- Üyelik Tarihi
- 29 Eyl 2007
- Mesajlar
- 8,243
- Aldığı Beğeniler
- 6,432
- Takım
- Fenerbahçe
Allah'ın Rahmet'i; o kadar çok, o kadar geniş, o kadar büyük, o kadar engin, o kadar derin ki; adeta rahmet deryasında yüzüyoruz.
Ramazan bir Rahmet; hem de ne rahmet: kendisini bin aydan değerli kılan vahyin, içinde nazil olmaya başladığı bir rahmet.
Vicdan bir rahmet ki ne rahmet; hayata yalnız varedilmediğin, adeta içindeki peygamber. Ve vicdanlarımız, Kur'an nazil olmadan önceki Mekke ortamını aratmayacak zulumlerin her taraftan sardığı bir zaman ve mekan da vahiyle desteklenmeye muhtaç.
Akıl bir Rahmet; kalb bir diğer rahmet: ikisi birlikte, elele yol alınca Rahmetin karesi. Yollarını vicdanla güzelleştirince rahmet katsayısı artıyor.
Vahiyle desteklenmiş, yaraları tamir edilmiş ve emanet edildiği berraklığa kavuşturulmuş bir vicdanı düşünüyorum da; nazil olduğu Ay'ı bin aydan değerli kılanın şekillediği bir vicdanı, aklı ve kalbi; bu üçlüye sahip bir insanı...
Öyle bir insan; insanlığına dönmüş bir insan, "yeşil adem " olmaz mı: gittiği heryeri yeşerten? Erkek veya kadın hiç farketmez: Peygamberimin "özlediği kardeşleri"nden bir kardeş olmaz mı? "Alemlere Rahmet olarak gönderilmiş Peygamberimin izinden giderek, Allah'ı sevdiğine yaşantısıyla şahitlik etmiş olmaz mı?
"Deki: Allah'ı seviyorsanız bana uyun."
O'nun (sav) gibi Kur'an'la doğmuş, desteklenmiş, bütünleşmiş, yürüyen Kur'an olma gayretiyle yaşamış olmaz mı? Ve bu yolda ölüm gelip yakalarsa "peygamberlerle, şehitlerle, salihlerle ve sıddıyklerle arkadaş" olmaz mı?
Fi emanillah.