Ah!...
Uyanış ne zaman?
Kurtuluş hangi güne?...
hakiki müslümanın iki gayesi vardır hayatta; birincisi, Allahu Zülcelal’e hakkıyla kulluk yapmak. İkincisi, insanlığın barış ve huzur içerisinde yaşamalarını sağlayarak, Allah’a (celle celaluhu) iman edebilecekleri özgür bir ortam hazırlamak. Yani, insanların Hak ve hakikatlere ulaşmalarını engelleyen unsurları bertaraf etmek.
(Gerisi insanların kararına kalmıştır; ister inanır ve iki dünyada da huzura ererler; ister reddeder, insan onurunu zedeleyen bir dünya hayatı, ardından da cezalarını çekmek üzere, ahirete intikal ederler.)
İşte, bütün hepsi bu.
İslam dünya görüşünün özeti…
İslam şiddeti öngörmez, barışçıdır. Ancak, insanların özgürlüğü ve can-mal güvenliği saldırıya uğradığında, şiddete şiddetle karşılık verir. Savaşırken de İslam ve insan onuruna uygun davranır. İnsanlığını unutmaz. Tarihimiz sayısız örnekle dolu…
Oysa bugünkü dünyanın manzarasına bakın. Bir yandan, ABD ve İngiltere müslüman ülkeleri işgal etmiş, alttan alta halkı sindirmeye, ezmeye, yok etmeye ve kalanları da birbirine düşürmeye çalışıyor…
Diğer yandan da iş ortakları İsrail, yıllardır sürdürdüğü katliamlara yenilerini ekliyor. Üstelik hiçbir vicdanın asla tasvip etmeyeceği bir yöntemle.
Evet, şimdi daha iyi anlaşılıyor mu İslam’a neden su gibi hava gibi ihtiyacımızın olduğu. Sadece kendimiz için değil bütün insanlığın kurtuluşunun İslam’ın hayat veren prensiplerine bağlı olduğu daha iyi anlaşılıyor mu acaba?
Güç ve hükümranlık zalimin, Allah’a karşı gelenin eline geçtiğinde, neler olabileceğini görebiliyor muyuz? Yoksa bize haber diye sunulan görüntüler değiştiğinde; eğlenceyle uyutma, magazinle sallama, futbolla horlatma aşamasına geçilince, yine mi derin hülyalara dalacağız?...
“Eh, bu katliamı da atlattık, bir dahakine Allah kerim” deyip yatacak mıyız yine? 300 Yıllık derin uykulardan, ne zaman tam olarak uyanacağız.
Âlimlerimiz, “Gafletten uykusundan kurtulmaya bakın, nefis, şeytan ve dünya muhabbetine kapılmadan, hem dünyaya hem ahirete çalışın, bilgili ve güçlü olun” diye bize daima nasihat ederken, ne anlatmaya çalışıyorlar acaba?
Neden hep tövbe edip Allah’a yönelmekten bahsediyor âlimler? Allah-u Zülcelal’i çokça zikretmemizi, maneviyatımızı güçlendirmemizi neden istiyorlar? Allah’la beraber olmak bize ne kazandıracak?
Düşünmeli, düşünmeli ve yine düşünmeliyiz…
Uyanış ne zaman?
Kurtuluş hangi güne?...
hakiki müslümanın iki gayesi vardır hayatta; birincisi, Allahu Zülcelal’e hakkıyla kulluk yapmak. İkincisi, insanlığın barış ve huzur içerisinde yaşamalarını sağlayarak, Allah’a (celle celaluhu) iman edebilecekleri özgür bir ortam hazırlamak. Yani, insanların Hak ve hakikatlere ulaşmalarını engelleyen unsurları bertaraf etmek.
(Gerisi insanların kararına kalmıştır; ister inanır ve iki dünyada da huzura ererler; ister reddeder, insan onurunu zedeleyen bir dünya hayatı, ardından da cezalarını çekmek üzere, ahirete intikal ederler.)
İşte, bütün hepsi bu.
İslam dünya görüşünün özeti…
İslam şiddeti öngörmez, barışçıdır. Ancak, insanların özgürlüğü ve can-mal güvenliği saldırıya uğradığında, şiddete şiddetle karşılık verir. Savaşırken de İslam ve insan onuruna uygun davranır. İnsanlığını unutmaz. Tarihimiz sayısız örnekle dolu…
Oysa bugünkü dünyanın manzarasına bakın. Bir yandan, ABD ve İngiltere müslüman ülkeleri işgal etmiş, alttan alta halkı sindirmeye, ezmeye, yok etmeye ve kalanları da birbirine düşürmeye çalışıyor…
Diğer yandan da iş ortakları İsrail, yıllardır sürdürdüğü katliamlara yenilerini ekliyor. Üstelik hiçbir vicdanın asla tasvip etmeyeceği bir yöntemle.
Evet, şimdi daha iyi anlaşılıyor mu İslam’a neden su gibi hava gibi ihtiyacımızın olduğu. Sadece kendimiz için değil bütün insanlığın kurtuluşunun İslam’ın hayat veren prensiplerine bağlı olduğu daha iyi anlaşılıyor mu acaba?
Güç ve hükümranlık zalimin, Allah’a karşı gelenin eline geçtiğinde, neler olabileceğini görebiliyor muyuz? Yoksa bize haber diye sunulan görüntüler değiştiğinde; eğlenceyle uyutma, magazinle sallama, futbolla horlatma aşamasına geçilince, yine mi derin hülyalara dalacağız?...
“Eh, bu katliamı da atlattık, bir dahakine Allah kerim” deyip yatacak mıyız yine? 300 Yıllık derin uykulardan, ne zaman tam olarak uyanacağız.
Âlimlerimiz, “Gafletten uykusundan kurtulmaya bakın, nefis, şeytan ve dünya muhabbetine kapılmadan, hem dünyaya hem ahirete çalışın, bilgili ve güçlü olun” diye bize daima nasihat ederken, ne anlatmaya çalışıyorlar acaba?
Neden hep tövbe edip Allah’a yönelmekten bahsediyor âlimler? Allah-u Zülcelal’i çokça zikretmemizi, maneviyatımızı güçlendirmemizi neden istiyorlar? Allah’la beraber olmak bize ne kazandıracak?
Düşünmeli, düşünmeli ve yine düşünmeliyiz…
Son düzenleme:
