Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
ZEKASI
Müslümanlardan bir genç Hz. Peygamberin huzuruna çıktı ve "Ey Allah'ın elçisi! Zina etmeme izin ver". dedi.Sahabiler onu:

-Sus! Sus! diye azarladılar.Hz. Muhammed o delikanlıya:

- Şöyle ge l !diye yanına çağırdı.

Delikanlı yanına gelip oturdu.Peygamberimiz onunla konuşmaya başladı:

- Söyle bakalım. İstediğin şeyi başkalarının annenle yapmalarına razı olur musun ?

-Canım sana feda olsun, Hayır olmam.

- Zaten kimse hiç kimse annesiyle zina edilmesine razı olmaz. Peki, Kızınla zina edilmesin ister misin?
- Uğrunda öleyim ya Resulallah! Hayır istemem.

- Öyleyse hiç kimse kızıyla zina edilmesini istemez. Bir başkasının kız kardeşinle zina etmesini ister misin?

-Yoluna feda olayım, hayır istemem.

- Hiçbir kimse kız kardeşiyle zina edilmesini istemez. Peki, halanla zina edilmesi seni memnun eder mi?

- Canım sana feda olsun, hayır, kesinlikle.
- Halasıyla zina edilmesi hiç kimseyi memnun etmez. Peki, birinin teyzenle zina etmesine razı olur musun?

-Uğrunda öleyim, hayır, buna da razı olmam.
- Teyzesiyle zina edilmesine kimse razı olmaz.
Bu konuşmadan sonra Resul-u Ekrem elini delikanlının omzuna koydu ve:
- Allahım! Bunun günahını bağışla! Kalbini temizle! İffetini koru!" diye dua etti.
O günden sonra bu delikanlı öyle şeylerle ilgilenmedi ( İbni Hanbel, V,256-257 )


Mekke'deki ilk ve en sıkıntılı yıllardır. Kendisine iman edenler, henüz bir avuçtur. Bu bir avuçtan bir tanesi de İmran dır ki, babası Hüseyin Mekke'nin en akıllı, en iyi konuşan insanlarından biri kabul edilir. Oğlunun da müslüman olduğunu duyunca onu bu kötülükten geri çevirmek ve Hz. Muhammed'i, tartışıp mat ederek başlattığı bölücülüğü(!) bitirmek için O'nun yanına gider. İyi hazırlanmıştır, sorar:
-Nedir bu duyduklarımız! Bizim tanrılarımızı reddediyormuşsun. Oysa senin baban, deden ve ataların herkesle beraber bu tanrılara inanıyordu. Ve onlar akıllı, şerefli insanlardı.
Hz. Muhammed:
- Şimdilik senin atalarını da, benim atalarımı da bir kenara bırak, der ve devam eder "Sen kaç tanrıya inanıyorsun?"

- Sekiz
- Bunların kaçı yerde kaçı gökte
- Yedisi yerde biri gökte (Allah)
- Sana bir musibet gelirse kime dua edip, yardım dilersin
- Göktekine
- Malın helak olursa, kime dua edersin
- Göktekine
- Rızkı kimden istersin
- Göktekinden
- Hastalanınca şifayı kimden beklersin
- Göktekinden
- Yalnız o senin duanı kabul ettiği halde diğerlerini ne diye ona ortak ediyorsun ? Hüseyin, şaşırmıştır. Şimdiye kadar böyle bir kimse ile hiç konuşmamıştım, der.
Hz. Muhammed son hamlesini yapar:
- Hüseyin, müslüman ol ki kurtulasın. Hüseyin:
-0 zaman ben kabileme ve akrabalarıma ne derim, yüzlerine nasıl bakarım
- De ki: "Allah'ım benim için en doğru yolu göster."
Hüseyin müslüman olur. Oğlu İmran sevinçle babasının boynuna sarılır. Hz. Muhammed@, manzarayı Mutluluktan ağlayarak seyrederken, Allah'a hamd etmektedir. ( siret Ans. 3/119 )

Necran hristiyanlarını temsil eden bir heyet kendisini Medine'de ziyaret etmektedir. Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu Olduğu iddialarını tekrarlayıp, bunu Hz. Muhammed'in de onaylamasını isterler. 0 ise onları mantık ve sağduyuya davet eder:

- Allah'ın ölmeyeceğini ve İsa'nın ölmeye mahkum olup öleceğini bilmiyor musunuz
-Evet, biliyoruz.
- Rabbimizin her şeyin koruyucusu ve rızıklandırıcısı olduğunu bilmiyor musunuz? İsa, bunlardan herhangi birini yapabilir mi?
-Hayır

- Ne yerde ne gökte hiçbir şeyin Allah'a gizli kalmadığını bilmiyor musunuz? İsa bunlardan hiçbir şeyi bilir mi?
-Hayır
- Rabbimizin dilediği şekilde İsa'yı ana rahminde şekillendirdiğini, ne yemek yediğini ne su içtiğini, ne de abdest bozduğunu bilmiyor musunuz?

- Her anne gibi, İsa'nın annesinin de ona hamile olduğunu, sonra her annenin çocuğunu doğurduğu gibi onu doğurduğunu, sonra her çocuk gibi emzirildiğini ve abdest bozduğunu bilmiyor musunuz?

-Evet!

- Öyleyse iddia ettiğiniz gibi nasıl olacaktır.

Necran hıristiyanları bakakalırlar. Müslüman olmazlar ama "bizi sen yönet" derler. O da arkadaşlarından birisini onların başına vali tayin eder. ( Siret Ans.1/118 )


Bir gün Allah'ın Elçisi evindeyken, Mescidi Nebevi'den bir gürültü geldiğini duydu. Ka'b ibni Malik, İbni Ebu Hadred'den alacağını istemiş, bunun üzerine bir gürültü kopmuştu. Gürültüyü duyunca, odasının kapısındaki perdeyi araladı ve: "Ka'b!" diye seslendi. Ka'b ibni Malik:"Emret, ya Resulallah!" diye ona doğru yöneldi. Hz. Peygamber, Ka'b'a, eliyle, 'a lacağının yarısını bırak !' diye işaret etti. Bunun üzerine Ka'b: "Bıraktım, ya Resulallah!" dedi. Efendimiz buna memnun oldu. İbni Ebu Hadred'e dönerek: " Kalk, sen de borcunu öde !" buyurdu. ( Buhari, Salat,71-83 )

 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Rasulullah@ takva içinde yaşar, insanlardan da öyle yaşamalarını isterdi. Ebu Zerr in rivayetine göre Rasulullah@ şöyle buyurmuştur: "Ne beyaz derilinin siyaha, ne de Arab'ın Acem'e üstünlüğü vardır. Üstünlük ancak takvadadır' Cübeyr b. Nüfeyr, Resulullah'ın @ şöyle dediğini rivayet etmiştir:" Bana mal biriktirmem ve tüccar olmam vahyolunmamıştır. Bana şu vahyolunmuştur:' Rabbinin Şanını yay, secde edenlerden ol ve Rabbine kulluk et." Abdullah b. Amr'ın anlattığına göre Rasulullah'a@ en mükemmel insanın kim olduğu sorulması üzerine şu cevabı vermiştir: " Kalbi kirden arınmış ve dili doğru söyleyenler ' Etrafındakiler " dili doğru olanı " anladıklarını, fakat " kalbi kirden arınanları " anlamadıklarını söylemeleri üzerine Rasulullah @ : " Pak olan, günahtan, şüphe, hile, yalan ve hasetten arınmış olan" buyurmuştur. Ebu Eyyüb el-Ensari'nin söylediğine göre adamın biri Rasulullah'a@ gelerek kısaca nasihat etmesini rica etmiştir. Bunun üzerine Resulü Ekrem @ : " Namaza durduğunda, sanki son namazınmış gibi kıl. Yarın pişman olacağın bir şey söyleme. Ve insanların sahip olduklarına arzu duymayı bırak ' diye öğüt vermiştir.

Muaz b. Cebel, Rasulullah'ın @ şöyle dediğini rivayet etmiştir: " Bana en yakın olan, nerede ve kim olursa olsun takva sahipleridir ' Namazda ayaktayken, çoğu zaman saatlerce Kur'an okur, hatta bazen yorgunluktan bacakları şişerdi. Gelmiş ve gelecek kabahatleri Allah tarafından affedilmiş (48: 2) olmasına rağmen, Allah'tan en fazla o korkar, Allah'a herkesten fazla ibadet ve dua ederdi. İnsanların en takvalısı ve en doğrusu oydu. Ama bu vasıflarıyla hiç övünmemiştir. Aksine çok mütevazıydi. Ümmü Al el-Evseriye'nin rivayetine göre, Rasulullah @ şunları söylemiştir: " Allah'a andolsun ki, ben Allah'ın Resulü olmama rağmen, O'nun bana veya size ne yapacağını bilmiyorum'

Muhammed @ diğer insanların ulaşması mümkün olmayan derecede takva sahibi bir insandı. 0, insanlar arasındaki ayırımın tüm ölçütlerini paramparça etmiş ve onları takva ve doğruluk esasına göre değerlendirmiştir: " Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle, bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki, birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, (O'na karşı gelmekten) en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haber alandır' ( 49: 13 ) Onun davet ettiği din, ferd ve sosyal hayatta fazilet, takva ve doğruluk; insanlara adalet üzerine muamele; başkalarının suç ve hatalarını bağışlamak; cömert ve hayırsever olmak ve anlaşmaya bağlılık üzerine kuruluydu. İşte bu davranış tarzları insanları takva sahibi kılar ve Allah'a yaklaştırır. "... İyilik ve takva üzerinde yardımlaşırı, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah'ın azabı çetindir ' ( 5: 2 ) Yine Maide Suresi'nde şu ifadeyi görüyoruz: "... Adil davranın, takvaya yakışan budur. Allah'tan korkun, şüphesiz Allah yaptıklarınızı haber almaktadır' ( Kuranı Kerim : 5/8 )
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik "

( Kuranı Kerim: 21/107 )

Ebu Hureyre'nin rivayetine göre bazı insanlar Rasulullah'a@ gelerek müşriklere beddua etmesini rica ettiler. Bunun üzerine Rasulullah hırsla, " Ben dünyaya beddua etmek için gönderilmedim; ben yalnız rahmet olarak gönderildim' buyurmuştur. Ebu Hureyre'nin başka bir rivayetine göre Rasulullah@ şöyle demiştir: " İnanmadıkça Cennet'e giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de inanmış (mümin) olamazsınız. Yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim:Kendi aranızda herkese selam veriniz'

Yine Ebu Hureyre'nin rivayetine göre Rasulullah@: " Müminlerin birbirine karşı göstereceği altı hususiyet vardır. Bunlardan sonuncusu, bir müslüman hapşırdığında 'Allah'ın rahmeti üzerine olsun (Yerhemükullah)' denmesi, müslümanın yüzüne karşı veya gıyabında samimi davranılmasıdır demiştir"

Allah Resulü Muhammed@ örnek şahsi hayatıyla sevgi ve merhameti öğretmiştir. Cabir b. Abdullah'ın rivayetine göre Rasulullah : " Allah, başkalarına merhamet etmeyene merhamet etmez ' buyurmuştur

Ebu Musa el-Eşari'nin rivayetine göre Rasulullah@ : " Müminler parçaları birbirini tamamlayan bina gibidir' buyurduktan sonra parmaklarını iç içe sokarak, " Cennet'te bulunanlar üç kısımdır. Biri: Merhamet sahibi, akraba ve müslümanlara müşfik olandır ' demiştir.

Abdullah b. Amr' ın rivayet ettiğine göre Rasulullah c şöyle demiştir: " Merhametli olanlar, Rahim olanın göstereceği rahmete mazhar olurlar. Siz dünyadakilere merhamet gösterirseniz, Rabbiniz olan Allah da size merhamet gösterecektir' İbni Abbas'ın rivayetine göre Rasulullah@: " Küçüklerimize merhamet büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir ' buyurmuştur ( Siret Ans. 1/51, Mişkat'den )

 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Allah'ın elçisi Muhammed@ çok iffetli ve utangaçtı; aslında tam manasıyla bir namus sembolüydü. Sahabe'den pek çok kimsenin rivayet ettiğine göre, genç kızlardan daha haya sahibi ve utangaçtı. Hiçbir zaman yüksek sesle veya yakışıksız bir tavırla konuşmamıştır. Alış-veriş için pazara çıktığında insanların yanından yavaşça ve tebessüm ederek geçerdi. Bazı insanlar Kâbe'nin yanında yıkanırken veya çıplak tavaf ederken Rasulullah@ bu tip davranışlardan hoşlanmazdı. Bir mecliste istemediği bir şey duyduğu zaman insanların yüzüne karşı bir şey söylemezdi. Fakat yüzünün rengi duygularını yansıtır ve ashabı da böylece ihtiyatlı olurdu.

Ebu Said el-Hudri şöyle demiştir: " Rasulullah bakire kızdan daha hayâlıydı. Ashabı, Rasulullah'ın@ bir şeyden hoşlanıp hoşlanmadığını yüzünden anlardı'

Hz. Aişe, Resulullah'ın@ hayâsızca, ağzının içi görülecek şekilde güldüğünü görmediğini, sadece gülümsemekle yetindiğini söylemiştir.

Cabir b. Semüre'nin rivayetine göre Rasulullah@ konuşkan değildi. Açık ve sükûnetle konuşurdu. Hz. Aişe şöyle demiştir: " Rasulullah@ sizin konuştuğunuz gibi hızlı konuşmaz, yanındakilerin daha sonra hatırlamalarını kolaylaştıracak şekilde kelimeler arasında bir müddet duraklardı." İbni Ömer'in anlattığına göre Ensar'dan bir zat, kardeşini hayali olmaya karşı ikaz ederken, oradan geçen Rasulullah@ şöyle demiştir: " Onu yalnız bırak, hayâ imanın parçasıdır."

İmran b. Hüseyin'in rivayetine göre Rasulullah@ 'Hayâ imandandır ve hayâlı olan kişi ise Cennet'tedir. Ahlaksızlık kalbin katılığındandır. Kalbi katı olan kişi ise Cehennem dedir ." buyurmuştur.

Zeyd b. Talha' nın rivayetine göre Rasulullah@ şöyle demiştir: " Hayâ ve iman bir aradadır; biri gittiğinde diğeri de peşinden gider'

Yine aynı şahsın rivayetine göre Rasulullah@ " Her dinin bir hususiyeti vardır ve İslam in hususiyeti ise hayâdır ' buyurmuştur.

Ebu Hureyre şöyle rivayet etmiştir: " Rasulullah (sunulan) hiçbir yemek hakkında yorum yapmamıştır. İstediğinde yemiş; istemediğinde ise (menfi bir yorum yapmadan) bırakmıştır "

Enes'in rivayetine göre de Rasulullah@: " Kaba söz ayıptan başka bir şey getirmez. Hayâ da girdiği yeri süsler :' buyurmuştur.

Hz. Aişe'nin bir rivayetinde Peygamber@ şöyle demiştir: " Cezasını ben bile çekecek olsam, hiç kimsenin kabahati hakkında konuşmak istemem ' ( Mişkat )

İbni Mes'ud, Rasulullah'in@ şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ashabımdan hiç kimse bana bir diğeri hakkında bir şey söylemesin. Çünkü, hiç birinizin yanına (ön yargılı ) kötü niyetle çıkmaktan hoşlanmam.

Abdullah b. Müslim'in rivayetine göre Rasulullah@ : " Hayâ önceki peygamberlerin dinlerinin bir parçasıdır. Ondan yoksun olan her istediğini yapabilir' demiştir.

Resul Muhammed'in@ çok hayalı ve iffetli bir insan olduğu tarihi bir vakıadır. Kendi örnek hayatıyla bunu ashabına talim ettirmiştir.

O her işini kendisi yapardı. Sahabe'den iki kişinin anlattığına göre Resulullah'ı@ görmek için evine gittiklerinde onu bir tamir işiyle uğraşırken buldular. Onlar da Rasulullah'a@ yardım ettiler. İş bittiğinde Allah'ın Resulü@ onlara dua etti.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Resul Muhammedin@'ın büyük bir cesareti vardı. Çok sayıda tehlike ve bela ile aynı anda karşılaşmış; fakat asla herhangi bir zayıflık veya korkaklık göstermemiştir. Mekkelilerin baskı ve muhalefetinin dayanılmaz hale geldiği sırada, amcası Ebu Talip şöyle demiştir: "Bütün bu anlattıkların hakkında konuşmasan olmaz mı? Kendi kendine inan, fakat başkalarıyla uğraşma. Konuşursan, ileri gelen insanları kızdırır, kendini ve hepimizi tehlikeye atarsın, o kadar." Rasulullah@ ise şöyle cevap vermiştir:

-Güneşi sağ elime, ayı da sol elime koysalar, yine yolumdan dönmem.

Bu cevap, Resulullah'ın@ sahip olduğu ilahi cesaretin en güzel ifadesidir. ( Siret Ans.1/82 )


Bedir Savasında, zamanın silahlarıyla donanmış 1000 Savaşçıdan müteşekkil bir orduya karşı iyi donatılmamış, içinde çocukların da bulunduğu 313 kişiyle karşı çıkmış, yine de en ufak bir korku veya ürkeklik emaresi görülmemiştir. Karşılarındaki bu ağır kuvvete karşı büyük bir cesaretle savaşmış ve savaşı kazanmıştır.

Savaşın ateşi içindeyken, Müslümanlar korunma ve destek için ona bakıyorlardı. Uhud savaşında, kazanılmak üzere olan zafer, bazı askerlerin hatası sonucunda kısmi bir yenilgiye dönüşmüştü. Müslümanlar, Resulullah'ın@ öldüğüne dair çıkan yanlış bir söylentinin etkisiyle, tam bir kargaşa içinde etrafa koşuşmaktaydılar. Ama o, yine her zamanki gibi sakin idi. Sadık ashabından bazılarıyla birlikte dişlerini kaybettikten sonra bile, diğer Müslümanlar, Resulullah'ın@ bulunduğu yeri öğrenerek etrafına toplanana kadar savaşa devam etmiştir. Ondan sonra da Resulullah'ın@ cesurane önderliğinde çetin bir savaşa giriştiler. Nihayet düşman, savaşın kesin sonucu ortaya çıkmadan çekildi.

Bir gün Medine'de düşmanların saldırdığı söylentisi çıktı. Halk savaşmaya hazırlandı. Yine başta olan Hz. Peygamber@ idi. Eyerini dahi takmadan, hayvanına çıplak olarak atlamış ve bütün muhtemel tehlike yerlerine sürmüştür. Sonunda hiç bir tehlike olmadığı haberiyle dönmüştür. ( Siret Ans.1/82 )
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Hz. Peygamber@ peygamberliğini ilan edince kafirler arasında O'nu tanıyanlar, Hz. Peygamber'in@ yalancı ve palavracı biri olduğunu söylemediler. Aksine O'nun şucırunun bozulduğuna veya aklını kaybettiğine ya da kendisinde şiirsi hayaller oluştuğuna inandılar. 0 yüzden de Hz. Peygamber@ hakkında "deli, büyücü, büyülenmiş, şair.." dediler. Ama asla "yalancı" demediler.

Bir gün Kureyş'in ileri gelenleri bir araya gelmiş oturuyorlar ve Hz. Peygamber@ hakkında konuşuyorlardı. Kureyşliler arasında çok deneyimli ve görgülü bir kişiliği olan Nadr b. Haris, "Ey Kureyş! Bugüne kadar başınıza gelen bu felaketle ilgili bir tedbir bulamadınız. Muhammed gözlerinizin önünde çocukluk ve gençlik çağlarını aşarak bu yaşa geldi. 0, sizin içinizde çok beğenilen, doğru sözlü ve çok güvenilen biriydi. Şimdi saçlarıma ak düştükten sonra veya karşımıza peygamberlik davasıyla çıktıktan sonra "sihirbaz" diyorsunuz, "kahin" diyorsunuz, "şair ve deli" diyorsunuz. Allah'a yemin ederim ki, ben O'nun söylediklerini dinledim. Muhammed'de böyle şeyler yok. Başınıza böyle bir felaket ilk kez gelmiştir" dedi.

Ebu Cehil daima: "Muhammed! Ben sana yalancı demiyorum, ancak senin dediklerini doğru kabul etmiyorum" derdi. Kur'an-ı Kerim'in şu yeti işte bu söz üzerine nazil olmuştur: " Şüphesiz ki ey Peygamber! Onların söylediklerinin seni üzmekte olduğunu biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar. Fakat o zalimler açıktan açığa Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorlar ." ( En'am 6/33 )

Allah Teala tarafından, Hz. Peygamber'e@; "En yakın akrabalarını İslam'a davet et" ( Şuara 26/214 ) çağrısı gelince Hz. Peygamber@ bir tepenin üzerine çıkarak: "Ey Kureyş topluluğu" diye seslendi. İnsanlar bu çağrı ile O'nun etrafına toplanınca: " Size şu dağın arkasından bir ordu geliyor dersem, kesin olarak inanır mısınız ?" dedi. Hep bir ağızdan: "Evet, inanırız. Çünkü senin yalan söylediğini görmedik" dediler."


Bizans imparatoru, sarayının toplantı salonunda Ebu Süfyan'a: "Memleketinizde ortaya çıkan din davetçisinin daha önce yalan söylediğini hiç gördünüz mü?" diye sordu. Ebu Süfyan; "Hayır" dedi. Sonunda Bizans imparatoru yaptığı konuşmada, "Size, o kişi yanınızda hiç yalan söyledi mi? diye sordum. "Hayır, söylemedi" diye cevap verdiniz. "Ben peygamberim" diyerek, bir insan Allah'a iftira ederse, yalan söyleyerek insanlara iftira etmekten neden kaçınsın ki?" dedi. ( Son Peygamber, Nedvi, 618 )

Allah'ın Resulü Muhammed@, peygamberliğin gelişinden sonra olduğu gibi, risaletten önce de diğer insanlarla yaptığı alışverişte dürüst ve doğru idi. Olgunluk çağına eriştiğinde tüccar olmuş ve Arabistan'ın kuzeyindeki ülkelere seferlere çıkmıştı. Başkalarının parasıyla büyük bir basiretle ticaret yapmış ve büyük karlar sağlamıştır. Mekke halkı onun bu alışveriş kabiliyetine ve dürüstlüğüne hayrandı. Yavaş yavaş ünü yayıldı ve insanların güvenini kazandı. Kendisine önce işini ona güvenerek teslim eden, daha sonra da onunla evlenen Hatice'yi etkileyen, onun doğruluğu ve alışverişteki dürüstlüğüydü. Onun bu özelliğini, peygamberlikten önce de kendisiyle iş yapan herkes övmekteydi. Risaletten sonra ashabına da ticarette doğru ve dürüst olmayı tavsiye etmiştir. Numan b. Beşir'in rivayetine göre Rasulullah şöyle demiştir: "Helal da, haram da açıktır. Fakat ikisi arasında bazı şüpheli şeyler vardır ki pek çok insan bilmez. Şüpheli şeylerden sakınan dinini ve şerefini lekesiz olarak korur. Şüpheli şeylere giren ise, hayvanlarını kamu arazisi etrafında otlatan çobanın biraz sonra da o arazinin içinde otlatacağı gibi harama da düşer. " (Buhar ve Müslim) Abdullah b. Mes'ud da Rasulullah@'ın şu sözlerini nakletmiştir: " Mecburi olan görevlere ilave olarak, helal rızkı kazanmak için çalışmak da mecburi bir görevdi r." Rafi, b. Hadic'in anlattığına göre Rasulullah@ en iyi kazancın hangisi olduğu sorusuna şu cevabı vermiştir: " Kendi ellerinizin emeğiyle ve meşru alışveriş vasıtasıyla kazandıklarınız. " (Ahmed). Cabir'in rivayetine göre Rasulullah@ şöyle demiştir: " Satarken, satın alırken ve bir şey talep ettiğinde müşfik ve yumuşak başlı olana Allah rahmetini gösterir ." ( Buhari )

Ebu Said'in rivayetine göre Rasulullah@: "Doğru ve güvenilir tüccar; peygamber, doğ rular ve şehidlerle birlikte olacaktır' buyurmuştur. (Tirmizi, Darimi ve İbni Mace). Huzeyfe'nin rivayet ettiğine göre Rasulullah@ şöyle demiştir: " Bir zaman, bir adam vardı. Canını almak için Azrail@ geldiğinde adama ömründe hiç iyi bir şey yapıp yapmadığını sordu. Adam da bilmediğini söyledi. Melek düşünmesini isteyince, adam bildiği tek şeyin kendisinin iş icabı alışveriş yaptığı, ödemeler için bol zaman tanıdığı, fakirlerin borcunu ise affettiğini söyledi. Bunun üzerine Allah adamı Cennet'e gönderdi' ( Buhari- Müslim )

Rasulullah alışverişte doğru davranmayanları açıkça ikaz etmiştir. Abdullah b. Mes'ud'un rivayetine göre şöyle demiştir:
"Haram bir mal edinen ve ondan hayır için veren kimsenin hayrı kabul olmaz; ondan sevap da alamaz. Kendisine kalan kısmı ise onu cehenneme götürecektir' (Ahmed). Ebu Bekir ise Resulullah'ın@ şöyle dediğini anlatmıştır: " Haram ile beslenen hiç kimse Cennet'e girmeyecektir' Muhammed'in@ hayatında, onun insanlarla yaptığı alışverişlerde ne kadar adil, dürüst ve doğru olduğunu gösteren çok sayıda olay vardır.

Arabistan'da, müslüman olarak Rasulullah'ı@ görmeye gelen, Saib adlı meşhur bir tüccar vardı. Müslümanlar onu Rasulullah'a@ övücü sözlerle tanıttılar. Rasulullah@ : "Ben onu sizden daha iyi tanıyorum' dedi. Saib de: " Anam babam ona feda olsun. 0 benim ortağımdı ve alışverişte daima dürüst ve tertemizdi 'demiştir. Bir gün Rasulullah@ birisinden borç olarak hurma aldı. Birkaç gün geçer geçmez, adam gelip borcunu istedi. Rasulullah@ , Ensar'dan birisine borcunu ödemesini talep etti. Adama verilen hurmalar, onun Rasulullah'a@ verdiklerinin kalitesinde değildi. Bu durumda alacaklı adam verilen hurmaları kabul etmedi. Bunun üzerine, Ensar'dan olan zat, bu durumu Peygamber'e@ bildireceğini söyleyince, alacaklı: "Evet, eğer Allah'ın Resulü@ adil olmayacaksa, kimden adalet bekleyeceğiz?" diye cevap verdi. Bunu duyan Rasulullah@ gözlerinden yaş gelerek; " Çok doğru " demiştir.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Peygamber@ maliyeti ne olursa olsun, düşmanlarına karşı bile ahdine riayet etmiş ve asla sözünden dönmemiştir. Kur'an-ı Kerim'i öğütlemiş, onu hayatına uygulamış, insanlara da Allah'ın emrettiğini öğretmiş ve talim etmiştir. " Ahitleştiğiniz zaman Allah'ın ahdini yerine getiriniz. Allah'ı kendinize kefil kılarak sağlama bağladığınız yeminleri boz mayın. Allah yaptıklarınızı şüphesiz bilir' ( 16:91 ) Ve İsra Suresi'nde de şöyle buyrulmaktadır: "... Ahdi de yerine getirin, doğrusu verilen ahidde sorumluluk vardır'

( Kuranı Kerim:17/34 )

Düşmanları da onun doğruluğunu tasdik etmişlerdir. Kayser'in Ebu Süfyan'a, Muhammed hakkında sorduğu sorulardan biri de sözünde durup durmadığı olmuştur. Ebu Süfyan, Muhammed'in@ hiçbir sözünden dönmediğini itiraf etmek mecburiyetinde kalmıştır. Azılı düşmanlarından Süfyan b. Ümeyye, Mekke fetholununca Yemen'e geçmek gayesiyle Cidde'ye kaçmıştı. Umeyr b. Vehb Rasulullah'a@ gelerek Süfyan hakkında konuştu. Rasulullah@ Umeyr'e sarığını vererek, " Bu onun emniyetinin teminatına bir işarettir ." dedi. Umeyr, Süfyan'a Rasulullah'ın@ sarığıyla birlikte giderek, emniyetinin teminat altında olduğunu ve kaçmasına gerek olmadığını söyledi. Geri dönerek Rasulullah'a@ geldiği zaman, 'Bana eman veriyor musun?' diye sorunca, Rasulullah : "Evet, veriyorum" cevabını verdi. Bir köle olan Ebu Rafi, Medine'ye Kureyş'in elçisi olarak gelmişti. Rasulullah'ı@ gördüğünde İslam'ın hak din olduğunu anladı ve "Ey Allah'ın Resulü! Müşriklere asla dönmeyeceğim." dedi. Rasulullah ise şu cevabı verdi: "Ben ne anlaşmayı bozabilirim, ne de elçiyi yanım da alıkoyabilirim. Oraya gittiğin zaman da aynı şekilde düşünürsen, geriye dönebilirsin ' Bunun üzerine Ebu Rafi Mekke'ye döndü ve İslam'a girdi.
Sözünü yerine getirmek ve verdiği sözde durmak: Hz. Peygamber'in@ değişmez ölçülerle herkese uyguladığı öyle bir önemli özelliğiydi ki düşmanları bile bunu ikrar ederdi. Nitekim Bizans İmparatoru'nun sarayında Hz. Peygamber'le ilgili olarak Ebu Süfyan'a sorduğu sorular arasında bir de "Muhammed hiç sözünde durmamazlık yaptı mı?" sorusu vardı. Ebu Süfyan mecbur kalarak: "Hayır, yapmadı" cevabını vermek zorunda kaldı.

Hz. Hamza'yı şehid eden Vahşi, müslümanların intikam alacağı korkusuna kapılarak kaçmış, şehir şehir dolaşıyordu. Taifliler'in Medine'ye göndermek için teklif ettikleri heyette onun adı da vardı. Ama o, "Belki benden intikam alırlar" diye korkuyordu. Fakat bizzat Allah Resulü'nün@ düşmanları ona: "Hiçbir endişe ve korkuya kapılmadan git. Muhammed elçileri öldürtmez" diye teminat verdiler. Nitekim o, bu güven içinde Hz. Peygamber'in@ huzuruna geldi ve müslüman oldu.
 

YaMusaB

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,716
Aldığı Beğeniler
5
İşte,
şu Asr-ı Saadeti görmeyenlere,
Ceziretü'l-Arabı gözlerine sokuyoruz.

Haydi,
yüzer filozofu alsınlar,
oraya gitsinler,
yüz sene çalışsınlar!
O zâ­tın o zamana nisbeten bir senede yaptığının yüz­den birisini acaba yapabilirler mi?

Risale-i NuR
 

zeyno

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,699
Aldığı Beğeniler
6
Konum
Gümüşhane
Takım
Galatasaray
İşte peygamber ,işte çizdiği yol,olaylara bakış tarzı ve sonuçlandırışı.Ondan güzel örnek mi varmış,ondan güzel yardımcımı varmış.İnsanlık bu güzel nebiyi ve yaşantısını tam anlamıyla okusaydı buralarda olmazdık.Görün peygamber ne şekil yaşamış ve nasıl aydınlatmış çağı ve çağın ötesini.

Bu güzel kıssalar için Allah razı olsun.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
ORiJiNAL YAZARI : zeyno
İşte peygamber ,işte çizdiği yol,olaylara bakış tarzı ve sonuçlandırışı.Ondan güzel örnek mi varmış,ondan güzel yardımcımı varmış.İnsanlık bu güzel nebiyi ve yaşantısını tam anlamıyla okusaydı buralarda olmazdık.Görün peygamber ne şekil yaşamış ve nasıl aydınlatmış çağı ve çağın ötesini.

Bu güzel kıssalar için ALLAH razı olsun.

cümlemizden razı olsun..
 
Üst Alt