaybetmiştir. Sağır ve dilsiz olduğu söylenebilecek bu bitkiler, zararlı haşaratlar için kolay avdır./Peter Wohlleben- Ağaçların Gizli Yaşamı