Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
ÂLİMLERİN ZAAFLARI (1)


12 - 4 - 2003 Mâlumdur ki nefs-i emmâre Allaha kulluk yolunda çok sinsî ve âdî bir düşmandır. Allahın merhamet ve muhâfaza etti i has kulları müstesnâ, herkesi kandırabilecek yaratılıştadır. Onun her yaşta ve vasıfta olan insanlara göre çeşit çeşit hile ve desîseleri vardır. Âlimler de nefsin tuzaklarına düşmekten emin de ildir.

Huccetül-İslâm İmâm Gazâli hazretleri El-Keşfü vet-Tebyîn fi Gururi-Halkı Ecmaîn isimli risalesinde, insanların nefislerine nasıl aldandıklarını anlatırken ilim ehline de bir bölüm ayırmış ve âlimlerin aldanışlarından misaller vermiştir. Hulâsa ederek arzedelim.

Âlimlerin Aldanışları:

a) Bazı âlimler şerî (dîni) ve aklî ilimleri güzelce ö renip inceler ve hayatlarını o ilimlerle geçirirler. Ancak âzâlarını günahlardan muhâfaza edip, ibâdet ve tâata yönelmeyi ihmal ederler. İlimleri ile ma rur olup, bu ilimleri sebebiyle Allah katında çok yüce makamlara sahip olduklarını, kendilerini kurtardıkları gibi başkalarına da şefâatçi olacaklarını düşünürler.

Halbuki Allâh-ü Teâlâ Kurân-ı Kerîminde meâlen: Nefsini tezkiye eden kurtuldu. (Sûre-i Şems 9-10), buyurmuştur. Yoksa tezkiye etmeyi bilen ve bunu insanlara ö reten buyurmamıştır.

b) Bazı âlimler, zâhirî ilim ve ameli güzelce tahsil ve ifâ ederler. Zâhirî mâsiyetleri de terk ederler. Ancak kalplerinden gâfil olurlar. Kibir, riyâ, hased, makam ve yücelik sevgisi, ortaklarına ve arkadaşlarına kötülük yapma ve meşhur olma arzusu gibi sıfatları kalblerinden söküp atmazlar.

Mevlâmız Kurân-ı Kerîminde meâlen: O gün ki, ne mal fayda verir, ne o ullar!Ancak Allaha selîm bir kalp ile varan başka! (Sûre-i Şuarâ, 89)

Peygamberimiz (s.a.v.)de hadîs-i şerîflerinde:

Hased, ateşin odunu yaktı ı gibi iyilikleri yakıp yok eder. (Gazâli, İhya 3/232)

Mal ve şeref sevgisi suyun bitkileri yeşertti i gibi kalpte nifak yeşertir., (Gazâli, İhya 3/345)

Sizin üzerinize gelmesinden korktu um şeylerin en korkunç olanı, küçük şirktir. Ashab:Yâ Rasûlallah! Küçük şirk nedir?, dediler. Rasûlüllah (s.a.v.): Riyâkârlıktır., buyurdu. (et-Tergib vet-Terhib 1/69)

Bu kimseler kalplerine dikkat etmeyip sadece dışlarını düzeltmeye ve bu kötü huyların tezâhürlerini izâle (görünür kısımlarını düzeltmeye) etmeye çalışırlar. Halbuki bu kötülükler kalpten sökülüp atılmadıkça ne kadar gizlense de mutlaka açı a çıkarlar.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
ÂLİMLERİN ZAAFLARI (2)
13 - 4 - 2003

c) Bazı âlimler ise bu kötü huyların kötülü ünü ve bunlardan temizlenmenin lüzûmunu kabul eder. Ancak kendisindeki halin bu kötü huyların eseri oldu unu kabul etmez. Kendini o kadar be enmiştir ki, kendisinde kibir gibi görünen şey güyâ dînin ve ilmin izzet ve şerefini korumak için gösterdi i gayret-i dîniyyedir. Sözlerini kabul etmeyen veya kendini tenkid eden birini duydu u zaman ona düşman kesilir de bunu hakkı savunmak ve bâtıla karşı koymak olarak düşünür. Halbuki, akranından başkaları kendi yanında kötülenince hiç kızmaz, ses çıkarmaz. Dışından kızmış görünse bile için için sevinir. Îcâbetmedi i halde şöhret için ilmini izhâr eder, fakat bunu insanların faydalanması için yaptı ını söyler. Halbuki yanında başka bir akranı övülse bundan rahatsız olur. Bu tür âlimler nüfûz sahibi kimselere ya cılık yaparlar da bunu müslümanların faydalanması ve zarar görmemesi için yaptıklarını söylerler. Halbuki o kimselerin yanında başka bir âlimi görseler rahatsız olurlar. Makam ve mal sâhibi kimselerin verdi i malları almakta mahzur görmezler. Kendilerinin dinde imam olduklarını, aslında bundan daha fazlasına lâyık olduklarını, çünkü her şeylerinin, dînin kıyâmı (ayakta durması) için oldu unu düşünürler.

d) Bazı âlimler, ilimlerini güzelce tahsîl ederler, âzâlarını günahlardan temizleyip itaatla süslerler. Görünen günahlardan sakındıkları gibi nefsin, rezîl sıfatlarından kurtulmak için mücâdele ve mücâhede ederler. Kalplerinden kötü huyları büyük ölçüde söküp atarlar. Ancak kalanlara ehemmiyet vermeyip kendilerinin selâmete ulaştı ını düşünürler de nefislerinden emîn olarak gaflete düşerler. Bu gafleti fırsat bilen kötü ahlâkın kalan kısmı derinde kalan ayrık kökleri gibi bir müddet sonra otaya çıkar. Kötü huylar başgösterir.

Bu kimselerin hatâlarını görmeleri ve düzeltilmeleri çok zordur. Çünkü bunlar kendilerini iyi ve üstün görmeye alışmışlardır. İnsanları be enmezler ve onların arasına karışmazlar. Îkâz edilecek olsalar çok zorlarına gider ve kabul etmezler.

e) Bazı âlimler ilimlerden mühim olanları terkedip sadece, idârî meseleler, münâkaşa mevzûları ve dünyevî muâmeleler gibi menfaate yakın (nefsin hoşlandı ı) mevzûlarla alâkadar olup kendilerini dinde fakîh (din alimi)olarak tanıtmaya çalışırlar.

f) Bazı âlimler tasavvuf ilimleri ile meşgul olurlar. Ancak tasavvufu yaşamadıkları halde sırf bu ilimlerle meşgul olmakla kendilerinin âbid, zâhid, müttakî, muhlîs ve muhlâs (ibâdet eden, dünyadan yüz çeviren, Allahdan korkan, ihlâsa ermiş ve ihlâsa erdirilmiş) olduklarını zannederler. Halbuki kalpleri dünya ve mâsivâ (Allahdan gayri şey) sevgisi ile doludur. Nefisleri besili ve rahattır.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
ÂLİMLERİN ZAAFLARI (3)


g) Aldanan âlimlerden bazıları da vâizlerdendir ki onlar dinde mühim olan husûsları anlatmak yerine insanları hislendirecek mevzûları süslü ve tesirli bir üslûp ile anlatıp onları a latmaya çalışırlar. Böylece kendilerinin çok üstün insanlar olduklarını, Allah aşkı ile dolup taştıklarını, insanları da bu aşk ile doldurduklarını düşünürler.

h) Bazı âlimler ise lüzûmundan fazla derine dalıp, sarf, nahiv, belâgat ve mantık gibi ilimlerin incelikleri ile u raşırken âlî ilimlerden istifâdeye imkân bulamazlar. Bununla birlikte kendilerinin dinde büyük âlim olduklarını zannederler. Halbuki bu ilimlerden kitap ve sünneti iyi bir şekilde anlayacak kadarı kâfîdir. Fazlası mâ lâ yânîdir, faydasızdır.

İmâm-ı Gazâli hazretlerinin el keşfu vet-tebyin... adlı eserinden hulâsa etti imiz yukarıdaki maddeler, âlimlerin yanıldıkları hususların tamamı de ildir. Sâdece bazı nümûne misâller verilmiştir. Şüphesiz âlimler için daha nice tuzaklar vardır.

Bu tuzaklardan ve hîlelerden selâmete erebilmek ancak nefsi, mutmainne haline getirmekle mümkündür. Bu olmadan tahsîl edilen ilim tehlike demektir.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
AMELSİZ İLMİN NETİCESİ


Ziyâd bin Lebid (r.a.) anlatıyor:

Nebiyyi Ekrem (s.a.v.) bir şeyden bahsetti ve O korkunç hâdise, şerî ilmin yok olup gitme vakti geldi i sırada olacaktır, buyurdu. Bunun üzerine ben dedim ki:

Ya Rasûlallah! Biz Kurân-ı okuyup dururken, onu evlâdımıza okuturken, onlar da çocuklarına ö retirken kıyâmet gününe kadar ö retip okuttukları halde nasıl olur da ilm-i şerî yok olur gider? Kurân elden ele, dilden dile dolaşıp dururken buna imkân var mı?, dedim. Rasûlü Ekrem (s.a.v.):

Anan seni yavru kılsın ya Ziyad! Ben gerçekten seni, Medînede fıkıh ilmi en çok olan biri zannederdim. Şu Yahûdiler ve Hıristiyanlar da Tevratı ve İncili okumuyorlar mıydı? Hem de nesilden nesile çocuklarına, torunlarına okuttururlardı. Fakat onlarda bulunan emir ve yasaklardan hiçbir şeyle amel etmiyorlardı! buyurdular. (Mişkât-ül Mesâbih)

GÜZEL SÖZLER:

v Dünya tuzlu su gibidir, içtikçe susatır. (Beydâbâ)

v Özü do ru olanın, sözü de do ru olur. (Hz. Ali r.a)

v Tatlı suyun başı kalabalık olur. (Mevlânâ)

v Bacanın e ri olması de il, dumanın do ru çıkması önemlidir.
 
Üst Alt