Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

kafkas_kartali

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Kas 2005
Mesajlar
94
Aldığı Beğeniler
0
Yukarıdaki ayette de görüldüğü gibi, ahirete iman Allaha imanın hemen ardından gelen bir önemliliktedir. Yine ayet bütünlüğünde bu ayrılmaz bütünlüğün belli başlı hangi salih amellerle örülmesi gerektiği açıkça beyan edilmiştir. Verilmek istenen ilahi mesajın esası, ahirete imanın somut
dünyevi amellerle tanınması gerektiği, vicdanlardaki soyut bir kabul biçimi olmadığı dır.
Bu imanı kalbinde taşıyan müminlerin duyarlılıklarını dünyada iken tezahür eden erdemli davranışlarından tanıyabilmeliyiz. Ahiret sevabı na nail olmanın bedeli olan salih amellerden daha bir çok ayette bahsedilmekte, gönülden boyun eğerek dünyadan elde ettiklerini ahiretin lehine satan müminlere Yüce Allah yol göstermektedir. Buna göre, ahirete kuşkusuz iman edenlerin şiarı olup İlahi övgüye mazhar olan bu temel davranışlardan bazıları şunlardır:
1-Namazı sürekli kılıp diğer gereklerini yerine getirmek: Namazda devamlı ve duyarlı olmak demek; unun şehadeti olan diğer dürüstlük simgesi davranışları yılmak nedir bilmeksizin hayatın her yanına Tevhid in damgasını vurmak demektir. Yeniden dirilişin gerçekleşeceğine kesin inanç besleyenler; namazı devamlı, kararlı, gayelerine uygun ameller geliştirmek suretiyle gözünün nuru gibi korurlar.
Dp-Ahirete iman ile namaz ve infak arasındaki kopmaz bağa dikkatlerimizi çeken çok sayıda ayet vardır. Misal olarak Lokman Suresinin dördüncü ayeti için bkz.:  Onlar ki, namazlarında kararlılık gösterirler ve karşılıksız yardımda bulunurlar; çünkü onlar içlerinde öte dünyaya kesin inanç besleyenlerdir. ( Lokman, 31/4.)
Öteki dünyayı gözeterek yaşayanlar, ilahi hikmetin muhkem değerleri olan vahyin bilgisine vakıf olup, gecelerini secde ve ibadete adayıp, kıyam halinde Yüce Rabbimizin övgüsünü kazanmaya çalışırlar. Bu örnek davranışları ile ilahi vahyin bilgisine uygun tanıklıklar ortaya koyan Alim Müminler, ibadetlerini uykularını bölerek günün her saatine yaymaları bakımından Kuranda övgü ile söz edilmektedir.
Dp-Rabbimiz öte dünyayı gözeten Alim Müminlerin gecelerini kıyamla geçirerek ibadet ettiklerini ve böylece ilahi rahmete nail olduklarını ilan etmektedir: Bkz. Zümer,39/9.

2-Sevdiklerinden infak etmek: Arınmak için, sevdiği mallardan kendisi için ne kadar kıymetli olsa da; akrabalara, yetimlere, ihtiyaç sahiplerine , yolculara, yardım isteyenlere, özgürleştirmek için kölelere harcamak.
Ahiret; Allaha karşı sorumluluklarını yerine getirenler için mükafatların fazlası ile alındığı bir yurttur. Bu sürekli ikamet yerinde selamlanmak; ancak Namaz ve infak gibi salih ameller ile ahiret mutluluğuna talip olmakla mümkündür. ilahi vahyin hikmetli bilgisine muhatap olup bu nimetin kıymetini bilerek gönülden iman edenler, Allah a ve Ahiret Günü ne inandıkları için namazlarında dikkatli ve devamlı bir kararlılık sergilerler. Onlar karşılığını insanlardan beklemeden harcama yapıp, dünyada sahip olduklarını ahiret mutluluğu ile takas ederek, büyük bir Ecri/bitimsiz mükafatı hak etmişlerdir.
Dp-Ahiret Gününde ilahi mükafata/ecire layık olmak, ancak ve ancak namaz ve infak gibi salih amelleri işlemekle mümkündür: Örnek olarak bkz. Nisa,4/162.

İnfak, Allah yolunda yapılan bütün harcamaların Kurani bir ifadesi olarak, sadece öte dünyada bizi bekleyen hakikatlere layıkı ile iman edenlerin katlanabileceği bir fedakarlıktır. Çünkü insanlara mallarından vermek, ağır gelen güzel amellerdendir. Belki ondan daha zoru, can veren Rabbe can vermektir.
Fakat mal ve mülkün asıl sahibi olan Allah ın emrettiği alanlarda sevdiklerimizden yüklü miktarda harcama yapmak da hayli zordur. İşte bu zorluğa rağmen infaktan vazgeçmeyen müminlerin Allah a yakınlık kesbedeceği müjdelenmiştir.
Dp-Nefsine zor gelmesine rağmen Allah uğrunda yaptıkları yüklü miktardaki harcamalarından dolayı, Bedeviler den bazıları övülerek Mukarrebun/ Rabbin rızasına yakınlaşan gruplar içinde anılmıştır: Bkz. Tevbe, 9/99.
Yine ahirete kesin olarak inanan müminler olarak sahip olduğumuz kadarı ile mal-mülk ve servetlerimizi bencilce hareket ederek, dünyevi olan süfli emellerimizle damgalanmış hedeflerimizi gerçekleştirmeye vakfetmemeliyiz. Dünyadan kazandıklarımızı, insanlardan her hangi bir teşekkür veya karşılık beklemeden Allah için/adaletin, dürüstlüğün, erdemliliğin yücelmesi, kula kulluğun son bulması için harcamalıyız.

3-Ahde vefa: Söz verdiğinde sözünü tutmak; iman ahdinden caymayarak Allaha verdiği sözü tutmak, insanları aldatmamak.
dp-Bakara,2/177.

4-Sabır: Felaket, zorluk ve sıkıntıların Allahtan gelen sınama aracı işler olduğu bilinci ile hareket edip sabretmek. İman hakikatlerine bağlılığını her ne sebeple olursa olsun sürdürmek, ahirete imanın vazgeçilmez bir gereğidir. Sabır; kolaylıkta da zorlukta da aynı kararlı tutumu takınmak, iman ahdine bağlılığı her halükarda sürdürmektir, Allah yolunda başa gelenden dolayı korkup ümitsizliğe düşmemektir.
dp-Bakara,2/177.


5-Muhtaçları gözetmek: Ahiret inancına sahip olup öteki dünyanın varlığından bütün kalpleri ile emin olan ıslah ehli müminler, yetimin hakkını gözetirler. Garibana sahip çıkarlar. Öksüzü kollarlar. Sahipsiz olduğu için ezilen, sömürülen halkların haklarını savunurlar.
Allah için çevremizdeki haksızlıklara, sömürüye ve zulme karşı bir duruş almak, Ahiret Günü vereceğimiz hesabın ana konularından biridir. Bunu için biz müminler salt kendi çıkarlarımızı gözetecek bir hayat tarzından uzak durmak zorundayız. İşte böyle bir inanç da bencilliği yok eden manevi tedavi şeklini belirlemektedir.

Oysa Müfsid olmayı hayat tarzı haline getiren bozguncular ise, yeniden dirilişe inanmadıkları için adaleti ayakta tutma konusunda sorumluluk duymazlar. Çünkü öte dünyayı gerçeğine karşı duyarsız kalmak, insanlarda onulmaz manevi yaralar açar. Bu yüzden bozguncular, bencildirler. Sırf kendi çıkarlarını düşünürler. Halbuki öte dünya hakikatini bir inanç olarak yüreklerinde taşıyan müminlerin merhamet duyguları geliştiği için diyergamdırlar.
Dp- İçinde bulundukları durumun sömürüye ve fırsatçıların kullanımına açık olması dolayısı ile, ihtiyaç sahiplerini asıl kollayıp gözetmesi gerekenler öte dünyaya inandıkları için istismar etmeyi düşünmeyen, sırf Allah rızası ile hareket müminlerin görevidir: Bakara,2/220. Zaten ahireti inkar edenlerin, yoksulların haklarını gözettikleri iddiası koca bir yalandan ibaret olup, onların amacı fukaranın halini dünyevi bir kazanca dönüştürmekten başka bir şey değildir: Bkz.Fussilet,41/17.

Öteki dünyanın varlığına kesin olarak inanmayanlar, yoksulu doyurmak, garibana sahip çıkmak konusunda samimi bir sorumluluk hissetmezler. Onların ahiret inancı olmadığından dolayı, dünyadan en yüksek faydayı elde etmeye çalışırlar. Bu da kendilerini bencil bir karaktere büründürür. Salt kendisini düşünen bu egoistler, merhamet ve şefkat gibi insani erdemlerden de yoksundurlar. Onlar fakirlerin kullanıma ve sömürüye elverişli hallerinden idelolojik, siyasi ve ekonomik çıkar sağlamaya gayret eden sahtekarlardır.
Peki fukaralar için çeşitli teşekküller oluşturan kafirlerin, münafıkların varlığı nasıl izah edilecektir? Onlar bu teşekküllerde ortaya koydukları tavırları ile iki yönlü bir amaç taşımaktadırlar. Birincisi, yaratılıştan taşınan adalet duygularını tatmin emektir. İkincisi ise, kendileri için yoksullar üzerinden siyasi üstünlük kurma fırsatı oluşturmanın meşru temellerini oluşturmaktır.
 
Üst Alt