- Üyelik Tarihi
- 4 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,198
- Aldığı Beğeniler
- 6
Sözüne, kelâmına güveneceğimiz, itimat edeceğimiz yüce varlığı iyi anlamak, iyi tanımak lâzım. Yüce Rabbimizi yanlış veya noksan bilirsek, her şeyimizde eksiklik ve noksanlık baş gösterir. Tüm peygamberler, yüce yaratıcı Hz. Allah'ı toplumlara tanıtma, anlatma mücadelesi vermişlerdir.
Peki bu yüce varlığı nasıl biliriz, nasıl tanırız?
Hiçte zor değil. Çünkü O bilinmez, tanınmaz bir varlık değildir ki. Bir insan, kendisine şah damarından yakın olan Allah'ı bilemez, tanımaz ise, bu. insan peşinen kendisini bilemiyen, tanıyamıyan bir hâle düşmüş demektir.
Yüce Allah'ı bilmenin, O'na inanmanın ve O'nu tanımanın yolu üçtür. Bu üç ana noktayı hem dağdaki çoban ve hem de bir devletin başı durumunda olan adam anlar.
Kur'an-ı Kerim'in nazil olduğu dönemde yaşayan ve Kitabımıza ilk olarak muhatap olan insanlar, Allah'ı bir mefhum, bir ıstılah olarak biliyorlardı. Bunun ötesinde bir bilgileri yoktu. Sadece zihinlerinde bir Allah mefhumu mevcuttu. Özellikleri nelerdir? Ne yapar, ne iş görür? Faaliyet alanı neresidir? Niçin karışır? Hususiyetleri, nitelikleri nelerdir?
İşte bu sorular hep zihinlerine takılıyordu.
Allah (c.c) kendisini insanlara bildirmek, tanıtmak için Allah mefhumunu izah etmeye başladı. Bu izah etme şekli sistematik bir yapı olarak eserlere zamanla yerleşmiş oldu:
Rabb olarak Allah,
İlah olarak Allah ve
İsim ve sıfat olarak Allah. Allah'ımız kendisini insanlara üç yönden anlatıyordu.
Peki bu yüce varlığı nasıl biliriz, nasıl tanırız?
Hiçte zor değil. Çünkü O bilinmez, tanınmaz bir varlık değildir ki. Bir insan, kendisine şah damarından yakın olan Allah'ı bilemez, tanımaz ise, bu. insan peşinen kendisini bilemiyen, tanıyamıyan bir hâle düşmüş demektir.
Yüce Allah'ı bilmenin, O'na inanmanın ve O'nu tanımanın yolu üçtür. Bu üç ana noktayı hem dağdaki çoban ve hem de bir devletin başı durumunda olan adam anlar.
Kur'an-ı Kerim'in nazil olduğu dönemde yaşayan ve Kitabımıza ilk olarak muhatap olan insanlar, Allah'ı bir mefhum, bir ıstılah olarak biliyorlardı. Bunun ötesinde bir bilgileri yoktu. Sadece zihinlerinde bir Allah mefhumu mevcuttu. Özellikleri nelerdir? Ne yapar, ne iş görür? Faaliyet alanı neresidir? Niçin karışır? Hususiyetleri, nitelikleri nelerdir?
İşte bu sorular hep zihinlerine takılıyordu.
Allah (c.c) kendisini insanlara bildirmek, tanıtmak için Allah mefhumunu izah etmeye başladı. Bu izah etme şekli sistematik bir yapı olarak eserlere zamanla yerleşmiş oldu:
Rabb olarak Allah,
İlah olarak Allah ve
İsim ve sıfat olarak Allah. Allah'ımız kendisini insanlara üç yönden anlatıyordu.