HİMMET, İLAHÎ KADERE BAĞLI BİR RAHMETTİR
Keramet haktır, vardır ve vâkidir. Keramet, ikiye ayrılır. Birisi, zâhirî alemdeki maddi işlerde olur. Bunun çeşitleri çoktur. Digeri, manevî keramettir; mâna aleminde zuhur eder, kalp, gönül ve ruh üzerinde gerçekleşir. Veli için, havada uçmak, ateşi yutmak, bir anda dünyayı gezip dolaşmak gibi maddi kerametler şart degildir. Ancak mânevi kerametin her velide bulunması şarttır.
En büyük manevi keramet, velideki sarsılmaz iman, yakin, ilahi feyiz, aşk, kalplere tasarruf etme, gönülleri Allah'a baglama, nefsi ıslah edip kötü bir sıfatı iyi ahlaka çevirme ve gece gündüz istikamet üzere hak yolda yürüme kerametidir.
Yüce Allah, kâmil mürşidlere mâna aleminde, ruh ve kalp ikliminde tasarruf etme, gönülleri tesiri altına alma, ilahi nur ve nazarla azgın nefisleri uslandırma ve terbiye etme yetkisi vermiştir. Onlar, mana aleminin sultanlarıdır. Onlardan iman selameti ve gönül safiyeti için himmet ve yardım istemelidir; kalbimizin dirilmesi için feyizleri talep edilmelidir. Nefsimizi terbiye için nurlu nazarları altına girmeye can atmalıdır.
Kâmil mürşidler, Yüce Allah'ın: Eger siz Allah'a (yani Onun dinine) yardım ederseniz, Allah da size yardım eder.(Muhammed 47/7.) Ayetinin sırrına ve müjdesine ulaşmışlardır. Onların üzerinde hiç eksilmeyen bir rahmet, feyiz ve ilahi destek vardır. Onlar bu destekle Yüce Allahın dinini yaşamakta ve gönüllere ilahi sevgiyi aşılamaktadırlar. Yoksa bu iş maddi akıl, fikir, para, edebiyat ve temenni ile olacak bir şey degildir.
Keramet haktır, vardır ve vâkidir. Keramet, ikiye ayrılır. Birisi, zâhirî alemdeki maddi işlerde olur. Bunun çeşitleri çoktur. Digeri, manevî keramettir; mâna aleminde zuhur eder, kalp, gönül ve ruh üzerinde gerçekleşir. Veli için, havada uçmak, ateşi yutmak, bir anda dünyayı gezip dolaşmak gibi maddi kerametler şart degildir. Ancak mânevi kerametin her velide bulunması şarttır.
En büyük manevi keramet, velideki sarsılmaz iman, yakin, ilahi feyiz, aşk, kalplere tasarruf etme, gönülleri Allah'a baglama, nefsi ıslah edip kötü bir sıfatı iyi ahlaka çevirme ve gece gündüz istikamet üzere hak yolda yürüme kerametidir.
Yüce Allah, kâmil mürşidlere mâna aleminde, ruh ve kalp ikliminde tasarruf etme, gönülleri tesiri altına alma, ilahi nur ve nazarla azgın nefisleri uslandırma ve terbiye etme yetkisi vermiştir. Onlar, mana aleminin sultanlarıdır. Onlardan iman selameti ve gönül safiyeti için himmet ve yardım istemelidir; kalbimizin dirilmesi için feyizleri talep edilmelidir. Nefsimizi terbiye için nurlu nazarları altına girmeye can atmalıdır.
Kâmil mürşidler, Yüce Allah'ın: Eger siz Allah'a (yani Onun dinine) yardım ederseniz, Allah da size yardım eder.(Muhammed 47/7.) Ayetinin sırrına ve müjdesine ulaşmışlardır. Onların üzerinde hiç eksilmeyen bir rahmet, feyiz ve ilahi destek vardır. Onlar bu destekle Yüce Allahın dinini yaşamakta ve gönüllere ilahi sevgiyi aşılamaktadırlar. Yoksa bu iş maddi akıl, fikir, para, edebiyat ve temenni ile olacak bir şey degildir.
(Semerkand Yayınevi'nin Katkılarıyla)