- Üyelik Tarihi
- 6 Tem 2011
- Mesajlar
- 154
- Aldığı Beğeniler
- 0
ALLAH DOĞRULARIN YARDIMCISIDIR.
İngiliz Müslüman Yusuf İslam diyor ki: “Müslüman olmadan önce Kur’an-ı tanıdım. Daha önce Müslümanları görseydim, katiyen Müslüman olmazdım.” Bu söz karşısında her Müslüman’ın kendini gözden geçirmesi lazım. Müslüman bir memlekette, Müslüman ana-baba’dan doğmuş olmanın Müslümanlığıyla yaşayan bir toplumun acınacak halleri yıllardır devam etti ve ediyor. Yetmiş yıldır, şu hayat manzarasını seyretmekteyim. İnsanlığımızın üzerine bir gram insanlık koyamamışız. Ama kilolarımız alabildiğine artmış. Bu kadar perişanlığımıza rağmen yine Müslüman toplumlar içinde iyilerdeniz. Halk arasında işe yaramayan bir deyim türetilmişti: “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” Halbuki yiyen domuzdu. Devletin malını yemek açık gözlülük sayılırdı. Yiyenin çokluğundan kinayemidir bilmiyorum. Hakkı tanımayan, menfaatlerini putlaştıranların bu işi yapması gayet normaldi. Bu durumu seyreden halk: “Devletin hazinesini yiye, yiye bitiremediler” gibi sözler ederdi. Ama yine de hazine bitmedi.
Hekimoğlu İsmail; 1917 Rus Bolşevik ihtilalında, dünya üzerinde örnek alınacak bir Müslüman toplumu olsaydı, Karl Marx “komünizmin esasları” nı yazmazdı, diye anlatırdı.
Her insan Allah’ın enstrümanıdır. Özellikle Müslümanlar, dünya üzerinde kurulmuş bir orkestradır. Onların hayatı, herkesin gözünde ve kulağında hoş bir yankı bulmalıdır. Sair toplumlar durup onları dinlemeli, onları seyretmelidir. Hâlbuki bugün dünya arenasında, hakkı olmayanların borusu ötüyor, herkes onları dinliyor. Bu acı gerçekler karşısında Müslüman toplumlar düşünmeli, bozulmuş ve kokuşmuşluğun çarelerini kendi değerlerinde bulmalıdır. Çünkü İslamiyet, insanlığın dünya ve ahiretini kurtarmak için gönderilmiştir. İslam dini kurtarıcıdır. Onu yaşayan kurtulur. Yaşamayan perişan olur. Dünyada perişan olmadan yaşayan, fakat Müslüman olmayan toplumlar var, diyerek kendimizi aldatmayalım. Onların İslam değerleriyle kalkındığını unutmayalım. Allah, doğruların yardımcısıdır. Doğruluk evrenseldir. Kim doğru olursa Allah onu muvaffak eder. Bir müminin her sıfatı müminlik sıfatı olmadığı gibi, bir kâfirin her sıfatı da kâfirlik sıfatı değildir. Yalan söyleyen müminde kâfirlik sıfatı vardır. Çünkü yalan haramdır. Bir kâfir yalan söylemiyorsa onda müminlik sıfatı görülmektedir. Yaptığına, ürettiğine hile katıyorsan bu Müslümanlık sıfatı değildir.
Teknik ve teknolojide çalışanlar iyi bilir. Uygun malzemeye uygun alet kullanmak çok önemlidir. Bir motor tamir ustası söküp takacağı cıvatada uygun anahtar kullanmazsa, suç sökülmeyen ve takılamayan cıvatada mı yoksa uygun anahtar kullanmayan insanda mı? Dini değerleri yaşamayan insanlar yanlış alet kullanan tamirciye benzerler. Kendine söz geçiremeyen, nefsinin kölesi olmuş insan topluluğu kalkınma hayallerini gerçekleştiremez. Doğruya bağlanmak Allah’ın emrine girmek, kendimize söz geçirir duruma gelmek zorundayız. Eğer örnek bir toplum olacaksak, insanlık ve İslamlık değerlerimizi yükseltmek zorundayız. Aksi halde daha yıllarca kör dövüşü devam eder gider.
05. 08. 2013
Durmuş Göktekin
Not: “Hal-i pürmelâlimiz” başlıklı yazımda; Tevfik Fikret’in şiiri, sehven Necip Fazıl Kısakürek olarak yazılmış düzeltir özür dilerim.
İngiliz Müslüman Yusuf İslam diyor ki: “Müslüman olmadan önce Kur’an-ı tanıdım. Daha önce Müslümanları görseydim, katiyen Müslüman olmazdım.” Bu söz karşısında her Müslüman’ın kendini gözden geçirmesi lazım. Müslüman bir memlekette, Müslüman ana-baba’dan doğmuş olmanın Müslümanlığıyla yaşayan bir toplumun acınacak halleri yıllardır devam etti ve ediyor. Yetmiş yıldır, şu hayat manzarasını seyretmekteyim. İnsanlığımızın üzerine bir gram insanlık koyamamışız. Ama kilolarımız alabildiğine artmış. Bu kadar perişanlığımıza rağmen yine Müslüman toplumlar içinde iyilerdeniz. Halk arasında işe yaramayan bir deyim türetilmişti: “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” Halbuki yiyen domuzdu. Devletin malını yemek açık gözlülük sayılırdı. Yiyenin çokluğundan kinayemidir bilmiyorum. Hakkı tanımayan, menfaatlerini putlaştıranların bu işi yapması gayet normaldi. Bu durumu seyreden halk: “Devletin hazinesini yiye, yiye bitiremediler” gibi sözler ederdi. Ama yine de hazine bitmedi.
Hekimoğlu İsmail; 1917 Rus Bolşevik ihtilalında, dünya üzerinde örnek alınacak bir Müslüman toplumu olsaydı, Karl Marx “komünizmin esasları” nı yazmazdı, diye anlatırdı.
Her insan Allah’ın enstrümanıdır. Özellikle Müslümanlar, dünya üzerinde kurulmuş bir orkestradır. Onların hayatı, herkesin gözünde ve kulağında hoş bir yankı bulmalıdır. Sair toplumlar durup onları dinlemeli, onları seyretmelidir. Hâlbuki bugün dünya arenasında, hakkı olmayanların borusu ötüyor, herkes onları dinliyor. Bu acı gerçekler karşısında Müslüman toplumlar düşünmeli, bozulmuş ve kokuşmuşluğun çarelerini kendi değerlerinde bulmalıdır. Çünkü İslamiyet, insanlığın dünya ve ahiretini kurtarmak için gönderilmiştir. İslam dini kurtarıcıdır. Onu yaşayan kurtulur. Yaşamayan perişan olur. Dünyada perişan olmadan yaşayan, fakat Müslüman olmayan toplumlar var, diyerek kendimizi aldatmayalım. Onların İslam değerleriyle kalkındığını unutmayalım. Allah, doğruların yardımcısıdır. Doğruluk evrenseldir. Kim doğru olursa Allah onu muvaffak eder. Bir müminin her sıfatı müminlik sıfatı olmadığı gibi, bir kâfirin her sıfatı da kâfirlik sıfatı değildir. Yalan söyleyen müminde kâfirlik sıfatı vardır. Çünkü yalan haramdır. Bir kâfir yalan söylemiyorsa onda müminlik sıfatı görülmektedir. Yaptığına, ürettiğine hile katıyorsan bu Müslümanlık sıfatı değildir.
Teknik ve teknolojide çalışanlar iyi bilir. Uygun malzemeye uygun alet kullanmak çok önemlidir. Bir motor tamir ustası söküp takacağı cıvatada uygun anahtar kullanmazsa, suç sökülmeyen ve takılamayan cıvatada mı yoksa uygun anahtar kullanmayan insanda mı? Dini değerleri yaşamayan insanlar yanlış alet kullanan tamirciye benzerler. Kendine söz geçiremeyen, nefsinin kölesi olmuş insan topluluğu kalkınma hayallerini gerçekleştiremez. Doğruya bağlanmak Allah’ın emrine girmek, kendimize söz geçirir duruma gelmek zorundayız. Eğer örnek bir toplum olacaksak, insanlık ve İslamlık değerlerimizi yükseltmek zorundayız. Aksi halde daha yıllarca kör dövüşü devam eder gider.
05. 08. 2013
Durmuş Göktekin
Not: “Hal-i pürmelâlimiz” başlıklı yazımda; Tevfik Fikret’in şiiri, sehven Necip Fazıl Kısakürek olarak yazılmış düzeltir özür dilerim.