Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
Hepimizin bildiği güzel bir dörtlük vardır: Ana başta tâc imiş, her derde ilac imiş, bir evlat pîr olsa da, anaya muhtac imiş. Bu dörtlükteki yere babaları da yerleştirebiliriz. Hele birini ya da ikisini kaybetmişseniz, onlardan ayrılık burun direğinizi zaman zaman sızlatıyor ve Ne yapabilirim ki! diye dert yanıp duruyorsanız o kadar da çaresiz değilsiniz.
Çünkü hayırlı evlat anne ve babanın amel defterini açık tutacak önemli bir manevi kazanç kapısıdır. Okuduğu her sûre, getirdiği her salavat ve ettiği her dua o niyet etmese de anne ve babasının amel defterine anında kaydedilir.

Evlatların üstlerinde bazı önemli vazifeler vardır. Bunlar, anne ve babalarının dine uygun vasiyetlerini yerine getirmek, namazlardan sonra dua edip sevaplarını onların ruhlarına hediye etmek, sevabı onlara olmak üzere oruç tutmak, hacca gitmek, kurban kesmek, sadaka-i fıtr vermek, varsa kalan borçlarını ödemek, kabirlerini ziyâret edip Kurân-ı Kerîm okumak, dostları ile görüşmek, Ramazanda sevabı onlara olmak üzere sadaka-i fıtır vermek, ana-babanın sevdiği yemeği yapıp, fakirlere dağıtıp ruhlarını şâd etmek. En önemlisi ise arkalarından kötülüklerini söylememektir. Efendimiz (sas), Ölülerinizi hayırla anın, iyiliklerini söyleyin, kötülüklerini açıklamayın. buyurmuştur.

Büyük alimlerimiz, ölünün mezardaki hâlini denize düşmüş kimseye benzetmektedir. Boğulmak üzere olan kimse, kendisini kurtaracak birini beklediği gibi, ölü de, babasından, anasından, kardeşinden, arkadaşından gelecek bir duâyı gözler. Kendisine bir duâ gelince, sanki dünyalar onun olmuş gibi sevinir.

Ebû Übeyd Mâlik bin Rebîa es-Saîdî (ra) bir gün, Ey Allâhın Resûlü, anne ve babamın vefâtlarından sonra da onlara iyilik yapma imkânı var mı, ne ile onlara iyilik yapabilirim? diye sormuştu.

Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz (sas) Efendimiz, Evet vardır. Onlara duâ, onlar için Allâhtan istiğfar (günahlarının affedilmesini) talep etmek, onlardan sonra vasiyetlerini yerine getirmek, anne ve babanın akrabalarına karşı da sıla-i rahmi îfa etmek, anne ve babanın dostlarına ikramda bulunmak. (S. Ebî Dâvud, Edep 12) cevabını vermiştir.

İbn-i Abbas (ra)tan rivâyet olunan bir hâdis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: Bir adam gelerek, Ey Allâhın Resûlü! Annem vefât etti. Ben onun için tasaddukta bulunsam ona faydası olur mu? diye sordu. Efendimiz (sas), Evet buyurunca, adam, Benim meyveliğim var. Sizi şâhit kılıyor ve onu annem için tasadduk ediyorum. dedi. (S. Buhârî, Vesâyâ 15)

Sad bin Ubâde (ra)de ise, ölünün arkasından yapılacak sadakanın hangisinin daha efdâl olduğu beyan edilmektedir. Hz. Sad (ra) şöyle anlatıyor: Ey Allâhın Resûlü, dedim. Annem vefat etti. (Onun adına) yapacağım sadakanın hangisi efdâldir? Resûlullah (sas) Efendimiz, Su buyurdular. Bu cevap üzerine Sad bir kuyu kazdı ve, Bu kuyu Sadın annesi için. dedi. (S. Ebî Dâvud, Zekât 42)

Dünyaya gelmemize vesile olan, kendilerinden fedakârlık edip her şeyin en iyisinin çocukları için olmasını isteyen ve üzerimizde ödenemeyecek derecede hakları olan anne-babalarımızı hayatlarında da öldükten sonra da mutlu ve mesrur etmek elimizde. Hayırlı evlat olabilmek elimizde. Hayatta iken tatlı söz, vefatlarından sonra da günün her ânında hediye edebileceğimiz Fatihalar bizim için de onlar için de en büyük hazine.



BİROL EMERCE
 
Üst Alt