Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

EyLüL

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Nis 2013
Mesajlar
951
Aldığı Beğeniler
1,270
Takım
Galatasaray


Allah ile kul arasina girilmez




Bircok insana,”gel bir murside baglan, tevbe et, tasavvuf terbiyesine gir, insan tek basina terbiye olmaz, yalniz olarak din guzel yasanmaz” dendigi zaman, hemen su sozle karsilik verirler: “Allah ile kul arasina kimse giremez!” Bu soz, soylenis amacina gore farkli sonuclar dogurur.
Tasavvufa itiraz edenlerin cogu, tasavvuf yoluna girenlerin Allah ile aralarina cesitli kimseleri koydugunu, bir murside baglanmakla sirk tehlikesine dustuklerini, kendilerinin ise boyle bir tehlikeden uzak olduklarini anlatmaya calisirlar. Acaba isin gercegi boyle midir?


“Allah ile kul arasina kimse giremez” sozunun gecek manasi bilinmez ve yerinde kullanilmazsa fitne olur. Fayda degil, zarar verir. Bu zarar imana dokunur, dini zedeler, din kardesligini sarsar, cemaat ruhunu oldurur, edebi ortadan kaldirir.

Bu soz, soylenis niyetine gore farkli sonuclar dogurur. Eger “ben Allah’a kullukta onumde kimseyi istemem, peygamber, kitap, alim, mursid tanimam, istedigim gibi kulluk yaparim, keyfimce ibadet ederim” manasinda soyleniyorsa, soyleyeni dinden cikarir. Daha dogrusu boyle dusunen kimse kufur, isyan ve gaflet icinde kalmis demektir. O hak dine girmemistir ki, cikmis olsun.

Eger, “ben Allah’a giden yolda Allah’in Peygamberi ve Kitabi ile yetinirim, onlar ne diyorsa onu yaparim, baska kimseyi kabul etmem, alimlere bakmam, velilere baglanmam, mezhepler beni ilgilendirmez, dini kendi anladigim gibi yasarim” manasinda soylenmisse, insani sorumlu eder, isini zorlastirir, sonu tehlikelidir. Cunku arada alimler olmadan kendi basina dinin ogrenilmesi, anlasilmasi ve yasanmasi nasil mumkun olacaktir?

Kur’an ve Sunnet, Allah rizasi icin hak yolda cemaat olmayi, cemaatin basindaki imama itaat etmeyi, topluca Allah’in ipine sarilmayi, hep birlikte tevbe etmeyi, bilmediklerimizi alimlere sormayi, takva ve iyilikte yardimlasmayi, bunun icin Allah’in sadik kullari ile beraber olmayi acikca emretmektedir. Dinin hukmu bu iken, bir mumin hangi delil ve mantikla bana bunlar gerekmez diyebilir? Dese bile bunun Allah katinda ne kiymeti olabilir?

Eger bu soz, “Allah benim her halimi goruyor, biliyor, sozumu isitiyor, niyazimi dinliyor. Ben namazda, secdede, zikirde, duada ve tevbede kalbimi Rabbim’e baglarim, gonlume kimseyi koymam, kimseden bir sey beklemem. Benim korkum, sevgim, niyetim, hedefim sadece Allah’tir” manasinda soyleniyorsa, ne guzel! Dogrusu budur, boyle olmasi lazimdir. Zaten butun peygamberler kalbi dunyadan cekip Allah’a baglamak icin gelmislerdir. Onlara vâris olan alimlerin ve kâmil mursidlerin isi de budur. Buna ‘Allah adami’ olmak denir. Kalbin butun varliklardan cekilip sadece Yuce Allah’a baglanmasi kolayca elde edilecek bir nimet degildir. O tam bir hurriyyet halidir ki, arifler o hali elde etmek icin nefisleri ile bir omur mucadele vermislerdir.

O'NU ANLATAN AYETLER

Yuce Allah, insanin onune zatini tanitacak sebepler koymustur. Bu sebeplerin her biri bizi O’na goturen bir delil, O’ndan bize haber getiren bir ayettir. Yuce Rabbimiz varligina bir delil ve tecellilerine ayna olsun diye kainati yaratmistir. Kendisine giden yolu tarif etmesi icin peygamberler gondermistir. Ayrica emir, hukum ve muradini ogretecek kitaplar indirmistir. Bunlarin yaninda insana yaratani taniyacak kalp, kainata ibretle bakacak goz, peygamberin davetini anlayacak akil, kitaplarin hukmunu uygulayacak beden vermistir. Butun bunlar, Allah’a giden yolda kula yardimci vasitalardir.

Hz. Muhammed A.S. Efendimiz ile peygamberlik son bulmus, fakat mukellefiyet ve ibadet devam etmektedir. Bu is kiyamete kadar da surecektir. Akilli olup buluga eren herkes, Yuce Allah’i tanimak ve O’na guzel kulluk yapmakla yukumludur. Allahu Tealâ son peygamberini goremeyenleri kendi hallerine birakmamistir. Onlari hak yola davet edecek, kendilerine bilmediklerine ogretecek, ilâhî ahlâki yasamada yol gosterecek, ornek olacak, destek verecek rabbanî alimler yaratmistir.

Simdi Allah ve Rasulu’nun bu alimleri bize nasil tanittigini ve onlarin Rabbimiz’le bizim aramizda ne gorevler yaptigini gorelim.

Allahu Tealâ, insani yeryuzunde kendisini temsil edecek bir halife olarak yaratmistir (Bakara/30, Fâtir/39). Bu halifelik vasfini hakiki manada tasiyanlar, insanlar icinde Yuce Allah’in hukumlerini icra eden, onlari yasayan, diger insanlara ogreten peygamberler ve kâmil insanlardir, Kâfir ve fasiklar bu sereften mahrumdurlar. Onlar Allah’in halifesi degil, nefislerinin kolesidir. Allahu Tealâ, kufur ve isyanla nefislerine zulmedenlerin bu vazifeyi ustlenemeyecegini bildirmistir. (Bakara/124)

Allahu Tealâ, bilmedigimiz seyleri alimlere sormamizi emretmektedir (Nahl/43, Enbiya/7). Rabbanî alimlerin en belirgin sifatlari, zikir ehli olmalari ve Allah’tan gercek manada ittika etmeleridir (Nur/37, Fatir/26). Cenab-i Hak, zikirden gafil ve edebi bozuk olan kimselere uyulmamasini emretmistir. (Kehf/28)

Allahu Tealâ gercek alimleri yuce varligini, birligini ve dinini ispat eden birer sahit yapmistir (Âl-i Imran/18). Kendisine yonelen ve hidayet uzere giden salihlere uyulmasini istemistir (Yasin/21, Lokman/15). Takvaya ulasmak icin sadik kullari ile beraber olmayi emretmistir. (Tevbe/119)

Allahu Tealâ gercek alimleri Hz. Peygamber A.S.’dan sonra “ulu’l-emr” olarak tanitmis ve din islerinde kendilerine uyulmasini emretmistir (Nisa/59). Ulu’l-emr, hukum sahibi, din isinde yetkili, sozu gecerli kimse demektir. Halki hak uzere yoneten adil idareciler ve Allah’in dinini ihya eden alimler ulu’l-emrdirler.

Kur’an’da bazi insanlar “imam” vasfiyla tanitilmislardir. Imam, kendisine uyulan insan demektir. Bu imamlar, peygamberlerin disindaki salih insanlardir. Onlar, Allah yolunda guzel kulluk yapmaya sabretmelerinin bereketine imam yapilmislar ve Allah’in izniyle insanlari dogru yola sevk etme derecesine ulasmislardir. (Secde/24)

Goruldugu gibi, Allahu Tealâ, peygamberlerden baska bazi kullarini diger kullarina imam ve rehber yapmistir. Onlar, Allah ile kullar arasinda cok ciddi bir gorev yapmaktadir. Allah dostlari insanlara yeni bir din getirdiklerini soylemiyorlar ki, tehlikeli olsunlar. Onlar, gercek Islâm nasil yasanir, onun derdindeler. Derdi dunya olanlar zaten bizim konumuz disindadir. Boyle Insanlar kendilerine uyulacak rehberler degil, hallerine aglanacak manevi hastalardir.

Hadislere baktigimizda, onumuze yine gercek din alimleri cikmaktadir. Rasulullah A.S. Efendimiz, kendisinden sonra ummetinin sevk ve terbiyesini ustlenen halifelerin bulunacagini, bunlarin adetlerinin cok olacagini, kiyamete kadar bu isin devam edecegini, her devirde dini canlandiracak, insanlara ornek olacak bir grubun mevcut olacagini bildirmistir. Ayrica ummetini tek basina kalmaktan sakindirmis, Allah yolunda cemaat olmayi ve cemaatin onlerindeki imama samimi olarak tabi olmayi siddetle tavsiye etmistir. Bu konudaki haber ve emirler, sahih hadis kitaplarinda genisce yer almaktadir. Efendimiz A.S., ozellikle namazda en alim ve salih olanlarin cemaata imam olmasini emretmis ve sebebini soyle aciklamistir;

“Suphesiz alimler, sizin ile Rabbiniz arasinda elcilik gorevi yapmaktadirlar.” (Hakim, Tebaranî, Heysemî). Hadis, acikca Allah ile kullar arasina alimlerin girdigini ve onemli gorev yaptigini ifade etmektedir.

Butun bunlardan sunu anliyoruz; Allahu Tealâ kendisi ile aramiza peygamberlerini ve alimleri koymustur. Bunu kendi ihtiyacindan degil, insanlara merhametinden yapmistir. Boylece insanlarin Yuce Allah’a giden kulluk yolu acilmis, isleri kolaylasmistir.

Kâmil mursidler yeryuzunde Allah’in halifesi, dostu, davetcisi ve dininin bekcileridir, Onlar, Hz. Muhammed A.S. Efendimiz ile kainata gonderilen rahmete, ilme, edebe ve ilâhî sevgiye vâris olmuslardir. Onlar insanlari terbiye isinde ulu’l-emrdirler, takva yolunda imamdirlar, zikirde rehberdirler, tevbede sahittirler, guzel ahlâkta ornektirler. Onlar, insanlari kendilerine degil, Allah’a davet ederler; nefislerini degil, Mevlâ’yi yuceltirler. Irsad yetkisini halktan degil, Hak’tan alirlar.

Kâmil mursid, kendisine tabi olan kimseyi Allah’a yaklastiracak ve sevdirecek amellere sevk eder. Onu gercek imana, ihlâsa, ibadete, zikre, tevekkule, kaza ve kadere teslimiyete, sunnet uzere amele ve hizmete yonlendirir. Kendisi bu yolda ornek olur, destek verir. Hicbir zaman, hicbir halde murside ibadet edilmez, sadece Allah yolunda itaat edilir.

ALLAH ILE KUL ARASINDAKI GERCEK ENGELLER

Hak yolunda kulun en buyuk engeli kendi nefsidir. Manevi kirlerden temizlenmeyen nefis, Yuce Allah’tan perdelidir, taattan uzaktir, ilâhî sevgiden mahrumdur. Bu hukum her devirde gecerlidir. Azgin nefis insani oyle esir alir ki, Yuce Allah’i biraktirir kendisine kulluk yaptirir “hevasini kendisine ilâh edinen kimseyi gormedin mi?” (Casiye/23) ayeti, nefsin ne derece azdigini ve onun elindeki insanin ne kadar alcaldigini gostermektedir. Insan imani ve dini icin korkacaksa, kendi nefsinden korkmalidir. Butun omrunu nefsi islah etmek icin harcayan Allah dostlarini Allah yolunda perde gormek veya gostermek de, bu azgin nefsin bir vesvesesi, seytanin hilesidir. Cunku mursid, kotulugu emreden nefis ve seytanin dusmanidir.

Nefsin en kotu huyu benliktir. Insani sirke dusuren nefsidir. Sirki nefse guzel gosteren seytandir. Sirk, yaratilmis varliklari Yuce Allah’a ortak gormektir. Sirk Allah icin yapilacak bir ibadeti baskasi icin yapmaktir. Sirk, Allah’a ait yetki ve sifatlari kullara vermektir, Sirk, tevbe edilmezse affedilmeyen bir gunahtir.

Riya, Allah icin yapilacak bir ibadeti veya isi insanlar gorsun, sevsin ve ovsun diye yapmaktir. Allah Rasulu A.S., bu ummetin gunese, aya, puta, tasa, insana tapmayacagini, fakat Allah rizasini unutup, insanlar icin amel ederek dinlerini mahvedeceklerini bildirmistir. (Hakim, Ibnu Mace)

Insan ile Rabbi’nin arasindaki en buyuk perdelerden birisi de kibirdir. Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse, ondan temizlenmeden cennete giremeyecektir

Bir diger perde hasettir. Haset, insanda hayir birakmayan bir hastaliktir. Atesin kuru odunlari yakip kul ettigi gibi, haset de insanin yaptigi hayirli amelleri yakmaktadir. Dunya sevgisi, gaflet, yalan, ibadetine guvenme, tevbeyi terk, Allah’in takdirine karsi gelme gibi nefsin oyle hastaliklari vardir ki, her birisi hak yolunda ayri bir yol kesicidir, perdedir, tehlikedir. Kesin tevbe edilmeyen butun gunahlar, Allah ile aramiza girmis dusmanlardir.

Allah ile insanlar arasina girip hak yolu tikayanlardan birisi de dini dunyaya alet eden, menfaati icin ayet ve hadislerin kesin hukumlerini degistiren din adamlaridir. Din adina korkulacak en tehlikeli insanlar bunlardir, insanin Allah’a giden yolunu kesen de onlardir. Ehli olmadigi halde seyh gozuken sahtekârlar da bu gruba girerler.

Allah ile kullarin arasini acanlarin birisi de kotu arkadastir. Insan suretinde gozuken oyle seytanlar vardir ki, insani dinden imandan ederler. Hadiste belirtildigi gibi, her insan sevdiklerinin gidisati uzere hareket eder. Oyleyse herkes kimleri sevdigine iyi bakmalidir.

Dr. Dilaver Selvi
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
RAHMAN razı olsun ,yüregine sağlık.RAHMAN gerçek manada şuure eriştirsin cümlemizi ve iki cihan sultaninin gerçek varislerine dost olmayi nasip eylesin
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Cenab-i Hak razi olsun kardesim paylasan yüregine bereket tesekkürler
Selam ve Dualarimla......
 
Üst Alt