Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧
H

hayrunisa

Guest
Enes b. Malik'in (r.a.) nakletti ine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Bana Burak verildi. O, beyaz, uzun, merkepten büyük, katırdan küçük bir hayvandır. Adımını gözünün erişebildi i yerin en sonuna atar." Allah Resulü devam ederek buyurdu ki: "Ben ona bindim, nihayet Beytü'l-Makdis'e geldim. Onu, (benden önceki) Peygamberlerin ba ladı ı halkaya ba ladım, sonra Mescide girdim ve orada iki rekât namaz kıldım. Sonra çıktım. Cebrail (a.s.) bana bir kap şarap bir kap da süt getirdi. Ben sütü seçtim. Cebrail (a.s.): Yaratılışa uygun olanı seçtin, dedi. Sonra bizi gö e do ru çıkardı. Cebrail gök kapısını çaldı. Sen kimsin? denildi. O, Cebrail'im dedi. Yanındaki kimdir? diye soruldu. Cebrail, Muhammed, diye cevap verdi. O, Peygamber olarak gönderilmiş midir? diye sordu. Cebrail: Ona Peygamberlik verilmiştir, dedi. Bunun üzerine bize (gök) açıldı. Birdenbire Adem (a.s.) ile karşılaştım. Bana merhaba, dedi ve hakkımda hayır dua etti. Sonra bizi ikinci semaya do ru çıkardı. Cebrail (a.s.) kapının açılmasını istedi. Sen kimsin? denildi. Cebrail: Ben Cebrail'im, dedi. Yanındaki kimdir? denildi. Muhammed'dir, dedi. O, Peygamber olarak gönderilmiş midir? denildi. Cebrail: Ona Peygamberlik verilmiştir, dedi. Bunun üzerine (gök) bize açıldı. Ben orada iki teyze o ulları (a.s.) Meryem o lu İsa ve Zekeriya o lu Yahya ile karşılaştım. Bana merhaba, dediler ve benim için hayır dua eylediler. Sonra beni üçüncü semaya do ru çıkardı. Cebrail bunun da kapısını çaldı. Sen kimsin? denildi. Cebrail: Ben Cebrail'im, dedi. Yanındaki kimdir? denildi. Cebrail: Muhammed'dir, dedi. O, Peygamber olarak gönderilmiş midir? denildi. Cebrail: Ona Peygamberlik verilmiştir, dedi. Bunun üzerine (gök) bize açıldı. Ben, Yusuf (a.s.) ile karşılaştım. Güzelli in yarısı ona verilmişti. Bana merhaba dedi ve hayır dua etti. Sonra bizi dördüncü semaya do ru çıkardı, Cebrail (a.s.) bunun da kapısını çaldı. Kim o? denildi. Cebrail, dedi. Yanındaki kim? denildi. Cebrail: Muhammed'dir, dedi. Ona (davet) gönderildi mi? denildi. Cebrail: O, Peygamber olarak gönderilmiştir, dedi. Bunun üzerine bize açıldı. Birdenbire İdris (a.s.) ile karşılaştım. Bana merhaba dedi ve hayır dua etti." Aziz ve Celil olan Allah, şöyle buyurmuştur: Biz onu pek yüce bir mertebeye yükseltmiştik. Sonra bizi beşinci kata do ru yükseltti. Cebrail onun kapısını da çaldı. Kim o? denildi. Cebrail Cebrail'im, dedi. Yanındaki kimdir? denildi. Muhammed'dir, dedi. Ona Peygamberlik gönderildi mi? denildi. Cebrail: Ona gönderildi, dedi. Bunun arkasından (gök) bize açıldı. Ben Harun (a.s.) ile karşılaştım. Bana merhaba, dedi ve hakkımda hayır dua etti. Sonra bizi altıncı kat gö e do ru yükseltti. Cebrail (a.s.) onun da kapısını çaldı. Kim o? denildi. Cebrail'dir, dedi. Yanındaki kimdir? denildi. Muhammed'dir, dedi. Ona Peygamberlik gönderilmiş midir? denildi. Cebrail: O Peygamber olarak gönderilmiştir, dedi. Bunun üzerine bize (gök) açıldı. Ben orada Musa (a.s.) ile karşılaştım. Bana merhaba, dedi ve hayır dua eyledi. Sonra yedinci semaya do ru yükseldi. Cebrail onun açılmasını istedi. Kimdir o? denildi. Cebrail'dir, dedi. Yanındaki kimdir? denildi. Muhammed'dir, dedi. Ona Peygamberlik gönderilmiş midir? denildi. Cebrail: O, Peygamber olarak gönderilmiştir, dedi. Bunun üzerine (gök) bize açıldı. Ben orada arkasını Beytü'l-Mamur'a dayamış olan İbrahim (a.s.) ile karşılaştım. Beytü'l-Mamur'u gördüm. Ona günde yetmiş bin melek girer ve bir daha ona dönmezler. Sonra (Cebrail) beni Sidretü'l-Münteha'ya götürdü. Bir de gördüm ki Sidr a acının yaprakları fillerin kulakları gibidir. Onun yemişleri ise (Yemen'in Hecer kasabası) testilerine benzer. Allah'ın emrinden, her şeyi bürümekte olan şey Sidreyi tamamıyla bürüyünce bana başka bir hâl oldu. Anladım ki Allah'ın yarattıklarından, onun güzelli inin bir kısmını bile tavsif ve tarif etmeye gücü yetebilecek hiç bir kimse yoktur. Artık Allah bana vahyetti ini vahyetti. Üzerime her gündüz ve gece içinde elli namaz farz kıldı. Musa'nın (a.s.) yanına indim. Rabbin ümmetin üzerine neyi farz kıldı? diye sordu. Elli namaz farz etti, dedim. Rabbine dön ve ondan azaltmasını iste. Çünkü ümmetin buna güç yetiremez. Ben İsrail o ullarını imtihana tabi tutmuş ve onları tecrübe etmişimdir, dedi. Ben de Rabbime döndüm ve: Ey Rabbim! Ümmetim üzerine hafiflet, diye niyaz ettim. Benden beşini indirdi. Musa'ya döndüm. Benden beş namazı indirdi, dedim. Muhakkak ümmetin buna güç yetiremez. Binaenaleyh Rabbine dön ve hafifletmesini iste, dedi. Böylece Rabbim Tebareke ve Teala ile Musa (a.s.) arasında gidip gelmeye devam ettim. Nihayet (Rabbim bana) şöyle buyurdu: "Ey Muhammed! Onlar her gündüz ve gece içinde beş namazdır. Her bir namaz için on (sevap) vardır. İşte böylece elli namaz olur. Her kim bir iyilik yapmaya niyetlenirde yapamazsa, onun lehine bir iyilik yazılır. E er yaparsa on iyilik yazılır. Her kim bir kötülük yapmaya niyetlenir de yapmazsa onun aleyhine hiç bir şey yazılmaz. E er yaparsa, bir tek kötülük yazılır." Sonra indim ve Musa'nın (a.s.) yanına vardım. Kendisine haber verdim. Rabbine dön ve ondan hafifletmesini iste, dedi. Allah Resulü (a.s.): "Rabbime (çok) döndüm, nihayet artık ondan utandım, cevabında bulundum" buyurdu.


hadisi kudsi
 
H

hayrunisa

Guest
Ebu Hureyre'nin (r.a) haber verdi ine göre:
İnsanlar Allah Resulü'ne (a.s.) hitaben: Ey Allah'ın Resulü! Biz Kıyamet gününde Rabbimizi görür müyüz? diye sordular. Allah Resulü (a.s.): "Dolunay oldu u gece, onu görmek için itişip kakışır, birbirinize zarar verir misiniz?" buyurdu. Hayır, Ey Allah'ın Resulü! dediler. Tekrar; "önünde hiç bir bulut yokken güneşi görmekte birbirinize zarar verir misiniz?" diye sordu. Hayır, Ey Allah'ın Resulü! dediler. Allah Resulü şöyle buyurdu: "İşte sizler onu böyle göreceksiniz." Kıyamet gününde Allah insanları toplar ve: "Her kim neye tapıyorduysa onun ardına düşsün" buyurur. Artık güneşe tapıyor olan güneşin, aya tapıyor olan ayın, ta utlara tapıyor olan ta utların ardına düşer. Yalnız bu ümmet, içlerinde münafıkları da oldu u halde (yerinde durup) kalır. Allah Tebareke ve Teala onlara evvelce tanıdıklarından başka bir surette gelir ve: "Ben sizin Rabbinizim" buyurur. Onlar (Rablerini o tecelli ile tanıyamadıkları için): Senden Allah'a sı ınırız. Rabbimiz bize gelinceye kadar bizim yerimiz burasıdır. (Yerimizden ayrılmayız). Rabbimiz bize geldi inde biz onu tanırız, derler. Allah Teala bu defa onlara tanıdıkları surette gelip: "Ben Rabbinizim" buyurur. Onlar da: Sen bizim Rabbimizsin derler ve ona tabi olurlar. Cehennemin de ortasına Sırat (yani köprü) kurulur. Onun üzerinden ilk geçenler ben ve ümmetim olur. O gün Peygamberlerden başka hiç bir kimse tekellüm edemez. Peygamberlerin de o günkü duaları: Ey Allahım! Selamet ver, selamet ver (den ibaret) olur. Cehennemde Sa'dan dikenlerine benzer dikenler vardır. (Efendimiz) Sa'danı hiç gördünüz mü? diye sordu. Evet Ey Allah'ın Resulü! dediler. Allah Resulü (a.s.): İşte o çengeller Sa'dan dikenleri gibidir. Ancak şu var ki ne kadar büyük olduklarını yalnız Allah bilir. İşte bunlar insanları (kötü) amellerinden dolayı kapıp alırlar. İnsanlardan mümin olanların kimi ameli sayesinde kurtulurken, kimi de Allah onları kurtarıncaya kadar cezalandırılır. Nihayet Allah, kullar arasında kazayı icra edip de sırf rahmetinden olarak Cehennemliklerden dilediklerini Cehennemden çıkarmayı irade etti inde meleklere; la ilahe illallah diyenler arasından Allah'ın merhamet buyurmak istediklerinden Allah'a bir şeyi ortak kılmamış olanları Cehennemden çıkarsınlar diye emredecektir. Melekler bunları Cehennemde secde eseriyle tanırlar. Ateş, Adem o lunun secde izinin yeri dışında her şeyini yer bitirir. Allah secde izini yemeyi ateşe haram etmiştir. Bunlar ateşten yanmış olarak çıkarılırlar. Üzerlerine hayat suyu dökülür ve o su sebebiyle sel u ra ında biten bitki gibi yeniden biterler. Yüce Allah'ın kulları arasında hükmünü sona erdirir. Ancak yüzü ateşe dönük bir kimse kalır. O, Cennete girişi itibariyle, Cennet ehlinin sonuncusudur. O kimse: Ey Rabbim! Yüzümü ateşten döndür, zira kokusu beni zehirleyip duruyor, alevi de beni yakıp duruyor, der. O kimse, Allah'ın diledi i kadar, Allah'a sürekli olarak dua eder. Sonra Şanı Yüce Allah ona: Bu senin dedi ini sana yaparsam, acaba ondan başkasını ister misin? buyurur. O kul: Senden, bundan başkasını istemem, der ve Rabbine, Allah'ın diledi i kadar, birçok sözler ve yeminler verir. Bunun ardından Allah onun yüzünü ateşten çevirir. Yüzünü Cennete do ru çevirip Cenneti gördü ü zaman, Allah'ın diledi i kadar sustuktan sonra: Ey Rabbim! Beni Cennetin kapısına yanaştır, der. Bunun üzerine Allah ona: Evvelce sana verdi imden başka bir şey istemeyece ine sözler ve yeminler vermiş de il misin? Yazıklar olsun! Ey Adem o lu! Ne kadar gaddarsın! buyurur. O kul: Ey Rabbim! der ve Allah'a devamlı dua eder. Nihayet Allah ona: Bunu sana versem başkasını ister misin? der. Kul: İzzetine yemin olsun ki hayır der. Ve Rabbine Allah'ın diledi i kadar sözler ve yeminler verir. Sonunda Rabbi onu Cennet kapısına yaklaştırır. Cennet kapısı üzerinde durdu u, Cennet ona açıldı ı, içindeki hayırları ve sevinci gördü ü zaman Allah'ın diledi i kadar susar. Sonra: Ey Rabbim! Beni Cennete sok, der. Yüce Allah ona: Verdi imden başkasını istemeyece ine sözler ve yeminler vermiş de il misin? Allah layıkını versin! Ey Adem o lu! Sen ne sözünde durmaz kimse imişsin, der. O kul: Ey Rabbim! Yaratıklarının en kötü talihlisi ben olmayayım, der ve Allah'a devamlı surette dua eder. Nihayet şanı yüce Allah ona güler. Allah ona gülünce: Cennete gir, der. Kul Cennete girince Allah ona: Temenni et, buyurur. O da Rabbinden istek ve temennide bulunur. Nihayet Allah ona: Şunu da bunu da (diyerek) istenecek şeyleri muhakkak kendisine hatırlatır, nihayet dilediklerinin hepsi kesilince Allah Teala: "Bunların hepsi ve daha bir o kadarı senindir," buyurur
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
hayruküm menteallemel kur'ane ve allemehu

sizin en hayırlınız kur'anı okuyanınız ve okutanınızdır..
benimde aklıma hemen bu hadisi şerif geldi arkadaşlar

RABBİM AMİL OLMAYI NASİP ETSİN.
 

Maximillian

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Eyl 2005
Mesajlar
231
Aldığı Beğeniler
3
MÜSLÜMAN ELİNDEN VE DİLİNDEN İNSANLARIN EMİN OLDUĞU KİMSEDİR
ALDATANLAR BİZDEN DEĞİLDİR.
 

@Cihan**

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
26 Ağu 2005
Mesajlar
3,994
Aldığı Beğeniler
9
Konum
Sinop&Egypt
Takım
Beşiktaş
Orjinal Yazarı Maximillian
MÜSLÜMAN ELİNDEN VE DİLİNDEN İNSANLARIN EMİN OLDUĞU KİMSEDİR
ALDATANLAR BİZDEN DEĞİLDİR.

el muslimu men selime el muslimune min lisenihi ve yedihi..

men ga$$ane feleyse minne
 

Rabia A'tul Adviyye

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
15 Eyl 2005
Mesajlar
306
Aldığı Beğeniler
2
Kibirli ve kendinden olmayan seylerle ovunen kimse Cennete giremez...

Insanoglunun gururlanmasi aklima geldi de, acizligimi meger ne cabuk unutuyoruz ;(
 

mihra-ce

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Eyl 2005
Mesajlar
57
Aldığı Beğeniler
0
Bu iki hadis aklıma ilk gelenlerden

İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.
Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu'l-Kıyâme, 56.


(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

Tirmizî, Birr, 36.
 

Destina1

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2005
Mesajlar
310
Aldığı Beğeniler
1
Ebu Hureyre (radiyallahu anh) hazretleri anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:

"Sizden biri iciyle disiyla Musluman olursa, yaptigi herbir hayir en az on mislinden, yedi yuz misline kadar sevabiyla yazilir. Isledigi her bir gunah da sadece misliyle yazilir. Bu hal, Allah'a kavusuncaya kadar boyle devam eder."
Buhari, Iman 31; Muslim, Iman 205, (129).
 

huzurumsun

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
18 Ağu 2005
Mesajlar
481
Aldığı Beğeniler
1
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.
Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.
 
Üst Alt