- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
EROL GÖKA
İnsan zamanının çocuğu… Kaderimizin ilk tayin edicisi, insanlık tarihinin hangi zamanında dünyaya merhaba dememizin murat edildiği… Yine aynı şekilde, genellikle bir coğrafyayla mukayyet olan bir dilin, bir geleneğin içine doğuyoruz. Bunlar da kaderimizin büyük belirleyenleri arasında. Biyolojik, kim bilir belki de psikolojik yapımızı miras aldığımız ailemiz, kimlerin çocukları olarak dünya geleceğimiz ise asla elimizden olmayan kaderimizin köklerinden…
“Kim bilir belki de psikolojik yapımızı miras aldığımız ailemiz” dedim çünkü son araştırmalar, kişiliğimizi oluşturan öğelerin muhtemelen yarısının genetik olarak belirlendiğini gösteriyor. Huyumuzu, mizacımızı anne ve babamızın genetik havuzundan alıyoruz. Psikolojimizin oluşumunda, kişiliğimizin inşasında ailenin rolü bununla sınırlı değil. Çocukluğumuzun ilk yılları ve bu yılları geçirdiğimiz aile ortamı, ailenin yaşadığı sevinçler, üzüntüler, aile bağlarının gücü, güçsüzlüğü de çok önemli. Neredeyse psikolojimizin, kişiliğimizin temelleri, eldeki genetik malzemeyle bunlar sayesinde atılıyor. Nasıl bir insan olacağımız, karakterimizin özellikleri, yaşadığımız aile ortamında belirleniyor.
Aliya İzetbegoviç’in siyasi yürüyüşünü, nerede, ne zaman, ne söyleyip ne yaptığını artık iyi biliyoruz. Şimdiye kadar onun hep muhteşem kişilik özelliklerini, Avrupa tarihi ve coğrafyası içinde, sosyalist bir kültür ikliminde şekillenen Müslümanlığının zarafetini ele aldık. Kendisini öncelikle insan olarak gördüğünü ve Batı’dan ve Doğu’dan insanlık için düşünmüş, emek vermiş herkesin çabasını sahiplendiğini, sadece Müslüman Boşnaklara değil, tüm Yugoslavya’ya, İslam dünyasına ve insanlığa hitap etmeye çalıştığını vurguladık. Biz ise şimdi onun bu özelliklerinin sağlamlığını, tesadüfî olmadığını kişiliğinin temellerinin atıldığı zamanlara giderek göstermeye çalışacak, yaşadıklarıyla söyledikleri arasındaki uyuma odaklanacağız. Bir bakıma onun hepimizde hayranlık uyandıran yolculuğunun kader çizgisini bulmaya gayret edeceğiz.
İnsan zamanının çocuğu… Kaderimizin ilk tayin edicisi, insanlık tarihinin hangi zamanında dünyaya merhaba dememizin murat edildiği… Yine aynı şekilde, genellikle bir coğrafyayla mukayyet olan bir dilin, bir geleneğin içine doğuyoruz. Bunlar da kaderimizin büyük belirleyenleri arasında. Biyolojik, kim bilir belki de psikolojik yapımızı miras aldığımız ailemiz, kimlerin çocukları olarak dünya geleceğimiz ise asla elimizden olmayan kaderimizin köklerinden…
“Kim bilir belki de psikolojik yapımızı miras aldığımız ailemiz” dedim çünkü son araştırmalar, kişiliğimizi oluşturan öğelerin muhtemelen yarısının genetik olarak belirlendiğini gösteriyor. Huyumuzu, mizacımızı anne ve babamızın genetik havuzundan alıyoruz. Psikolojimizin oluşumunda, kişiliğimizin inşasında ailenin rolü bununla sınırlı değil. Çocukluğumuzun ilk yılları ve bu yılları geçirdiğimiz aile ortamı, ailenin yaşadığı sevinçler, üzüntüler, aile bağlarının gücü, güçsüzlüğü de çok önemli. Neredeyse psikolojimizin, kişiliğimizin temelleri, eldeki genetik malzemeyle bunlar sayesinde atılıyor. Nasıl bir insan olacağımız, karakterimizin özellikleri, yaşadığımız aile ortamında belirleniyor.
Aliya İzetbegoviç’in siyasi yürüyüşünü, nerede, ne zaman, ne söyleyip ne yaptığını artık iyi biliyoruz. Şimdiye kadar onun hep muhteşem kişilik özelliklerini, Avrupa tarihi ve coğrafyası içinde, sosyalist bir kültür ikliminde şekillenen Müslümanlığının zarafetini ele aldık. Kendisini öncelikle insan olarak gördüğünü ve Batı’dan ve Doğu’dan insanlık için düşünmüş, emek vermiş herkesin çabasını sahiplendiğini, sadece Müslüman Boşnaklara değil, tüm Yugoslavya’ya, İslam dünyasına ve insanlığa hitap etmeye çalıştığını vurguladık. Biz ise şimdi onun bu özelliklerinin sağlamlığını, tesadüfî olmadığını kişiliğinin temellerinin atıldığı zamanlara giderek göstermeye çalışacak, yaşadıklarıyla söyledikleri arasındaki uyuma odaklanacağız. Bir bakıma onun hepimizde hayranlık uyandıran yolculuğunun kader çizgisini bulmaya gayret edeceğiz.