'Andımız' tartışılamaz mı?
Niyetimiz çagdaş bir devlet olmaksa, her sabah çocuklara 'Andımız'ı okutmak gibi takıntılarımızı ayıklamak gerekmez mi? Bir sabah çocukları 'Andımız'ı söylerken izleyin ve ona göre karar verin
(891 kişi okudu)
TALİP KURŞUN (Arşivi)
'Andımız' sizin için ne ifade ediyor? Onu hâlâ önemsiyor musunuz? Yoksa büyüdükçe gözünüzdeki önemini kaybeden ve artık ciddiye almadıgınız iyimser bir masal gibi, duydugunuzda çocuklugunuzu hatırlayıp gülümsüyor musunuz? Belki de 'Andımız' okunurken takındıgınız lakayt tavrınızdan dolayı ögretmeninizden yediginiz fırçalar gözünüzde canlanıyor. Biliyor musunuz ilkögretim ögrencilerimiz, hâlâ, her gün aynı şekilde tekrarlanan, zorunlu bir ant içme töreniyle 'aydınlanma' yolculuguna çıkıyorlar!
Beni bu yazıyı yazma konusunda cesaretlendiren, ilkokul 5. sınıf ögrencileriyle yaşadıgım bir deneyimi paylaşmak istiyorum. 'Andımız' yazı tahtasının hemen yanında asılı; ögrencilere önce Andımız'da geçen 'ilke' ve 'ülkü' kelimelerinin anlamını soruyorum; cevap gelmiyor. "Andımız'ı her gün neden okudugunuzu biliyor musunuz?" diye soruyorum, işaret parmaklarını her an cevap verecekmiş gibi kaldırmaya hazır bir şekilde alt dudaklarına dokundurup, gözlerini yukarıya kaldırarak düşünüyorlar. Ama buna da cevap gelmiyor.
Sormaya devam ediyorum: "Andımız ne anlatıyor?" Sessizlik oluyor, bir parmak kalkıyor; "Bizlere Türk oldugumuzu ve dogru ve çalışkan oldugumuzu hatırlatıyor." Soruyorum: "Hatırlatılmasa Türk oldugunuzu unutur musunuz?" Yine cevap yok. Soruyorum: "Her Türk dogru ve çalışkan mıdır?" Herkes 'Evet evet' diyerek parmak kaldırıyor. Soruyorum: "Andımız'ı her gün okumak gerekli mi?" Bir kişi dışında herkes 'Evet evet' diyor. "Neden gerekli?" diyorum, cevap yok. Gerekli olmadıgını düşünen ögrenciye neden öyle düşündü ünü soruyorum: "Ne gerek var her gün aynı şeyi tekrar etmeye!" diyor, digerleri gülüyor.
Anlamını içselleştiremiyorlar
İlke, ülkü gibi soyut kavramları anlamalarına en azından birkaç yıl var; çünkü soyut düşünebilme becerisi ergenlikle kazanılır. 'Küçükleri koruyup büyükleri saymak, yurdu ve milleti özünden çok sevmek'le yetinilmiş 'ilke' ve "yükselip ileri gitmek'le sınırlandırılmış 'ülkü' konularına yer darlıgı nedeniyle hiç girmeden, soru sormaya devam edelim o halde: Yaklaşık 11-12 yaşına kadar anlamını içselleştiremedikleri, ki bu zaten mümkün degil- birtakım sözleri, her gün her gün okutarak, biz büyükler çocuklara hangi mesajı veriyoruz? 'Bazı şeyleri anlamasan da olur.' 'Anlama ezberle' 'Sorgulama söyleneni yap.'
Sonra bu 'Andımız'ın yazarı kimdir? Yıllarca ezberletilip, okutturulan bu metni kim yazmış ve kitaplara yerleştirmiştir? Neden bu metnin geçtigi yerlerin altında yazarının adı da olmaz? Sanki insan elinden çıkmamış da, ilahi kaynaklardan gelen ulvi bir metinmiş gibi bir etki bırakmak amaçlanır? Çocuklara ezberleyin denir, onlar da ezberlerler, ezberlemeyen kötü not alır. Peki, bu yolla verilen gizli mesajın, yıllardır şikâyet edip durdugumuz sorunlarımızla hiç akalası yok mu?
Bu işte bir yanlışlık oldu unu düşünmüyor musunuz? Bu 'Andımız' meselesine el atmak da yoksa suç mu? Bu konuda bilimsel bir yöntem izlenip ona göre hareket edilemez mi? Egitimciler, üniversiteler işbirligine gidip bir araştırma yapamazlar mı? Yoksa bu konuda çoktan bilimsel araştırmalar yapıldı da, yararı 'test edilip onaylandı' mı? Yoksa buna hiç gerek duyulmadan herkes bu metnin son derece bilimsel, akılcı ve 'genel iyi' için yararlı bir metin oldu u konusunda hemfikir mi? Yoksa bu da modern Türkiye Cumhuriyeti'nin 'seküler amentüsü' mü? Bir amentüyü başka bir amentüyle mi ikame ediyoruz yoksa? E hani bilim en büyük yol göstericiydi?
Ögüt kadar örnek de versek
Niyetimiz çagdaş bir devlet olmaksa, bu konuda 'takiyye' yapmıyorsak, bu tür törensel takıntılarımızı da kafalarımızdan ayıklamamız gerekmiyor mu? Güzel ögütler veriyoruz, biraz da örnek olmayı becersek nasıl olur? Tekerleme gibi, sürekli bilimsel düşünceden, akılcılıktan bahsedip duruyoruz, uygulamalarımızın hali pürmelâli eski tas eski hamam...
Bir önerim var: fırsatınız oldugu bir ögle vakti, yakınınızdaki bir okulda 'Andımız' okunurken ögrencileri gözlemleyin; gözlerinde, merak ve yaratıcılıgın-(!?)-... emaresi bir pırıltı mı göreceksiniz, yoksa monotonlugun ve sürünün parçası olmanın bezginligini mi? Orada Türkiye'nin gelecegini de göreceksiniz.
(Not: 'Andımız', eski milli egitim bakanlarından Reşat Galip tarafından 1933'te yazılmıştı. Daha sonra degişikliklere ugramakla birlikte, 72 yıldır eskimeyen bir metindir!)
Talip Kurşun: Psikolojik danışman
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=165389
EDİNDİĞİM ARAŞTIRMAYA GÖRE ...ANDIMIZ YAZARI OLAN KİŞİ İTTİHAT TERAKKİ BÜNYESİNDE VE TIP FAKÜLTESİ MEZUNU OLDUĞU HALDE YARGI MENSUBU İMİŞ...!?...ANLAYACAĞINIZ YAŞATMIYOR ASIYOR...!