Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Soru 1 : Rasulüllah (s.a.v.-e göre en kötü düğün yemeği hangisidir?
Cevap : Zenginlerin çağrılıp, yoksulların davet edilmediği düğün yemeğidir.

Soru 2 : İslamda çocuk terbiyesinin üç ana esası nedir?
Cevap : a- Çocuğu zararlı etkenlerin tahribatından uzak tutmak. (Ahlaksız çevre, kötü arkadaş)
b- Başta anne ve baba olmak üzere tüm büyüklerin iyi örnek olmaları.
c- İyi örnek olmayı, yumuşak olmayı, sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü tatbikatla öğretmek
ve yaşatmak.
d- Tüm verilecek terbiyenin İslamın müsaade ve teşvik ettiği ölçüler çerçevesinde olmalı.

Soru 3 : Çocuk terbiyesinin en etkili ve zorunlu yaş dönemi hangisidir?
Cevap : 0-6 yaş arasıdır. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.-e çocuğunu ilim öğretmek için
getiren sahabeye çocuğun yaşını sorduklarında aldıkları cevap altı yaş olunca
Allahın Resulü (s.a.v.) in cevabı: Geç kalmışsın olmuştur.

Soru 4 : İnsanın kendi nefsine karşı görevleri nelerdir?
Cevap : a- Bedenini terbiye etmek. Çünkü: Kuvvetli mümin, zayıf olan bir müminden hayırlıdır.
b- Sağlığı muhafaza etmek. Ölümden başka her derdin bir devası vardır.
c- Vücudunu yıpratacak şeylerden kaçınmak.
d- İradeyi kuvvetlendirmek. Hakkı kabul edip, haksızlığı ve zararı ret etmek ve taklit etmemek.
e- Aklı ve zihni irfan nurlarıyla aydınlatmak.

Soru 5 : Erkeğin hanımına karşı görevleri nelerdir?
Cevap : a- Onunla güzel geçinmek, onu korumak ve onu gözetmek.
b- Onun geçim ihtiyaçlarını üstlenmek ve karşılamak.
c- Doğruluk, güzellik ve sadakatten ayrılmamak.

Soru 6 : Kadının erkeğine karşı vazifeleri nelerdir?
Cevap : a- Kocasının dine uygun emirlerini yerine getirmek ve ona itaat etmek.
b- Kocasının namus ve şerefini korumak.
c- Bulunduğu hale kanaatkar olmak.
d- İsraftan kaçınmak.
e- Ev hanımı olacak şekilde hareket etmek.

Soru 7 : Evladın ebeveyne (anne ve babaya- karşı sorumlulukları nelerdir?
Cevap : a- Saygı gösterip itaat etmek.
b- Anne ve babaya karşı ÖF bile dememek, onları incitmemek.
c- Onların ihtiyaçları sırasında yanında bulunmak.
d- Kabirlerini ziyaret etmek ve duada bulunmak.
e- Vefatlarından sonra onların dostlarına karşı saygı göstermek, ziyaretlerinde bulunmak.

Soru 8 : Anne ve babanın çocuklarına karşı sorumlulukları nelerdir?
Cevap : a- Doğduğunda müslüman ismi koymak.
b- Güçleri nispetinde onları besleyip, büyütmek.
c- Onları İslama göre terbiye etmek.
d- İslami ilimleri öğretip, kazanç yollarını göstermek.
e- Onlara fazilet örneği olmak.
f- Dokuz yaşlarında iken yataklarını ayırmak.
g- İbadetlere telkin edip alıştırmak.
h- Akıl baliğ olduktan sonra mümkünse hemen evlendirmek.

Soru 9 : Yüce Allah (c.c.)dan korkmak, haram ve şüpheli şeylerden kaçmak ve sakınmaya
ne ad verilir? Böyle olma hali nedir ve böyle olana ne isim verilir?
Cevap : İttika denir. Bu hale Takva, takva olan kimseye de Muttaki denir.

Soru 10: Utanılacak şeylerden insanı koruyan hale, güzel huylarla vasıflanmaya ve güzel huylu
olmaya ne ad verilir?
Cevap : Edep denir.

Soru 11: İhlas ne demektir?
Cevap : Herhangi bir iş yada ameli güzel bir niyet, saf bir kalple yapmak ve o işe başka
bir şey karıştırmamaktır.

Soru 12: Riya ne demektir?
Cevap : Gösteriş demektir. Bir işi gösteriş için yada bir maddi yarar maksadıyla yapmaktır.

Soru 13: Tevazu nedir?
Cevap : Kendini büyük görmemek, insanları hakir görmemek, kendini olduğundan aşağı saymak.

Soru 14: Allah (c.c.)a güvenmek, kulluk görevini yaptıktan sonra başarıyı Allah (c.c.)dan
beklemek ve insan gücünün yetişemediği şeyleri Allah (c.c.)a bırakıp ümitsizlik ve
keder içine düşmemeğe ne denir?
Cevap : Tevekkül denir.

Soru 15: Hüsnü zan ve Suizan ne demektir?
Cevap : Hüsnü zan: Bir iyiliğin üzerine inanç beslemeye, güzel düşünmeye denir. Suizan:
Her şeyde bir art niyet aramaya, yanlış düşünüp yanlış yorumlamaya denir.

Soru 16: Dili gereksiz şeylerden koruyup, ihtiyaçtan fazlasını boş yere konuşmamak haline,
malayani denilen faydasız şeylerle uğraşmak ve ağza her gelen şeyi söylemek gibi
hallerden kaçınmaya ne denir?
Cevap : Hıfz-ı Lisan (Dili korumak) denir. Peygamberimiz (s.a.v.)de Her kim Allah (c.c.)a
ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin yada sussun buyurmuşlardır.

Soru 17: Utanma, hicap, ar, namus duygularını çirkin şeylerden nefsin arındırılması, edebe
aykırı bir işin ortaya çıkmasından kalbin duyduğu rahatsızlığa, sıkıntıya ne denir?
Cevap : Haya denir.Haya imandandır, insanlardan utanmayan Allah (c.c.)dan da utanmaz.(hadis)


Soru 18: Şecaat ne demektir?
Cevap : Yiğitlik, kahramanlık, kalp metinliği, gerektiğinde tehlikelere atılabilme özelliğidir.

Soru 19: Yapılan iyiliğin kıymetini bilmek, takdir etmek, söz yada işle memnuniyet göstermeye
ne denir? Karşıtı Küfran-ı Nimet (Nimeti inkardır.)
Cevap : Şükür.

Soru 20: Acıya katlanmak, bedene uygun düşmeyen hallere telaş göstermeden karşı koymak
olan faziletli hale ve başa gelen belalara imtihandır diyerek üzülmeden sonunu
beklemeye ne denir?
Cevap : Sabır denir. Allah (c.c.) sabredenlerle beraberdir. (Ayet meali)

Soru 21: Sıla-i Rahim ne demektir?
Cevap : Akrabayı arayıp sormak, kusurlarını bağışlamak, ihtiyaçlarında yardım etmek, onlarla
görüşmek, sohbet etmek ve ziyaretlerinde bulunmaktır.Sıla-i Rahim ömrü uzatır(Hadis)

Soru 22: Müslümanların zihin uyanıklığı haline, bir şeyi çabukça anlayış kabiliyetine, bir insanın
ahlak ve davranışlarını yüzünden anlamak haline ne denir?
Cevap : Feraset denir. Müminin ferasetinden sakının. Çünkü o,Allah (c.c.)ın nuru ile bakar
buyrulmuştur.

Soru 23: Kanaat nedir?
Cevap : Kısmete rıza göstermek, israftan kaçıp orta bir halde hareket etmektir. Kanaat tükenmez
bir hazinedir (Hadis)

Soru 24: Danışmak, bir işin hayırlı olup olmadığını anlamak için uygun görülen kimselerle görüşüp
fikirlerini almaya ne denir?
Cevap : İstişare- Müşavere denir. Müşavere eden zarar görmemiştir (Hadis)

Soru 25: Söz gezdirmek, koğuculuk yapmak, bir kimse aleyhine söylenen sözleri bir kötülük
maksadı ile o kimseye ulaştırmak gibi yapılan çirkin huya ne denir?
Cevap : Nemime denir. Koğucu olan (söz taşıyan- cennete giremez.(Hadis)

Soru 26: Müslümanların kalbinde zerre kadar dahi bulunsa cennete girmelerine mani günah nedir?
Cevap : Kibir.

Soru 27: Kibirin tersi olan kelimedir. Kendini olduğundan aşağı göstermek manasınadır.
Alçak gönüllülüktür. Böyle olan kişiler kendisinden aşağı olan kişileri küçük görmezler
ve akranları arasında büyüklenmezler.
Her şeyi ben bilirim, en iyi ben bilirim demezler. Hatta bazen toprak gibi mütevazi olurlar.
İnsanı olgunlaştıran ve topluma sevdiren bu güzel huyun adı nedir?
Cevap : Tevazu.

Soru 28: Mal, mülk Allah (c.c.)ındır. Kulun elinde bulunan ve ölmeyecek gibi biriktirdiği her şey
bir imtihan vasıtasıdır. Kul elindeki bu imkanları, kendisi ve diğer insanlar için en faydalı
şekilde kullanmakla yükümlüdür.Böyle davranmayan kimseyi ne Allah (c.c.), ne de kullar
sever. Allah (c.c.)ın kendisine verdiği mal ve mülk emanetinin hakkını vermemiş olur.
Cömertlik göstermemek İslamın kınadığı, tasvip etmediği kötü huyu kul kazanmış olur.
Cömert insan hem Allah (c.c.)a yakın, hem cennete yakın, hem de insanlara yakındır.
Aynı zamanda cehennemden de uzaktır. Kötü huylu insansa Allah (c.c.)dan, cennetten,
insanlardan uzak, cehenneme yakındır. Hem ferdi, hem de içtimai zararları olan bu kötü
huyun adı ve yine İslamda hoş görülmeyen bunun aksi huyun adı nedir?
Cevap : Cimrilik ve İsraf (Savurganlıktır).

Soru 29: Müslümanların eş, dost, akraba ve yakınlarını, hatta memleketlerini ziyaret etmesi,
görmesi, ilgi ve alaka kurması anlamına gelir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in bu
konu ile ilgili çok hadisleri olup, bu iş yapıldığı zaman müslümanların cennete
gireceklerini müjdelemiştir. İslam alimleride yapılması gereken bu hareketin vacip,
terkininde haram olduğunu söylemişlerdir. İslam ıstılahında bu güzel işe ne ad verilir?
Cevap : Sıla-i Rahim.

Soru 30: İkiyüzlülük ve ara bozuculuğa ne ad verilir.
Cevap : Nifak

Soru 31: Aksıran bir müslümanın Elhamdülillah demesi gerekir. Buna göre yanında bulunan
müslüman ne demesi gerekir?
Cevap : Yerhamükellah demesi gerekir.

Soru 32: Başkalarının evine gireceğimiz zaman öncelikle hangi kurallara dikkat etmemiz gerekir?
Cevap : a- Selam veririz
b- Adımızı söyleriz
c- Sıfatımızı söyleriz
d- Künyemizi bildiririz.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
ellerinize sağlık mutlaka bilinmesi gereken ahlak kuralları
 

esencemrem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 Eki 2005
Mesajlar
1,050
Aldığı Beğeniler
3
ALLAH RAZI OLSUN.. ZEHRA ABLAMINDA DEDİGİ GİBİ MUTLAKA BİLİNMESİ GEREKEN AHLAK KURALLARI...SELAMETLE..
 

peri

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Ara 2005
Mesajlar
950
Aldığı Beğeniler
5
AHLAK





Ahlak, toplumsal yaşamda belirli kişi, grup ya da toplum için belirli zamanda ve belirli bir yerde geçerli olan (ya da geçerli olması beklenen) değer yargılarının örf, âdet, norm ve kuralların oluşturduğu bir sistem bütünüdür.

Ahlak kuralları, belirli bir kişi, grup ya da toplum için geçerli olan değer yargılarıdır. Ahlaki kurallar, genel geçerliliğe sahip değildirler. Bir başka ifadeyle, neyin doğru, neyin yanlış, neyin iyi ya da kötü olduğu kişiden kişiye, gruptan gruba ve nihayet toplumdan topluma değişebilir. Özetle, ahlak kuralları subjektif ve göreceli özelliğe sahiptir.

Ahlak kuralları, belirli bir yerde geçerli olan değer yargılarıdır. Herkes için genel geçerliliğe sahip ahlaki kurallar olmadığı gibi, her yerde genel geçerliliğe sahip ahlaki kurallar da yoktur.

Ahlak kuralları, belirli bir zamanda geçerli olan değer yargılarıdır. Bugün geçerliliği olan bir ahlak kuralı, önemini zamanla kaybedebilir ve hatta değersiz olabilir.

Ahlak insanlararası ilişkilerde nasıl davranılması (ya da nasıl davranılmaması) gerektiğini gösteren "kendiliğinden oluşmuş" (spontan) ve "hazır" değer yargıları sistemidir. Ahlak kuralları kendiliğinden oluşur. Ancak daha sonra "hukuk kuralı" haline dönüşebilir.

Ahlak, insanlararası ilişkilerde uyulması beklenen kuralları ve yapılması gereken görevleri belirtir. Bu bakımdan, en başta, bir ahlak türü olarak birey ahlakı'ndan sözetmek gerekir. Birey ahlakında toplum üyelerinden beklenilen kurallar önem taşır. Bir toplumda uyulması beklenilen kurallar, örf ve adetler ise sosyal ahlak (toplumsal ahlak)'ı oluşturur.

Ahlak sadece "uyulması beklenilen kuralları" değil, aynı zamanda "yapılması gereken (ya da beklenilen) görevleri" de belirtir. Bu çerçevede aileden ve tüm toplumdan bir sorumluluk beklenilmektedir. Sorumluluk, esasen ödev ahlakıdır.

Özgür toplumun ahlak felsefesi, Kant Ahlakıdır. Immanuel Kant'ın ahlak anlayışı, her yerde ve zamanda neyi yapmamız gerektiğini değil, neyi istememiz gerektiği üzerinde durur. Kant'ın ahlak felsefesi iki temel ilkeye dayalıdır: (1) "Sana yapılmasını istemediğini, sende başkalarına yapma". (2) "Aynı zamanda genel bir yasa ve evrensel bir kural olmasını isteyeceğin bir maksime (kurala) göre hareket et". Kant ahlakı, bir bireysel sorumluluk ve ödev ahlakı anlayışıdır.

Özgür Toplum, "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın", "gölge etme başka ihsan istemem" şeklinde ifade edilebilecek kinik ve sekinci ahlak anlayışlarına tamamen karşıdır. Özgür toplum, aynı şekilde haz ahlakı ya da kirene ahlakı olarak adlandırılan hedonizme de karşıdır. İnsanın tek amacı en yüksek hazza ulaşmak, zevklerini tatmin etmek olmamalıdır. İnsan kendine direkt fayda sağlamayan, kendini direkt olarak ilgilendirmeyen toplumsal sorunlara karşı da duyarlı olmalıdır. Ataraksia (ruh dinginliği) ve apathos (ilgisizlik) kinik-sekinci- hedonist ahlak felsefelerinde geçerlidir.

Devlet ahlakı, siyasetçilerin ve bürokratların siyasal karar ve uygulamalarda uymaları gereken ahlaki kuralları ifade eder. Şüphesiz, seçmenler ve çıkar ve baskı grupları için de ahlaki normlar ve ölçüler sözkonusudur.

Devlet ahlakının temeli hukukun üstünlüğüne dayalı olmalıdır. İyi bir toplumsal düzende devletin ve vatandaşların hukukun üstünlüğüne inanmaları ve saygı göstermeleri gerekir. Özgür toplumda kural ve kurumlar büyük önem taşır.

İyi bir toplumsal düzende, oyunun kurallarının önceden ve toplumsal uzlaşmaya dayalı olarak tespit edilmesi siyasetin ıslah edilmesi için önemlidir. Siyasette oyununun kurallarının önceden tespit edilmesi, politikacıların güç ve yetkilerini kötüye kullanmalarını engeller. Günümüzde maalesef pek çok toplum- da siyaset saygınlığını önemli ölçüde yitirmiştir. Halkın politikacı imajı; "üçkağıtçı", "dalavereci" ve "yalancı" insan tipleriyle özdeşleşmiştir. "Kaz gelecek yerden-tavuk esirgenmez", "ver oyunu-al istediğini" mantığı siyasette her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Siyasal karar alma sürecinde yaşanan kirlilikler, sade vatandaşları siyasete karşı ilgisiz, kaygısız ve kararsız kılmaktadır. Siyaset, gerçekte saygın bir müessesedir. Özgür toplum, devleti yönetenlerin güç ve yetkilerinin çerçevesinin çizilmesi ve sınırlandırılmasıyla politikaya saygınlık kazandırılabileceğini savunur.

İş dünyasında mal ve hizmetlerin, üretim ve tüketim sürecindeki doğrular ve yanlışlar iş ahlakının konusunu oluşturur. Üretim sürecinde firmadan beklenen görev ve sorumluluklar ile firmanın uyması istenilen kurallar üretici ahlakını belirler. Tüketicilerden beklenen görev ve sorumluluk ile uymaları istenen kurallar ise tüketici ahlakı olarak adlandırılır. İş ahlakı, bunun dışında işletme sahibi, yönetici ve çalışanlarının uymaları gereken kuralları da içerir. Bu çerçevede üç yeni ahlak kavramı daha karşımıza çıkmaktadır: İşveren ahlakı, işçi ahlakı (personel ahlakı) ve yönetici ahlakı. İşverenlerin ve üreticilerin; tüketicilere, çalışanlarına, çevreye ve devlete karşı sorumlulukları bulunmaktadır. Çalışanların da aynı şekilde işletmede uymaları ve yerine getirmeleri gereken sorumlulukları vardır. Sivil toplumun ekonomik modelini ifade eden serbest piyasa ekonomisinde iş ahlakının temel ilkeleri mutlaka oluşturulmalıdır.

Medya ahlakı, tüm medya araçlarının, haber, ilan, reklam ve satış promosyonlarının dürüst, gerçeğe dayalı, tüketici ve topluma karşı bir sorumluluk duygusunu taşıyacak tarzda olmasını gerektirir. Medya ahlakında haber yayını, uygun kanıtlarla garantilenmiş doğrulara dayanmalıdır. Yorum ise subjektiftir, ancak dürüst ve ahlaki ölçülerde olmalıdır.

Bilgi toplumuna ve enformasyon çağına doğru hızla ilerlerken medyanın her geçen gün önemi daha da artmaktadır. Ancak, medyada yaşanan kirlilikler ve yozlaşmalar medya ahlakının tesis edilmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Çağdaş demokrasilerde, dördüncü kuvvet olarak anılan medyanın gücü ve toplumsal yaşam üzerindeki etkileri akıl almaz bir hızla artmaktadır. Bu bakımdan medya ahlakına ilişkin kuralların oluşturulması önem taşımaktadır.

Eğitim, öğretim ve bilimsel araştırmanın ahlaki ölçüleri ve normları olmalıdır. Üniversitelerde ve araştırma kuruluşlarında çalışan bilim adamlarının bilimsel araştırmalarında uymaları beklenen kurallar, bilimsel araştırma ahlakı'nın temellerini oluşturur. Eğitim ve öğretim faaliyetleri de belirli ahlaki normlar çerçevesinde yürütülmelidir. İyi bir toplumsal düzenin temelinde bilim, araştırma, eğitim ve öğretim vardır.


GERÇEKTEN BİLİNMESİ GEREKEN ALTIN DEĞERİNDE Kİ KURALLARI YZMIŞIN.ÇOK SAĞOL.ALLAH RAZI OLSUN...
 
Üst Alt