- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
AKLIKARIŞIKLAR İÇİN REHBER
E.F. Schumacher
Batı medeniyetinde ‘anlamak için bilim’in – veya ‘hikmet’in- gün geçtikçe hızlanan tasfiyesi ‘yönetmek için bilgi’ nin hızlı ve giderek daha hızlanan birikimini çok ciddi bir tehdide dönüştürmektedir. Başka bir bağlamda söylediğim gibi ’hikmetsiz var olabilme konusunda çok becerikliyiz şimdi’ ve becerikliliğimizin daha da artması hiçbir yarar sağlayamayacaktır. İnsanın ‘yönetim bilimleri’ üzerinde birliğimizi sürekli olarak arttıran bilimsel ilgisi en azından üç çok ciddi sonuç doğurmuştur. Öncelikle ’insanın varoluşunun anlam ve maksadı nedir? gibi bilimsel olmayan soruların kulak ardı edilmesiyle bir medeniyet zorunlu ve kaçınılmaz olarak daha derin keder, umutsuzluk ve özgürlüğe batacaktır. Hayat standartları ne kadar yüksek, ‘sağlık hizmetleri’ ömürlerini uzatmada ne kadar başarılı olursa olsun bu medeniyetin insanları giderek artan bir hızla sıhhat ve mutluluklarını yitirecekler. ‘İnsan sadece yemekle yaşamaz’ meselesidir bu. İkincisi, bilimsel çabaların insanı kainatın en dışsal ve en maddi veçhelerin metodik olarak sınırlaması dünyayı o kadar boş ve anlamsız kılmaktadır ki, ‘bir anlam için bilim’in değer ve gerekliliğini gören insanlar bile kendilerine sunulan sözde bilimsel fotoğrafın uyuşturucu gücünden kaçamamakta ve insanlığın ‘hikmet geleneği’ ne başvurup ondan faydalanma hususunda cesaret ve isteklerini kaybetmektedirler . Metodik sınırlaması ve yüksek düzeyleri sistematik olarak bir şeyleri dikkate almaması yüzünden, bilimin bulguları hiçbir zaman böylesi yüksek düzeylerin varlığına dair kanıtlar içermemekte süreç kendi kendini güçlendirmektedir: iman, aklı (intellect) daha yüksek düzeylerin kavranmasına götürecek bir rehber olarak alınmak yerine, akla karşı çıkan ve onu reddeden bir şey olarak görülmekte ve dolayısıyla reddedilmektedir. Böylelikle, kendine gelmeye giden tüm yollar kapatılmaktadır. Üçüncüsü, hikmetin bilgisini ortaya çıkarmak için artık harekete geçirilmeyen, insanın yüksek güçleri dumura uğramakta ve hatta tamamen görünmez olmaktadırlar. Sonuç olarak, toplumun ve bireylerin ele almaya çağrıldıkları tüm sorunlar çözümsüz olmaktadır. Çözülmemiş ve bu görüşle çözülemez sorunlar birikirken, çabalar gittikçe çılgınlaşmaktadır. Zenginlik hala artabiliyorken, insanın niteliği düşmektedir.
E.F. Schumacher
Batı medeniyetinde ‘anlamak için bilim’in – veya ‘hikmet’in- gün geçtikçe hızlanan tasfiyesi ‘yönetmek için bilgi’ nin hızlı ve giderek daha hızlanan birikimini çok ciddi bir tehdide dönüştürmektedir. Başka bir bağlamda söylediğim gibi ’hikmetsiz var olabilme konusunda çok becerikliyiz şimdi’ ve becerikliliğimizin daha da artması hiçbir yarar sağlayamayacaktır. İnsanın ‘yönetim bilimleri’ üzerinde birliğimizi sürekli olarak arttıran bilimsel ilgisi en azından üç çok ciddi sonuç doğurmuştur. Öncelikle ’insanın varoluşunun anlam ve maksadı nedir? gibi bilimsel olmayan soruların kulak ardı edilmesiyle bir medeniyet zorunlu ve kaçınılmaz olarak daha derin keder, umutsuzluk ve özgürlüğe batacaktır. Hayat standartları ne kadar yüksek, ‘sağlık hizmetleri’ ömürlerini uzatmada ne kadar başarılı olursa olsun bu medeniyetin insanları giderek artan bir hızla sıhhat ve mutluluklarını yitirecekler. ‘İnsan sadece yemekle yaşamaz’ meselesidir bu. İkincisi, bilimsel çabaların insanı kainatın en dışsal ve en maddi veçhelerin metodik olarak sınırlaması dünyayı o kadar boş ve anlamsız kılmaktadır ki, ‘bir anlam için bilim’in değer ve gerekliliğini gören insanlar bile kendilerine sunulan sözde bilimsel fotoğrafın uyuşturucu gücünden kaçamamakta ve insanlığın ‘hikmet geleneği’ ne başvurup ondan faydalanma hususunda cesaret ve isteklerini kaybetmektedirler . Metodik sınırlaması ve yüksek düzeyleri sistematik olarak bir şeyleri dikkate almaması yüzünden, bilimin bulguları hiçbir zaman böylesi yüksek düzeylerin varlığına dair kanıtlar içermemekte süreç kendi kendini güçlendirmektedir: iman, aklı (intellect) daha yüksek düzeylerin kavranmasına götürecek bir rehber olarak alınmak yerine, akla karşı çıkan ve onu reddeden bir şey olarak görülmekte ve dolayısıyla reddedilmektedir. Böylelikle, kendine gelmeye giden tüm yollar kapatılmaktadır. Üçüncüsü, hikmetin bilgisini ortaya çıkarmak için artık harekete geçirilmeyen, insanın yüksek güçleri dumura uğramakta ve hatta tamamen görünmez olmaktadırlar. Sonuç olarak, toplumun ve bireylerin ele almaya çağrıldıkları tüm sorunlar çözümsüz olmaktadır. Çözülmemiş ve bu görüşle çözülemez sorunlar birikirken, çabalar gittikçe çılgınlaşmaktadır. Zenginlik hala artabiliyorken, insanın niteliği düşmektedir.