Yeniden Doğuş

  • Konbuyu başlatan maussema
  • Başlangıç tarihi
  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧
M

maussema

Guest
Hz Fatıma hayası,utanma duygusuyla;bir evladın babasına bir hanımın beyine göstermesi gereken hürmet hususunda ve karşılaştıgı sıkıntılara,acılara katlandıgı sabırla bizlere özellikle hanımlara birer örnektir.
Hz. Fatımanın hayatı kişiligini oluşturmaktadır. Onun kişiliginin bizzat babası tarafından sekıllendıgı söylenebilir. Çünkü Hz Fatıma en yüksek terbiyeyi Allah Rasulünün evinde ve en büyük ogretıcısı olan babasından almıştır&Eksiklikleri yada hatalarının da yine bu ogretıcı tarafından düzeltilerek tamamlandıgını görmekteyiz.. Yanı Hz Fatıma sürekli ogrenmektedır..
İste bunlardan birisi de bizlerin alışkanlık haline getirmesi gereken basit ama cook şey kazandıran tesbıhatlardır&
Hz Aliden nakledilen bir rivayette şöyle anlatılıyor: Fatıma degırmen tası cevırmenın etkisiyle elinde meydana gelen rahatsızlıktan sıkayet etti. O sırada Peygambere bir takım esirler gelmıstı. O esirlerden bir hızmetcı istemek üzere peygamberin evine gitti fakat peygamberi evde bulamadı. Hz Aıseye nıcın geldıgını haber verdi. Rasullah geldıgınde de Hz Aıse kızının gelısını bıldırdı.
Hz Alı dedi ki: Bunun üzerine Allah Resulü bize geldi ve bizi yataklarımıza gırmış halde buldu. Ben hemen aya a kalkmaya davrandım. Peygamber derhal:
-Yerinizde durunuz buyurdu ve ikimizin arasına oturdu hatta ben gögsümde aya ının serınlıgını hissettim. Sonra peygamber şöyle buyurdu:
-İyi dinleyiniz! Ben size sızın benden ıstedıgınız esir hızmetcıden daha hayırlı bir şey ogretecegım. Sız geceleyin yata ınıza gırdıgınızde 33 defa suphanallah,33 defa elhamdulıllah ve 34 defada allahu ekber dersınz. İste bunları söylemeniz size hızmetcıden daha hayırlıdır.(buharı, fedaılı ashabın nebi,99

Ibnı Teymıyye şöyle demektedir:Kim uyku uyuyacagı sırada hadısde bildirilen zikre devam ederse, ona meşakkat ve yorgunluk arız olmaz. Çünkü Fatıma çok çalışmaktan meydana gelen yorgunluktan sıkayet etmıstı de peygamber onu buna sevketmıstı.(buharı,humus,6;buharı fedaili ashabın nebi, 9, trc. Mehmet sofuoglu,7,3472)
Yine Buharı Sarıhlerınden Kirman bu meseleyi şöyle açıklıyor: Belki de Allah bu zikri yapan kimselere bir hızmetcının yapabılecegı islerden daha fazlasını yapacak kuvvet verir yada islerini o kadar kolaylastırırkı yapacagı isler hızmetcının yardımıyla yapılan islerden daha kolay sekılde yapılmış olur. (Müslim,haraç,20,trc. Mehmet sofuoglu,11,276)

Demek kı Hz Alının o geceden sonra şunları söylemesi boşuna degıldır : Allah sahıdım olsun kı peygamberden o dersi aldıgm geceden itibaren bir gece bile olsun unutmadım . dinleyenlerden birinin sıffın savasında sorusuna sıffın savasında bile diye cevap vermıstr.(darımı, ıstızan,52)
Büyük acılar büyük insanların olgunlaşma ve gelısme duraklarıdır. Acı, insanın direncini sa lamlaştırır,ona hayatın bütün yönlerini ogrenmeyı ogretır. Yanı kısılıgın gelısmesı noktasında acılar önemli birer merdivendir. Her basamak tırmanmayı hızlandırır ve insan her tattı ı acıda daha da yükseklere çıkar. Fatıma ıcın de bu gerçek aynıdır. Tıpkı babası gibi küçükken annesini kaybetmıs ve acıların en büyü ü ıle tanışmıştır.
İste Hz Fatıma babasının denetiminde yetıserek hayatını basından sonuna kadar bu terbiye dogrultuusnda yonlendırmıstr. Fatıma bir kadını kadın yapan cesıtlı özelliklerin tümünü kendinde toplamayı başarmıştır&&

Babasıyla yüz yüze geldıgınde bır genç kız...
Esiyle bas basa kaldıgında saygı dolu bir es...
Çocuklarının karsısında ise şefkat dolu bir anne......

ah annecım senı ozledık bızı de evladın kabl edermısın ;(
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Peygamberimizin en sevgili kerimesi:
Hz. FÂTIMA



Hz. Fâtıma, hicretten onüç sene önce, Mekke'de do muştu. Küçük yaşına ra men, Peygamber efendimize yardım ediyor ve Kureyş kâfirlerinin işkencelerine karşı geliyordu.
Abdullah ibni Mesûd der ki:

Resulullah efendimizin Kureyşe bedduâ etti ini asla işitmedim. Yalnız birgün, Kâbe-i şerif yanında namaz kılıyordu. Ebu Cehil, kendi adamlarıyla bir yerde oturuyorlardı. O sırada bir kimse gelip, ölmüş bir deve işkembesini oraya bıraktı. Ebu Cehil dedi ki:

- Bu kan ile bulaşmış işkembeyi, kim götürüp, Muhammed secdeye inince, arkasına koyar?

Fâtıma'ya haber verdi

Onların içinde en ziyade bedbaht Ukbe bin Ebî Muayt, bu çirkin işe girişip, onu, Peygamberimiz secdede iken üstüne koydu. Resulullah efendimiz secdeden kalkmadı. O bedbahtlar gülüştüler. O kadar ki, gülmekten birbirlerinin üzerine düştüler.

İbni Mesûd anlatmasına şöyle devam etti:

Ben uzaktan bakardım. Müşriklerin korkusundan yanına varamadım. Nihayet bir kimse, Hz. Fâtıma'ya haber verdi. Hz. Fâtıma gelip, Resûl-i ekremin üzerinden onu kaldırdı. Bunları yapanlara a ır sözler söyledi, bedduâda bulundu. Hz. Fâtıma bu sıralarda küçük bir kız idi.

Müşriklerin hiçbiri Hz. Fâtıma'ya cevap vermedi. Peygamberimiz, namazdan kalkınca, bunların isimlerini sayarak üç kere buyurdu ki:

- Ya Rabbi! Kureyşten şu toplulu u sana havale ediyorum.

İbni Mesûd der ki: Allah hakkı için, onları Bedir günü gördüm. Hepsini katledip, ayaklarından sürüyerek, Bedir kuyusuna bıraktılar. Ümeyye ve Amr'ı ise parça parça ettiler. Ammar ve Velid'i çok fecî şekilde öldürüp, cehenneme gönderdiler.

Resulullah efendimiz, Medine-i münevvereye, Allahü teâlânın emriyle hicret ettikten sonra, hanımı Sevde, kızları Ümm-i Gülsüm ve Hz. Fâtıma'yı getirmeleri için, Ebu Râfiî ile Zeyd bin Hârise'yi Mekke'ye gönderdi. Onlara 500 dirhem gümüş ile iki deve verdi.

Emrine ba lıdır

Zeyd ile Ebu Râfiî Mekke'ye gittiler. Resulullahın kızları Ümm-i Gülsüm, Hz. Fâtıma, Sevde, Zeyd'in zevcesi Ümm-i Eymen'i ve o lu Üsâme'yi alıp, beraber Medine'ye geldiler.

Hz. Fâtıma küçük yaşta iken, annesi Hadice-tül Kübra vefat etti i için, Resulullah efendimiz onu, bülû yaşına kadar, yanından ayırmadı. Onu en iyi şekilde yetiştirip, terbiye etti.

Birgün Hz. Fâtıma, bir hizmet için, Resul-i ekremin huzuruna girmişti. Resulullahın mübarek nazarları kerimelerine ilişti. Evlenme ça ına erişti ini müşahede ettiler.

Ümm-i Seleme ve Selman'dan rivayet olunmuştur ki; Hz. Fâtıma bülû ça ına erdikte, Kureyşten çok kimseler istedi. Resul aleyhisselam, kimsenin sözüne iltifat etmeyip, buyurdu ki:

- Onun işi, Hak teâlânın emrine ba lıdır.

Birgün Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Sâd bin Muâz, mescidde oturup; Hz. Fâtıma'yı, Hz. Ali'den gayri herkes istedi. Kimseye iltifat olunmadı diye konuştular. Hz. Sıddık dedi ki:

- Zannederim ki, Ali'ye nasip olur. Gelin, ziyaretine gidelim ve bu meseleyi açalım. E er fakirli i ileri sürerse, yardımda bulunalım.

Sâd bin Muâz da dedi ki:

- Ya Eba Bekir! Sen, hep hayır yaparsın. Kalk, biz de sana arkadaş olalım.

Beni memnun ettiniz

Üçü birden mescidden çıkıp, Hz. Ali'nin evine gittiler. Hz. Ali, onları görünce, karşılayıp hâl ve hatırlarını sordu. Hz. Ebu Bekir şöyle sordu:

- Ya Ali! Her hayırlı işte sen öndersin ve Resul-i ekrem katında hiç kimseye nasip olmamış bir mertebedesin. Fâtıma'yı herkes talep etti. Hiç kimseye iltifat olunmadı. Sana nasip olaca ını zannediyoruz. Niçin teşebbüs etmezsin?

Hz. Ali bunu işitince, mübarek gözleri yaşla doldu ve dedi ki:

- Ya Eba Bekir! Beni ziyadesiyle memnun ettiniz. Ona, benden daha fazla ra bet eden yoktur. Lâkin elimin darlı ı buna mânidir.

Hz. Ebu Bekir, bunun üzerine şöyle cevap verdi:

- Böyle söyleme! Allahü teâlâ ve Resulünün yanında, dünya birşey de ildir. Buna fakirlik mâni olamaz. Var, Fâtıma'yı iste!

Hz. Ali buyuruyor ki:

Resulullahın huzuruna utanarak ve sıkılarak girdim. Resulullahın bütün heybet ve vakârı üzerinde idi. Huzurunda oturdum ve konuşmaya kâdir olamadım. Resulullah efendimiz buyurdu ki:

- Niçin geldin, bir ihtiyacın mı var?

Sustum. Resulullah efendimiz:

- Herhâlde Fâtıma'yı istemeye geldin buyurunca; "Evet" diyebildim.

Peygamber efendimiz, Hz. Fâtıma'ya, Hz. Ali'nin kendisini istedi ini duyurdu. O da sustu. Peygamber efendimiz buyurdular ki:

- Fâtıma'ya mehr olarak verecek neyin var?

- Ya Resulallah! Benim hâlimi sizden iyi kimse bilmez. Bir kılıcım, bir de devem vardır. Başka bir şeyim yoktur.

Mihr olarak kâfidir

Resulullah efendimiz tekrar buyurdular ki:

- Kılıcın gazaya lazımdır. Deven bine indir. Sana verdi im Hutamî zırhlı gömle in nerededir, ne oldu?

- Yanımdadır.

- Onu sat ve parasını bana getir! Mihr olarak o kâfidir.

Bunun üzerine Hz. Ali, zırhını satması için birine verdi. Verdi i kimse, pazarda satarken, Hz. Osman efendimiz zırhı tanıyarak 400 dirheme satın aldı. Yanına da 400 dirhem daha koyarak:

- Bu zırh sizden başkasına lâyık de il diyerek Hz. Ali'ye geri gönderdi. Hz. Ali, bu para ile dü ün hazırlıklarına başladı.

Peygamber efendimiz, sevgili kızı Hz. Fâtıma'nın dü ün vakti yaklaştı ında, "E er annesi hayatta olsaydı, şimdi onun çeyizini hazırlardı" diye düşündü. Bu düşüncede iken, Cebrail aleyhisselam gelip dedi ki:

- Ya Resulallah! Hak teâlâ sana selam ediyor. "Hiç merak etmesin. Kızı Fâtıma'nın bütün ihtiyaçlarını, çeyizini ben temin edece im" buyurdu.

Hak teâlânın emri nasıldır?

Peygamber efendimiz, bu sözleri duyunca, şükür secdesi yaptı. Daha sonra Cebrail aleyhisselam, elinde, üzeri bir bohça ile örtülü altın bir tepsi ve yanında bin melekle geldi. Mikail, İsrafil ve Azrail aleyhimüsselam da aynı şekilde gelmişlerdi. Bunların ellerinde de birer altın tepsi vardı.

Peygamber efendimiz, bunları görünce sordu:

- Ey kardeşim Cebrail! Hak teâlânın emri nasıldır? Bu altın tepsiler de nedir?

Cebrail aleyhisselam şöyle cevap verdi:

- Ey Allahın Resulü! Allahü teâlâ sana selam ediyor. "Habibimin kızı Fâtıma'yı, Ali'ye ben verdim. Arş-ı a'zamda nikâh ettim. Habibim de eshab-ı arasında nikâh etsin! Tepsilerin birinde, cennet elbiseleri vardır. Onu Fâtıma'ya giydirsin. Di er tepsilerde cennet yemekleri vardır. Onlar ile de eshabına ziyafet versin!" buyurdu.

Resul-i ekrem efendimiz, bu müjdeyi işitince, yine şükür secdesi yaptı. Sonra, dörtyüz dirhem mehr ile nikâh yapılacaktı. Haberciler Hz. Fâtıma'ya müjdeyi götürdüler. Fakat O, razı olmadı.

Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam gelip dedi ki:

- Ya Resulallah! Allahü teâlâ, "Fatıma dörtyüz dinara razı olmuyorsa, dörtbin dinar olsun! buyurdu.

Hz. Fâtıma'ya bunu haber verdiler. O yine razı olmadı.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Şefaat etmek istiyorum

Peygamber efendimiz, kızının esas maksadının ne oldu unu ö renmek için, yanına gitti. Esas maksadının ne oldu unu sordu. Hz. Fâtıma dedi ki:

- Babacı ım, ben dünyalık bir şey istemiyorum. Benim maksadım dünya de ildir. Benim isteklerim ahiret ile ilgilidir. Sen ahirette, ümmetinden günahkârlara şefaat edeceksin. Ben de ümmetinden günahkâr kadınlara şefaat etmek istiyorum. Muradım budur. Bu iste im kabul edilirse, razı olurum.

Peygamber efendimiz, bu iste ini Cebrail aleyhisselama bildirdi. Cebrail aleyhisselam, Hz. Fâtıma'nın arzusunun kabul edildi ini, ahirette, ayrıca onun da şefaat edece ini bildirdi.

Peygamber efendimiz, gelip bu haberi sevgili kızına bildirdi. Hazret-i Fâtıma dedi ki:

- Babacı ım, senin şefaat edece ine dair Kur'an-ı kerimde ayetler vardır. Benim şefaat edece ime dair delil nedir?

Peygamber efendimiz, durumu Cebrail aleyhisselama tekrar bildirdi.

Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam beyaz bir ipek getirdi. Bunun üzerinde şöyle yazıyordu:

(Kıyamet günü mümin kadınlara, Fâtıma kulumu şefaatçi tayin ettim. Bu hüccet elinde bâkî kalsın.)

Hz. Fâtıma'nın şefaatine izin verildikten sonra, Peygamberimiz Hz. Bilâl'e hitap edip, muhacirin ve ensarı toplamasını emretti. Cümlesi mescid-i şerifte toplandılar. Peygamberimiz minbere çıktı. Hamd ve sena eyledikten sonra, muhacirin ve ensara hitaben buyurdu ki:

- Ey müslümanlar, biliniz ki, kardeşim Cebrâil gelip, Hak teâlânın, melekleri toplayıp, Fâtıma binti Muhammed'i, kulum Ali bin Ebî Talib'e verdim ve akit ettim buyurdu unu haber verdi. Bana da emretmiş ki, eshabım arasında bu akdi tecdid edip, şahitler huzurunda akd-i nikâh edeyim.

Ben de râzı oldum

Sonra Hz. Ali'ye dönüp buyurdu ki:

- Ya Ali! Kalk, nikâh hutbeni yerine getir!

Hz. Ali kalkıp, Peygamber efendimizin önüne geldi. Hak teâlâya hamd ve sena eyledi. Habib-i Rabbil âlemine salevat getirdi. Sonra Habibullaha işaretle dedi ki:

- Resulullah efendimiz, kızı Fâtıma'yı bana tezvic etti. Ben de buna razı oldum. Sizler de bu nikâha şahit olun.

Eshab-ı kiram buyurdular ki:

- Ya Resulallah! Bu şekilde tezvic buyurdu unuza biz şahit olalım mı?

Peygamberimiz buyurdu ki:

- Evet şahit olun.

Etraftan, Allahü teâlâ mübarek etsin dediler. Sonra Resulullah odasına geldi. Hz. Ebu Bekir'e biraz para verip, çeyiz için bir şeyler almak için gönderdi. Selman ile Bilal'i de ça ırıp buyurdu ki:

- Taşınacak şey olursa siz taşıyın.

Hz. Ebu Bekir buyurur ki:

Dışarı çıktım. Parayı saydım. Üçyüzaltmış dirhem geldi. Hz. Fâtıma'nın çeyizini o para ile gördüm. İçi yün dolu bir döşek aldım. İçi hurma lifiyle dolu bir yastık, topraktan birkaç kap kacak aldım. Resul aleyhisselama getirdim. Görünce, mübarek gözlerinden yaşlar aktı ve, Ya Rabbi! En iyi kapları toprak çanak olan bu kullarına bereket ver diye duâ eylediler.

Ne iyi hanımdır

Hz. Ali buyurdu ki:

Bunun üzerinden bir ay geçti. Bu hususta mecliste hiç konuşulmadı. Ben de hicabımdan a zımı açamadım. Fakat, bazen beni yalnız gördüklerinde buyururlardı ki:

- Senin hanımın ne iyi hanımdır. Sana müjdeler olsun ki, O, âlemdeki hanımların efendisidir.

Bir aydan sonra, Hz. Ali'nin yakınları dediler ki:

- Ya Ali! Bu nikah ile çok sevindik. Lâkin bir de dü ün nasip olsa.

Hz. Ali de onlara, Benim de iste im odur, ancak söylemekten hicâb ederim diye cevap verdi.

Bunun üzerine Ümm-i Eymen'den, aracılık yapmasını istediler. O da durumu Peygamber efendimizin hanımlarına söyledi.

Peygamber efendimizin zevcelerinin, durumu Resulullaha arz etmelerinden sonra, Peygamber efendimiz Hz. Ali'yi ça ırarak buyurdu ki:

- Zevceni ister misin ya Ali?

Hz. Ali de şöyle cevap verdi:

- Evet ya Resulallah! Anam ve babam sana feda olsun.

Resul-i ekrem efendimiz emir buyurdu. Hz. Fâtıma'nın çeyizini hazırladılar. Hz. Ali'ye bir miktar para verip, hurma ve ya almasını söyledi. Hz. Ali bunları getirince, hurma, ya ve yo urdu karıştırıp, bir çeşit yemek yaptı ve eshab-ı kirama dü ün yeme i olarak yedirdi.

Evimden çıkıp gidiyorsun

Yemekten sonra Resulullah efendimiz, bir eliyle Hz. Ali'yi ve di er eliyle de Hz. Fâtıma'yı tutarak, evlerine götürdü. Fâtıma'yı ba rına bastı.

Peygamber efendimiz Hz. Fâtıma'ya dü ün günü şöyle nasihat etti:

- Kızım, evimizden çıkıp, başka bir eve, ülfet etmedi in bir kimseye gidiyorsun. Sen kocana yer ol ki, o sana gök olsun! Sen ona hizmetçi ol ki, o sana köle olsun! Kocana yumuşak davran! Öfkeli hâllerinde sessizce yanından kayboluver. Öfkesi geçinceye kadar ona görünme!

A zını ve kula ını muhafaza et! Kocan sana fena söylerse, söylediklerini duyma ve sakın mukabelede bulunma! Ona karşı gelme! Daima senden güzel söz işitsin, güler yüz görsün. Bu suretle sana iyi nazarla baksın.

Sonra alnından öptü. Hazret-i Ali'ye teslim etti ve "Zevcen iyi zevcedir" buyurdu. Her ikisini Hak teâlâya ısmarladı. Sonra mübarek eliyle kapının iki kanadını tutup, bereket ile duâ eyledi ve çıkıp gitti.

Bir miktar kalsın

Hz. Ali buyurdu ki:

Resulullahın hanemize teşrif buyurdu u gün, dü ünden dört gün geçmiş idi. Bizimle sohbet eyledi. Sonra bana dedi ki:

- Yâ Ali! Su getir!

Kalktım su getirdim. Bir ayet-i kerime okudu ve buyurdu ki:

- Bu sudan biraz iç! Bir miktar kalsın!

Öyle yaptım. Kalan suyu başıma ve gö süme serpti. Tekrar, "Su getir" buyurdu. Yine su getirdim. Bana yaptı ı gibi, Hz. Fâtıma'ya da yaptı. Sonra beni dışarı gönderdi. Fâtıma'ya nasihat ettikten sonra, beni davet etti. Bana da Fâtıma'yı ısmarlayarak buyurdu ki:

- Ya Ali! Fâtıma'nın hatırına riayet eyle! O benden bir parçadır. Onu hoş tut! E er onu üzersen, beni üzmüş olursun.

Sonra, ikimizi de Allahü teâlâya ısmarladı. Resulullahın soyu Hz. Fâtıma'dan devam etti. Peygamberimizden 6 ay sonra vefat etti.
 

salihin_cy

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
133
Aldığı Beğeniler
0
Allah cc şefaatlerine nail eylesin bizleri....Amin....
 
Üst Alt