Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

*perwerder*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
2,975
Aldığı Beğeniler
2
Ana Duâsı

Müslüman evlâdı, her zaman ana-babasının hayır duâlarını almaya çalışmalıdır.

Bâyezîd-i Bistâmî (k.s.) Hazretlerinin ihtiyar ve hasta bir annesi vardı. Gece yarısı uykusundan uyanıp kendisinden bir bardak su istemesi üzerine, destiden su doldurup getirinceye kadar anası tekrar uykuya dalmıştı. Bâyezîd-i Bistâmî (k.s.), elinde bir bardak su ile uyanacak diye anasını sabaha kadar bekler.

Sabah Namazı için uyanan anası, o lunun, elinde bir bardak su ile ayakta bekledi ini görünce, son derece duygulanır. Ve bu fedâkâr o lu için; "Ârifler sultânı olasın o lum!" diye yürekten duâ eder. (43)

Annesinin duâsı bereketi ile Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri, gerçekten ârifler sultânı olur. Ve bütün tasavvuf kitaplarında hep bu ünvân ile anılır.

Bununla birlikte anne bedduâsından da son derece sakınmalıdır. Onların bedduâsını alan evlâdın, dünyâda iki yakası bir araya gelmeyece i gibi, âhırette de ebedî hüsrâna u rayaca ında şüphe yoktur.

Sahâbe-i kirâmdan Alkame adında bir zât vardı. Evlendikten sonra annesine karşı tutum ve tavrı iyice de işmişti. Bu durumdan ihtiyar annesinin gönlü incinmiş, kalbi kırılmıştı.

Böylece günler geçti. Birgün Alkame, hastalanarak ölüm yata ına düştü. Annesine olan kırıcı davranışından dolayı dili tutuldu. Son nefesinde söylemesi gereken kelime-i şehâdeti söyleyemedi.

Nihâyet Rasûlullâh (s.a.v.)in ısrârı ile, yaşlı anne, evlâdını affedip hakkını helâl etti. O anda Alkamenin dili çözüldü ve kelime-i şehâdet getirmeye başladı. Rûhunu da bu îmânla teslîm etti.

Alkame yıkanıp kefenlendikten sonra, namazı kılınıp defnedildi. Ardından Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz, kabri başında durarak orada bulunanlara şöyle hitâb etti:

"Ey muhâcirler!

Ey ensâr!

Kim karısını, annesinden daha üstün tutarsa, Allâhın lâneti onun üzerinedir. Onun di er ibâdet ve iyiliklerinin de kendisine bir fâidesi yoktur, kabul olunmaz." (44)

Ancak bu hadîs-i şerîf; eşin, kayınvâlide karşısında ezilmesi ve hiçbir hak sâhibi olmaması anlamına gelmez. Çünkü İslâmda eşin de, annenin de hak ve sorumlulukları dengelenmiştir.

(43) Muhammed b. Abdullâh Hânî, Âdâb, s: 50.

(44) Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri, c. III, s: 11-12.
 

yasemin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
303
Aldığı Beğeniler
4
Çok haklısın perwerder de yazılanlarda do ru çünkü hamdolsun inancımız yerinde.
Ancak bu inanca sahip olan istisna anneler varki her seferinde bunu suistimal etmekten geri kalmıyorlar canlı şahitlerindenim ;(
fakat ben şunu bizzat kendi hayatımda yaşadım ve hala yaşamaktayım eşimin annesi olur olmadık yerde sürekli intizar eder,çünkü dili buna alışmış...ve her seferinde insanı intizarıyla ve inancıyla bam noktamızdan vurur...
ve allah ta biliyorki intizarı sürekli kendine geçti....
Bu yüzden inşaallah eşinizle anneniz arasındaki eşitli i bulur ve kimseye haksızlık etmezsin ;)
çünkü eşinizde sizin çocuklarınızın annesi olacak bunu sakın unutmayın!!! :(
Verdi in bilgilerin için Allah razı olsun ;)
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Anne Olmak Şerefi

Kadınlık meziyetlerinin başında anne olmak şerefi gelir. Annelik, bir gönül ve mânâ şiiridir. Toplumu ihyâ edip âbâd eden de ve tersine berbâd eden de yine annedir. Toplumun kurtuluşu, hakîkî annelerin yetiştirilmesiyle mümkündür.

İslâmiyet, anne olmak sıfatıyla kadına en yüksek ve pek muhterem bir mevkî vermiştir. Târihin çeşitli dönemlerinde zillet ve hakâret içinde yaşayan kadın, lâyık oldu u en yüksek şerefe İslâm sâyesinde kavuşmuştur.

Herkese iyilik etmeyi, herkesin hakkını gözetmeyi emreden İslâm Dîni, kişinin babasına, özellikle annesine karşı en iyi şekilde davranmasını, haklarına dikkatle riâyet etmesini emretmiştir. Nitekim Kurân-ı Kerîmde şöyle buyurulmuştur:

"Biz insana ana-babasını (onlara iyilik yapmasını) da tavsiye ettik. Anası onu (karnında) meşakkat üstüne meşekkatle taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl sürmüştür. Bana, ana ve babana şükret! Dönüşün ancak banadır (dedik).." (10)

Gerçek anne, hayâtı boyunca maddesini ve mânâsını evlâdına fedâ eder. Anne, yavrusunu bir müddet cisminde, ondan sonra kollarında ve hayâtı boyunca kabre kadar da kalbinde taşır. (11)

Abdullâh b. Mesûd (r.a.) der ki: Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)e:

"Allah katında en sevgili amel hangisidir?" diye sordum. Şöyle buyurdular: "Vaktinde kılınan namazdır." "Namazdan sonra hangisi daha sevgilidir?" diye tekrar sordu umda:

"Anaya babaya iyilik etmektir." buyurdular.

Bunlardan sonra hangisinin en sevgili oldu unu sordum:

"Allah yolunda cihaddır.." buyurdular. (12)
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Müslüman olmasa dahi, anneye iyilik etmenin İslâmî açıdan ne kadar önemli oldu unu Hz. Ebûbekir (r.a.)ın kızı Hz. Esmâ (r. anha)nın şu rivâyeti apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır:

"Müşrike olan (Allâha ortak koşan) annem Rasûlullah (s.a.v.) zamanında bana gelmişti. Rasûlullah (s.a.v.)den sordum ve dedim ki:

"Anam geldi. Bana ümid ba lamıştır. Ben onu görüp gözetebilir miyim?" Rasûlullah (s.a.v.):

"Evet, ananı görüp gözet!" buyurdu. (13)

Ana-babaya itâat, Kurân-ı Kerîmde ısrarla tavsiye edilmiştir. Konu ile ilgili olarak İsrâ Sûresi 23 ve 24. âyetlerinde şöyle buyurulur:

"Rabbin, "Kendinden başkasına kulluk etmeyin. Ana-babaya iyi muâmele edin!" diye hükmetti. E er onlardan biri veya her ikisi senin nezdinde ihtiyarlı a ererlerse, onlara "öff!." (bile) deme! Onları azarlama! Onlara çok güzel (ve tatlı) söz (ler) söyle! Onlara acıyarak tevâzû kanadını (yerlere kadar) indir! Ve: Yâ Rab! Onlar beni çocukken nasıl terbiye ettilerse, sen de kendilerini (öylece) esirge!. de.."

Hz. Peygamber (s.a.v.), ana-babaya iyi muâmele hakkında:

"Siz iffetli olun ki, hanımlarınız da iffetli olsun! Siz ana-babanıza iyi davranın ki, evlâdlarınız da size iyi davransınlar!" buyurur. (14)

Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor:

Hz. Peygamber (s.a.v.) birgün;

"Burnu sürtülsün!. Burnu sürtülsün!. Burnu sürtülsün!." buyurdu.

"Kimin burnu sürtülsün ey Allâhın Rasûlü?." diye sorulunca, şu açıklamada bulundu:

"Ana-babasının her ikisinin veya sadece birinin yaşlılı ına ulaştı ı halde cennete giremeyenin..." (15)

Ana ve babaların en itâat ve hizmete ihtiyaç duydukları ihtiyarlık ça larında onlara gereken hizmet, hürmet ve şefkati göstermeyip, Cenâb-ı Hakkın rızâsını ve cenneti kazanamayan çocukların elbette burunları sürtülmeyi hak etmiş olurlar.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
İslâm Dîni, ana-babaya itâate son derece önem vermiş, ana-babaya karşı gelmeyi de büyük günahlar arasında saymıştır.

Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz, bu konuda şöyle buyurmuşlardır:

"Büyük günahlar; Allâha eş koşmak, ana-babaya âsî olmak, haksız yere adam öldürmek ve yalan yere yemîn etmektir." (16)

Yine Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz:

"Bir kimsenin ana ve babasına sövmesi büyük günahlardandır." buyurmuşlardı.

Ashâb-ı kirâm:

"Yâ Rasûlallah! Bir adam ana ve babasına söver mi?" dediler. Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de:

"Evet, bir kimse başkasının babasına söver, o da buna karşılık onun babasına söver. (E er yine bir kimse) başkasının anasına söverse, o da onun anasına söver." buyurdu. (17)

Di er bir hadîs-i şerîfde de Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:

"En büyük günahlardan size haber vereyim mi?" buyurdu.

Ashâb-ı kirâm da:

"Evet Yâ Rasûlallah!" deyince Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:

"Allâha eş koşmak, ana ve babaya âsî olmak.."

buyurdu. Dayanmış oldu u yerden do rulup oturdu ve:

"Haberiniz olsun, aman yalan sözden ve yalan şehâdetten sakınınız!" buyurdu. Ve bu cümleyi defalarca tekrarladı. (18

Ana ve babaların emir ve istekleri, dîne uygun oldu u sürece yerine getirilir. Dîne aykırı olan emirlerine itâat edilmez. Nitekim Kurân-ı Kerîmde Lokman Sûresinin 15. âyetinde:

"E er onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itâat etme! (Ancak) onlarla dünyada iyi geçin!.." buyurulur.

Bu âyet-i kerîmenin nüzûl sebebi, Sad b. Ebî Vakkâs Hazretlerinin müslüman olmasıdır. Hz. Sad (r.a.), Hz. Ebûbekir (r.a.)ın vâsıtası ile müslüman olunca annesi, öfkesinden üç gün yememiş, içmemiş ve tâkatten düşmüştü. Bunu gören Hz. Sad (r.a.):

"Anneci im!

Allâhı ve Rasûlünü senden daha çok seviyorum. Vallâhi senin bin canın olsa ve bunları, birer birer İslâmiyeti bırakmam için versen, ben yine dînimden vazgeçmem!.. Artık dilersen ye, dilersen yeme!." demişti.

Bunun üzerine annesi, o lunun îmânındaki sebât ve kararlılı ını görünce çâresiz kalarak yeme ini yemiştir.
 

*perwerder*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
2,975
Aldığı Beğeniler
2
Orjinal Yazarı yasemin
Çok haklısın perwerder de yazılanlarda do ru çünkü hamdolsun inancımız yerinde.
Ancak bu inanca sahip olan istisna anneler varki her seferinde bunu suistimal etmekten geri kalmıyorlar canlı şahitlerindenim ;(
fakat ben şunu bizzat kendi hayatımda yaşadım ve hala yaşamaktayım eşimin annesi olur olmadık yerde sürekli intizar eder,çünkü dili buna alışmış...ve her seferinde insanı intizarıyla ve inancıyla bam noktamızdan vurur...
ve allah ta biliyorki intizarı sürekli kendine geçti....
Bu yüzden inşaallah eşinizle anneniz arasındaki eşitli i bulur ve kimseye haksızlık etmezsin ;)
çünkü eşinizde sizin çocuklarınızın annesi olacak bunu sakın unutmayın!!! :(
Verdi in bilgilerin için Allah razı olsun ;)
ecmain herkese hakkını vermek gerek..... :)
 
Üst Alt