- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
"İlim,ilim bilmektir
İLİM KENDİN BİLMEKTİR."
"Ete, kemi e büründüm
YUNUS DİYE GÖRÜNDÜM."
Yunus Emre tarafından ulaştırılan bu sözler, kendini sadece et ve
kemikten ibaret bir beden zanneden, bilincini bu bedene hapseden
bizlere gerçek ilmin Öz'ümüzü, Hakikâtimizi, Kendimizi ve Kendimizde
mevcut özellikleri tanımak oldu unu bildiren en etkili
anlatımlardan biridir.
Asıl varoluş sebebi Kendini Tanımak olan insan, içinde bulundu u
toplumun kurallarını, terkibiyeti do rultusunda, algılama kapasitesi
oranında de erlendirerek benimsemiş, de er yargıları, şartlanmalar,
bedensel istekler bata ına saplanarak varoluş gayesinden, Kendini
Tanımaktan uzaklaşmıştır.
Bizler ,varoluş gayemizi gerçekleştirebilmek için yaşamımızda köklü
de işiklikler yapmak zorundayız. Evrende, her şeyin bir sebep-sonuç
ilişkisi ile meydana geldi ini, her sebebin bir sonuç do uraca ını, bu
sonucun bir sonraki olayın sebebi olaca ını, çarkın bu şekilde
döndü ünü, de işim yolunda atılan her adımın sonuçta yeni bir oluşumu
meydana getirece ini kavrayabilirsek, yaşamımızı de iştirme zamanı
gelmiş demektir.
Yaşamımızı de iştirmeye, bizi Karartma Perdeleri arkasında yaşamaya
mahkum eden, sıkı sıkıya sarılarak sahiplendi imiz de erleri terk
ederek başlayabiliriz.
Örneklersek: Bir olayı, "bana göre", "benim de erlerime göre" diye
yorumlayarak kendimizi terkibiyetle kayıtlamaktan, "önce Ben"
demekten, alıcı olmaktan, toplumun de er yargılarını bire bir
uygulamaktan vazgeçip, kendimizi, yorumsuz olmak, "önce Sen" demek,
verici olmak şeklinde de iştirebilirsek , alışkanlıklar listemizde yer
alan ve bizlerle maddi veya duygusal olarak sıkı bir ba oluşturan
de erleri sahiplenmeyi terk ederek, alışkanlıklarımızı
de iştirebilirsek, Bizi esir alan yeme, içme, uyku gibi bedensel
isteklerimizi gemlemek suretiyle de iştirebilirsek,bu de işimin
sonucunda;
Bilincimizi örten perdeyi aralayarak, kendimizi tanıyabilme yolunda
bir adım atmış oluruz.
Hz.Resul Aleyhisselam tarafından önerilen Namaz, Oruç, Zekat, Hac,
Zikir gibi de erler, yine sebep- sonuç ilişkisi içinde yer almakta
ve bu de erlerle yapılan çalışmalar sebebi oluşturarak, insanın
terkibiyetini, de er yargılarını, şartlanmalarını ve bedenin istek ve
arzularını de iştirerek, sonucunda kendi hakikâtini bilmeye, Kendini
Tanımaya yönelik bir oluşum meydana getirir.
Yaşamın bu dünya ile sınırlı olmayıp sonsuza kadar devam edece i, ne
hal ile yaşanırsa, o hal ile ölünece i; ne hal ile ölünürse o hal ile
Ba's olunaca ı ve o hal üzere haşrolunaca ı Resulallah tarafından
bizlere bildirildi ine göre, dünya yaşamında kendi aslımızı,
hakikâtimizi bilmek, Kendimizi Tanımak için yapaca ımız de işim
çalışmalarının, sonsuz yaşam üzerindeki sonuçları ve etkinli i de
açıkça görülmektedir.
Av. Aytül Ardor
İLİM KENDİN BİLMEKTİR."
"Ete, kemi e büründüm
YUNUS DİYE GÖRÜNDÜM."
Yunus Emre tarafından ulaştırılan bu sözler, kendini sadece et ve
kemikten ibaret bir beden zanneden, bilincini bu bedene hapseden
bizlere gerçek ilmin Öz'ümüzü, Hakikâtimizi, Kendimizi ve Kendimizde
mevcut özellikleri tanımak oldu unu bildiren en etkili
anlatımlardan biridir.
Asıl varoluş sebebi Kendini Tanımak olan insan, içinde bulundu u
toplumun kurallarını, terkibiyeti do rultusunda, algılama kapasitesi
oranında de erlendirerek benimsemiş, de er yargıları, şartlanmalar,
bedensel istekler bata ına saplanarak varoluş gayesinden, Kendini
Tanımaktan uzaklaşmıştır.
Bizler ,varoluş gayemizi gerçekleştirebilmek için yaşamımızda köklü
de işiklikler yapmak zorundayız. Evrende, her şeyin bir sebep-sonuç
ilişkisi ile meydana geldi ini, her sebebin bir sonuç do uraca ını, bu
sonucun bir sonraki olayın sebebi olaca ını, çarkın bu şekilde
döndü ünü, de işim yolunda atılan her adımın sonuçta yeni bir oluşumu
meydana getirece ini kavrayabilirsek, yaşamımızı de iştirme zamanı
gelmiş demektir.
Yaşamımızı de iştirmeye, bizi Karartma Perdeleri arkasında yaşamaya
mahkum eden, sıkı sıkıya sarılarak sahiplendi imiz de erleri terk
ederek başlayabiliriz.
Örneklersek: Bir olayı, "bana göre", "benim de erlerime göre" diye
yorumlayarak kendimizi terkibiyetle kayıtlamaktan, "önce Ben"
demekten, alıcı olmaktan, toplumun de er yargılarını bire bir
uygulamaktan vazgeçip, kendimizi, yorumsuz olmak, "önce Sen" demek,
verici olmak şeklinde de iştirebilirsek , alışkanlıklar listemizde yer
alan ve bizlerle maddi veya duygusal olarak sıkı bir ba oluşturan
de erleri sahiplenmeyi terk ederek, alışkanlıklarımızı
de iştirebilirsek, Bizi esir alan yeme, içme, uyku gibi bedensel
isteklerimizi gemlemek suretiyle de iştirebilirsek,bu de işimin
sonucunda;
Bilincimizi örten perdeyi aralayarak, kendimizi tanıyabilme yolunda
bir adım atmış oluruz.
Hz.Resul Aleyhisselam tarafından önerilen Namaz, Oruç, Zekat, Hac,
Zikir gibi de erler, yine sebep- sonuç ilişkisi içinde yer almakta
ve bu de erlerle yapılan çalışmalar sebebi oluşturarak, insanın
terkibiyetini, de er yargılarını, şartlanmalarını ve bedenin istek ve
arzularını de iştirerek, sonucunda kendi hakikâtini bilmeye, Kendini
Tanımaya yönelik bir oluşum meydana getirir.
Yaşamın bu dünya ile sınırlı olmayıp sonsuza kadar devam edece i, ne
hal ile yaşanırsa, o hal ile ölünece i; ne hal ile ölünürse o hal ile
Ba's olunaca ı ve o hal üzere haşrolunaca ı Resulallah tarafından
bizlere bildirildi ine göre, dünya yaşamında kendi aslımızı,
hakikâtimizi bilmek, Kendimizi Tanımak için yapaca ımız de işim
çalışmalarının, sonsuz yaşam üzerindeki sonuçları ve etkinli i de
açıkça görülmektedir.
Av. Aytül Ardor