- Üyelik Tarihi
- 30 Eki 2007
- Mesajlar
- 872
- Aldığı Beğeniler
- 9
- Takım
- Diğer
Aglamak ve anlamak
Aslinda Hz. Adem'in yeryüzünde yakardigi gün ba$lami$ti bu aglamak tutkumuz. O günden bu yana aglamak, "nasil"larin, "nicin"lerin icimizde eridigi bir havadir bizler icin.
Reis bey israr ediyordu anlamamakta. Idama mahkum edilen genc, sucsuz degildi. O, bir anne katiliydi ve yasalar geregi asilmaliydi. Delikanli yalvariyordu son ana dek: "Anlayin beni reis bey, ben sucsuzum. Anne katili degilim ben!..." O agladikca ve yalvardikca Reis Bey onun sucsuz olabilecegini dü$ünmek, hele ona acimak bir yana, onun zavallila$tigini söylüyor, onu yalancilikla itham ediyor, bütün kanitlar aleyhinde olmasina kar$in, sucu, nasil inkar edebildigini soruyordu. Aglamanin ise, sadece kendisini kandirmak icin kullanilan bir rol geregi olduguna emindi. Ba$ka ne anlami olabilirdi ki? Görevini yapmanin huzurunu ta$iyordu O. Aksine dü$ünmek nasil mümkün olabilirdi.
Idamlik genc, aglamayi tecrübe etmekten kacindigi icin kendisini anlayamayacagina inandigi Reis Bey'e yürek duvarlarini cinlatan $u sözleri sarfetmi$ti:
"Aglayabilseydiniz anlardiniz Reis Bey, aglayabilseydiniz anlardiniz!"
Gün geldi, genc idam edildi. Kisa bir süre sonra gencin sucsuzlugu anla$ilinca yikilan Reis Bey birden bire henüz tanimadiğgi, tanimamakta israr ettigi aglamanin asil anlamini kavramaya ba$ladi. Derken agladi, agladi, agladi& Ve gencin aglamakla ilgili o gün duymaktan kacindigi sözlerini hatirlayarak, dayanilmaz bir acinin tecrübesiyle, aglamak ve insan ili$kisine dair zihinlerimize kazinacak $u sözleri söyledi: "Idama gönderdigim genc bir gün bana: 'Aglayabilseydiniz anlardiniz Reis' demi$ti. I$te $imdi agliyorum, anliyorum, agliyorum, anliyorum."Insan denen "E$ref" in ic dünyasinda kökle$en tortulari ile, di$a yansiyan ya$amakligi arasindaki bagi böyle anlatiyor Necip Fazil'in Reis Bey'i. Peki ya bizler? Hepimiz aslinda bu ya$amakligin odaginda kucakla$an varliklar degil miyiz?
Kim ne derse desin, hayatimiz yakaladigimiz ve yakalayamadigimiz hakikatler kar$isinda aglamak, aglayabilmek, aglamak, istemekle geciyor. Aslinda Hz. Adem'in yeryüzünde yakardigi gün ba$lami$ti bu aglamak tutkumuz. O günden bu yana aglamak, "nasil"larin, "nicin"lerin icimizde eridigi bir havadir bizler icin.
Herkes aglayabilir aslinda. Sadece zayiflara özgü degil yani aglamak. Yürek kapilarini acik tutan insanı, yagan yagmur mu, sessizce yeryüzüne dü$en kar mi yetmez bir ba$ina bizi aglatmaya?
O halde ey dostlar! Aglamaktan korkmayalim. Günün birinde bir yerlerde yürekten aglayalim. Fani degerlerin egemenligindeki insanlarin yerine aglayalim. "Kandillere katran döken gecelere" aglayalim. Yadigar $ehirlerdeki yüksek binalarin o kadirbilmez dizili$ine aglayalim.
Gelin, ölümlere aglayalim ey dostlar! Ya$arken ölemeyip, ölürken ya$ayamayanlara aglayalim.
Aglayalim ki, var olmasi gerekenlerin gercekligini anlayalim. Anlayalim ki insan gibi ya$ayalim.
"Varsin biteviye yagsin Gözlerimdeki yagmur
Aglamak en güzel yanidir ya$amanin"
Mustafa Dogan Karaco$kun
Aslinda Hz. Adem'in yeryüzünde yakardigi gün ba$lami$ti bu aglamak tutkumuz. O günden bu yana aglamak, "nasil"larin, "nicin"lerin icimizde eridigi bir havadir bizler icin.
Reis bey israr ediyordu anlamamakta. Idama mahkum edilen genc, sucsuz degildi. O, bir anne katiliydi ve yasalar geregi asilmaliydi. Delikanli yalvariyordu son ana dek: "Anlayin beni reis bey, ben sucsuzum. Anne katili degilim ben!..." O agladikca ve yalvardikca Reis Bey onun sucsuz olabilecegini dü$ünmek, hele ona acimak bir yana, onun zavallila$tigini söylüyor, onu yalancilikla itham ediyor, bütün kanitlar aleyhinde olmasina kar$in, sucu, nasil inkar edebildigini soruyordu. Aglamanin ise, sadece kendisini kandirmak icin kullanilan bir rol geregi olduguna emindi. Ba$ka ne anlami olabilirdi ki? Görevini yapmanin huzurunu ta$iyordu O. Aksine dü$ünmek nasil mümkün olabilirdi.
Idamlik genc, aglamayi tecrübe etmekten kacindigi icin kendisini anlayamayacagina inandigi Reis Bey'e yürek duvarlarini cinlatan $u sözleri sarfetmi$ti:
"Aglayabilseydiniz anlardiniz Reis Bey, aglayabilseydiniz anlardiniz!"
Gün geldi, genc idam edildi. Kisa bir süre sonra gencin sucsuzlugu anla$ilinca yikilan Reis Bey birden bire henüz tanimadiğgi, tanimamakta israr ettigi aglamanin asil anlamini kavramaya ba$ladi. Derken agladi, agladi, agladi& Ve gencin aglamakla ilgili o gün duymaktan kacindigi sözlerini hatirlayarak, dayanilmaz bir acinin tecrübesiyle, aglamak ve insan ili$kisine dair zihinlerimize kazinacak $u sözleri söyledi: "Idama gönderdigim genc bir gün bana: 'Aglayabilseydiniz anlardiniz Reis' demi$ti. I$te $imdi agliyorum, anliyorum, agliyorum, anliyorum."Insan denen "E$ref" in ic dünyasinda kökle$en tortulari ile, di$a yansiyan ya$amakligi arasindaki bagi böyle anlatiyor Necip Fazil'in Reis Bey'i. Peki ya bizler? Hepimiz aslinda bu ya$amakligin odaginda kucakla$an varliklar degil miyiz?
Kim ne derse desin, hayatimiz yakaladigimiz ve yakalayamadigimiz hakikatler kar$isinda aglamak, aglayabilmek, aglamak, istemekle geciyor. Aslinda Hz. Adem'in yeryüzünde yakardigi gün ba$lami$ti bu aglamak tutkumuz. O günden bu yana aglamak, "nasil"larin, "nicin"lerin icimizde eridigi bir havadir bizler icin.
Herkes aglayabilir aslinda. Sadece zayiflara özgü degil yani aglamak. Yürek kapilarini acik tutan insanı, yagan yagmur mu, sessizce yeryüzüne dü$en kar mi yetmez bir ba$ina bizi aglatmaya?
O halde ey dostlar! Aglamaktan korkmayalim. Günün birinde bir yerlerde yürekten aglayalim. Fani degerlerin egemenligindeki insanlarin yerine aglayalim. "Kandillere katran döken gecelere" aglayalim. Yadigar $ehirlerdeki yüksek binalarin o kadirbilmez dizili$ine aglayalim.
Gelin, ölümlere aglayalim ey dostlar! Ya$arken ölemeyip, ölürken ya$ayamayanlara aglayalim.
Aglayalim ki, var olmasi gerekenlerin gercekligini anlayalim. Anlayalim ki insan gibi ya$ayalim.
"Varsin biteviye yagsin Gözlerimdeki yagmur
Aglamak en güzel yanidir ya$amanin"
Mustafa Dogan Karaco$kun