- Üyelik Tarihi
- 7 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,242
- Aldığı Beğeniler
- 9
- Takım
- Galatasaray
ANA DUÂSI
Müslüman evlâdı, her zaman ana-babasının hayır duâlarını almaya çalışmalıdır.
Bâyezîd-i Bistâmî (k.s.) Hazretlerinin ihtiyar ve hasta bir annesi vardı. Gece yarısı uykusundan uyanıp kendisinden bir bardak su istemesi üzerine, destiden su doldurup getirinceye kadar anası tekrar uykuya dalmıştı. Bâyezîd-i Bistâmî (k.s.), elinde bir bardak su ile uyanacak diye anasını sabaha kadar bekler.
Sabah Namazı için uyanan anası, o lunun, elinde bir bardak su ile ayakta bekledi ini görünce, son derece duygulanır. Ve bu fedâkâr o lu için; "Ârifler sultânı olasın o lum!" diye yürekten duâ eder. (43)
Annesinin duâsı bereketi ile Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri, gerçekten ârifler sultânı olur. Ve bütün tasavvuf kitaplarında hep bu ünvân ile anılır.
Bununla birlikte anne bedduâsından da son derece sakınmalıdır. Onların bedduâsını alan evlâdın, dünyâda iki yakası bir araya gelmeyece i gibi, âhırette de ebedî hüsrâna u rayaca ında şüphe yoktur.
Sahâbe-i kirâmdan Alkame adında bir zât vardı. Evlendikten sonra annesine karşı tutum ve tavrı iyice de işmişti. Bu durumdan ihtiyar annesinin gönlü incinmiş, kalbi kırılmıştı.
Böylece günler geçti. Birgün Alkame, hastalanarak ölüm yata ına düştü. Annesine olan kırıcı davranışından dolayı dili tutuldu. Son nefesinde söylemesi gereken kelime-i şehâdeti söyleyemedi.
Nihâyet Rasûlullâh (s.a.v.)in ısrârı ile, yaşlı anne, evlâdını affedip hakkını helâl etti. O anda Alkamenin dili çözüldü ve kelime-i şehâdet getirmeye başladı. Rûhunu da bu îmânla teslîm etti.
Alkame yıkanıp kefenlendikten sonra, namazı kılınıp defnedildi. Ardından Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz, kabri başında durarak orada bulunanlara şöyle hitâb etti:
"Ey muhâcirler!
Ey ensâr!
Kim karısını, annesinden daha üstün tutarsa, Allâhın lâneti onun üzerinedir. Onun di er ibâdet ve iyiliklerinin de kendisine bir fâidesi yoktur, kabul olunmaz." (44)
Ancak bu hadîs-i şerîf; eşin, kayınvâlide karşısında ezilmesi ve hiçbir hak sâhibi olmaması anlamına gelmez. Çünkü İslâmda eşin de, annenin de hak ve sorumlulukları dengelenmiştir.
Müslüman evlâdı, her zaman ana-babasının hayır duâlarını almaya çalışmalıdır.
Bâyezîd-i Bistâmî (k.s.) Hazretlerinin ihtiyar ve hasta bir annesi vardı. Gece yarısı uykusundan uyanıp kendisinden bir bardak su istemesi üzerine, destiden su doldurup getirinceye kadar anası tekrar uykuya dalmıştı. Bâyezîd-i Bistâmî (k.s.), elinde bir bardak su ile uyanacak diye anasını sabaha kadar bekler.
Sabah Namazı için uyanan anası, o lunun, elinde bir bardak su ile ayakta bekledi ini görünce, son derece duygulanır. Ve bu fedâkâr o lu için; "Ârifler sultânı olasın o lum!" diye yürekten duâ eder. (43)
Annesinin duâsı bereketi ile Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri, gerçekten ârifler sultânı olur. Ve bütün tasavvuf kitaplarında hep bu ünvân ile anılır.
Bununla birlikte anne bedduâsından da son derece sakınmalıdır. Onların bedduâsını alan evlâdın, dünyâda iki yakası bir araya gelmeyece i gibi, âhırette de ebedî hüsrâna u rayaca ında şüphe yoktur.
Sahâbe-i kirâmdan Alkame adında bir zât vardı. Evlendikten sonra annesine karşı tutum ve tavrı iyice de işmişti. Bu durumdan ihtiyar annesinin gönlü incinmiş, kalbi kırılmıştı.
Böylece günler geçti. Birgün Alkame, hastalanarak ölüm yata ına düştü. Annesine olan kırıcı davranışından dolayı dili tutuldu. Son nefesinde söylemesi gereken kelime-i şehâdeti söyleyemedi.
Nihâyet Rasûlullâh (s.a.v.)in ısrârı ile, yaşlı anne, evlâdını affedip hakkını helâl etti. O anda Alkamenin dili çözüldü ve kelime-i şehâdet getirmeye başladı. Rûhunu da bu îmânla teslîm etti.
Alkame yıkanıp kefenlendikten sonra, namazı kılınıp defnedildi. Ardından Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz, kabri başında durarak orada bulunanlara şöyle hitâb etti:
"Ey muhâcirler!
Ey ensâr!
Kim karısını, annesinden daha üstün tutarsa, Allâhın lâneti onun üzerinedir. Onun di er ibâdet ve iyiliklerinin de kendisine bir fâidesi yoktur, kabul olunmaz." (44)
Ancak bu hadîs-i şerîf; eşin, kayınvâlide karşısında ezilmesi ve hiçbir hak sâhibi olmaması anlamına gelmez. Çünkü İslâmda eşin de, annenin de hak ve sorumlulukları dengelenmiştir.