Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:“Bir müslümanın, yanında bulunmayan din kardeşine yapacağı duâ kabûl olunur. Bir kimse din kardeşine hayır duâ ettikçe, yanında bulunan vazîfeli bir melek ona, «Allâh duânı kabûl etsin, aynı şeyleri sana da versin!» diye duâ eder.” (Müslim, Zikir 87, 88; İbn-i Mâce, Menâsik, 5)
Şu hâlde biz, hem müslüman kardeşlerimiz için duâ etmeli, hem de onlardan duâ talebinde bulunmalıyız.
Şu fânî âlemde en çok muhtaç olduğumuz haslet takvâ olduğundan, duâlarımızda ekseriyetle takvâ hâlini talep etmeliyiz. Bir kimse Peygamber -aleyhissalâtü vesselâm-’a gelerek:
“–Yâ Rasûlallâh! Yolculuğa çıkıyorum, benim için duâ ediniz.” dedi.
Rasûl-i Ekrem de:
“–Allâh sana takvâ nasîb etsin.” buyurdu. O kişi:
“–Biraz daha yâ Rasûlallâh!” deyince:
“–Allâh günâhını bağışlasın.” buyurdu. Sahâbî:
“–Biraz daha, anam babam Sana fedâ olsun yâ Rasûlallâh!” dedi.
Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Allâh Teâlâ, bulunduğun her yerde, kolayca hayır yapmanı sağlasın.” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 44/3444)
Bir gün Allâh Rasûlü, İbrâhim -aleyhisselâm-’ın:
“Rabbim, putlar insanlardan birçoğunun sapmasına sebep oldular. Şimdi kim bana uyarsa o bendendir…” (İbrâhim, 36) sözünü ve Îsâ -aleyhisselâm-’ın:
“Eğer kendilerine azâb edersen, şüphesiz onlar Sen’in kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz Sen izzet ve hikmet sâhibisin.” (el-Mâide, 118) duâsını okudu. Akabinde ellerini kaldırdı ve:
“Allâh’ım, ümmetimi koru, ümmetime merhamet et!” diye yalvararak ağladı. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak:
“–Ey Cebrâîl! -Rabbin herşeyi daha iyi bilir ya- (insanlar da bilsin diye) git, Muhammed’e niçin ağladığını sor.” buyurdu.
Cebrâîl -aleyhisselâm- geldi. Rasûlullâh Efendimiz ona, ümmeti için duyduğu endişe sebebiyle ağladığını bildirdi. (Hazret-i Cebrâîl’in dönüp durumu haber vermesi üzerine) Allâh Teâlâ:
“–Ey Cebrâîl! Muhammed’e git ve O’na: «Ümmetin husûsunda Sen’i râzı edeceğiz ve Sen’i asla üzmeyeceğiz.»
müjdemizi ulaştır.” buyurdu. (Müslim, Îmân, 346)
ALLAHIN BİZLERİ HABİBİNE LAYIK ÜMMET SANA LAYIK KUL EYLE
Şu hâlde biz, hem müslüman kardeşlerimiz için duâ etmeli, hem de onlardan duâ talebinde bulunmalıyız.
Şu fânî âlemde en çok muhtaç olduğumuz haslet takvâ olduğundan, duâlarımızda ekseriyetle takvâ hâlini talep etmeliyiz. Bir kimse Peygamber -aleyhissalâtü vesselâm-’a gelerek:
“–Yâ Rasûlallâh! Yolculuğa çıkıyorum, benim için duâ ediniz.” dedi.
Rasûl-i Ekrem de:
“–Allâh sana takvâ nasîb etsin.” buyurdu. O kişi:
“–Biraz daha yâ Rasûlallâh!” deyince:
“–Allâh günâhını bağışlasın.” buyurdu. Sahâbî:
“–Biraz daha, anam babam Sana fedâ olsun yâ Rasûlallâh!” dedi.
Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Allâh Teâlâ, bulunduğun her yerde, kolayca hayır yapmanı sağlasın.” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 44/3444)
Bir gün Allâh Rasûlü, İbrâhim -aleyhisselâm-’ın:
“Rabbim, putlar insanlardan birçoğunun sapmasına sebep oldular. Şimdi kim bana uyarsa o bendendir…” (İbrâhim, 36) sözünü ve Îsâ -aleyhisselâm-’ın:
“Eğer kendilerine azâb edersen, şüphesiz onlar Sen’in kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz Sen izzet ve hikmet sâhibisin.” (el-Mâide, 118) duâsını okudu. Akabinde ellerini kaldırdı ve:
“Allâh’ım, ümmetimi koru, ümmetime merhamet et!” diye yalvararak ağladı. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak:
“–Ey Cebrâîl! -Rabbin herşeyi daha iyi bilir ya- (insanlar da bilsin diye) git, Muhammed’e niçin ağladığını sor.” buyurdu.
Cebrâîl -aleyhisselâm- geldi. Rasûlullâh Efendimiz ona, ümmeti için duyduğu endişe sebebiyle ağladığını bildirdi. (Hazret-i Cebrâîl’in dönüp durumu haber vermesi üzerine) Allâh Teâlâ:
“–Ey Cebrâîl! Muhammed’e git ve O’na: «Ümmetin husûsunda Sen’i râzı edeceğiz ve Sen’i asla üzmeyeceğiz.»
müjdemizi ulaştır.” buyurdu. (Müslim, Îmân, 346)
ALLAHIN BİZLERİ HABİBİNE LAYIK ÜMMET SANA LAYIK KUL EYLE