Kadının birisi hayır sahibi mi hayır sahibiymiş. Kimin derdi varsa imkânlarını seferber eder, yardımlarına koşar; dertlilerin derdini dinler, dertlerini dindirirmiş.
İnsanlar da onun bu iyilik ve fedâkârlıkları karşısında, "Ne cömert, ne hayırsever insan!" demekten kendilerini alamazlarmış.
Bu kişi birgün vefat etmiş, cenazesini kaldırırlarken tabutunun üzerinde bir soğan görülmüş. Bu soğan tâ mezara kadar onunla birlikte gitmiş, onunla birlikte defnolunmuş. Durumu keşfeden bir maneviyat ehli şu yorumu yapmış: "Bu kadın bütün yaptığı hayırları gösteriş için, "Desinler!" diye yaparmış. Birgün evde yalnızken kapıya bir dilenci gelmiş. Ona verecek birşey bulamayınca getirip bir soğan vermiş ve bunu verirken gösteriş olsun diye değil, sırf Allah için vermiş. Ahirete götürebildiği de sadece bu olmuş!"
Görüldüğü gibi gösteriş için, desinler diye, sırf insanların hoşnutluğunu kazanmak için yapılan hayrın insanlar nazarında bir değeri olsa da Allah katında hiçbir değeri yoktur. Makbul olan amel ancak Allah rızası için ihlâsla yapılan ameldir.
Kur'ân bize bu eğitimi verir. Nitekim biz Kurban Bayramında kurban keserken sünnet olarak şu meâldeki âyeti okuruz: "De ki: Namazım da, ibadetim de, hayatım da, ölümüm de, âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. Onun hiçbir ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim."1
Mü'mine düşen budur. Mü'minler bütün bâtıl dinlerden uzaklaşarak ihlâs ile Allah'a kulluk etmek, namazı dos doğru kılmak ve zekâtı vermekten başka birşeyle emrolunmamışlardır. İşte bu dosdoğru dinin tâ kendisidir.2
Başka bir âyette de aşırılıklardan uzak kalıp adâlet üzere olmayı, secde edilen her yerde de yüzü dosdoğru kıbleye çevirmeyi ve dinde ihlâs sahibi kimseler olarak Allah'a duâ etmeyi emreder Rabbimiz.3
"Tam bir teslimiyetle Allah'a yönelen, ihlâsla itaat ve ibadet ederek bâtıl dinleri bırakıp İbrahim'in dini olan İslâma uyan kimseden din yönüyle daha güzel kim vardır?"4 buyurarak da böyle kimseleri över Kur'ân.
Böyle ihlâslı kimselere şeytan bile birşey yapamaz. İnsanların diriltilecekleri güne kadar Allah'tan mühlet isteyen İblis, "Ey Rabbim, mâdem ki Sen beni rahmetinden uzaklaştırdın; ben de yeryüzünde kötülükleri onlara hoş gösterip hepsini azdıracağım. Ancak onlardan ihlâsa erdirdiğin kulların müstesnâ"5 diyerek böyle ihlâslı insanlara hiçbir şey yapamayacağını ifade eder.
İhlâsla kulluğun mükâfatları saymakla bitmez. İhlâs ile Allah'a yönelen, güzelce kullukta bulunanlar için hiçbir korku bulunmaz, mahzun da olmazlar.6
İman edip güzel işler yapan ve Rablerine ihlâsla itaat edenler aynı zamanda Cennet ehlidirler, orada dâimî olarak kalacaklardır.7
Bundan daha büyük bir mükâfat düşünülebilir mi?
Dipnotlar:
1. Enâm Sûresi, 162, 163. 2. Beyyine Suresi: 5. 3. Araf Suresi: 29. 4. Nisa Suresi: 125. 5. Hıcr Suresi: 36-40. 6. Bakara Suresi: 112. 7. Hud Suresi: 23.
Şaban DÖĞEN
İnsanlar da onun bu iyilik ve fedâkârlıkları karşısında, "Ne cömert, ne hayırsever insan!" demekten kendilerini alamazlarmış.
Bu kişi birgün vefat etmiş, cenazesini kaldırırlarken tabutunun üzerinde bir soğan görülmüş. Bu soğan tâ mezara kadar onunla birlikte gitmiş, onunla birlikte defnolunmuş. Durumu keşfeden bir maneviyat ehli şu yorumu yapmış: "Bu kadın bütün yaptığı hayırları gösteriş için, "Desinler!" diye yaparmış. Birgün evde yalnızken kapıya bir dilenci gelmiş. Ona verecek birşey bulamayınca getirip bir soğan vermiş ve bunu verirken gösteriş olsun diye değil, sırf Allah için vermiş. Ahirete götürebildiği de sadece bu olmuş!"
Görüldüğü gibi gösteriş için, desinler diye, sırf insanların hoşnutluğunu kazanmak için yapılan hayrın insanlar nazarında bir değeri olsa da Allah katında hiçbir değeri yoktur. Makbul olan amel ancak Allah rızası için ihlâsla yapılan ameldir.
Kur'ân bize bu eğitimi verir. Nitekim biz Kurban Bayramında kurban keserken sünnet olarak şu meâldeki âyeti okuruz: "De ki: Namazım da, ibadetim de, hayatım da, ölümüm de, âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. Onun hiçbir ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim."1
Mü'mine düşen budur. Mü'minler bütün bâtıl dinlerden uzaklaşarak ihlâs ile Allah'a kulluk etmek, namazı dos doğru kılmak ve zekâtı vermekten başka birşeyle emrolunmamışlardır. İşte bu dosdoğru dinin tâ kendisidir.2
Başka bir âyette de aşırılıklardan uzak kalıp adâlet üzere olmayı, secde edilen her yerde de yüzü dosdoğru kıbleye çevirmeyi ve dinde ihlâs sahibi kimseler olarak Allah'a duâ etmeyi emreder Rabbimiz.3
"Tam bir teslimiyetle Allah'a yönelen, ihlâsla itaat ve ibadet ederek bâtıl dinleri bırakıp İbrahim'in dini olan İslâma uyan kimseden din yönüyle daha güzel kim vardır?"4 buyurarak da böyle kimseleri över Kur'ân.
Böyle ihlâslı kimselere şeytan bile birşey yapamaz. İnsanların diriltilecekleri güne kadar Allah'tan mühlet isteyen İblis, "Ey Rabbim, mâdem ki Sen beni rahmetinden uzaklaştırdın; ben de yeryüzünde kötülükleri onlara hoş gösterip hepsini azdıracağım. Ancak onlardan ihlâsa erdirdiğin kulların müstesnâ"5 diyerek böyle ihlâslı insanlara hiçbir şey yapamayacağını ifade eder.
İhlâsla kulluğun mükâfatları saymakla bitmez. İhlâs ile Allah'a yönelen, güzelce kullukta bulunanlar için hiçbir korku bulunmaz, mahzun da olmazlar.6
İman edip güzel işler yapan ve Rablerine ihlâsla itaat edenler aynı zamanda Cennet ehlidirler, orada dâimî olarak kalacaklardır.7
Bundan daha büyük bir mükâfat düşünülebilir mi?
Dipnotlar:
1. Enâm Sûresi, 162, 163. 2. Beyyine Suresi: 5. 3. Araf Suresi: 29. 4. Nisa Suresi: 125. 5. Hıcr Suresi: 36-40. 6. Bakara Suresi: 112. 7. Hud Suresi: 23.
Şaban DÖĞEN