- Üyelik Tarihi
- 5 Eyl 2011
- Mesajlar
- 3,789
- Aldığı Beğeniler
- 13,779
- Takım
- Galatasaray
Ökkeş Aslantaş
Artık Zevâl Vakti
Artık zeval vakti, akşam oluyor; Göklerin kapısı hâlâ aralık... İnce bir sızıyla içim doluyor, Her zaman sökmüyor gözükaralık.
Sanki bütün kuşlar dağlarla sözlü, Sanki hepsinin de gözleri çakır... Benim gördüklerim hep eylül yüzlü, Ufuklar kıpkızıl yekpare bakır.
Yüreğimde kişner en soylu atlar, Toynak seslerinde dinginlik çok zor. Biçimden biçime girer bulutlar, Özlemin rengiyse hiç değişmiyor.
Düşlerimin burgacında dönüyor İpek ve baharat yüklü bir kervan. İçimdeki lâmba birden sönüyor Deve kızıp kaçmış, şaşırmış sârbân.
Görünüp görünüp kaybolan kaçak Çıkınında taşır totemlerini... Bu mühürü söküp kapı açacak Kim varsa söylesin biri yerini.
Karşımda bir çift göz, kavrulmuş badem, Ansızın bıçaklar hassas yanımdan... Aşkıma tanıktır çiçek seccadem, Üstüme damlarken yürek yürek kan
Sular kırılır da İsminur kırılmaz; Bir renk cümbüşüdür, kemiksiz işik... Gizemdir, ritimdir, bitimsiz ilkyaz Ne canlar tanıdım İsminur'a âşık.
Gün batar her şeyi koynuna alır; Şahlanan dağ, deli ırmak kadife... Gün doğar, ne yüzü ne izi kalır, Kalan salt imzasıdır İsminur diye.
Beni böyle esrik/ aylak görenler Sanırlar ki işim bitmiş tastamam. Yüreğimden geçer bütün trenler İsminur'suz dünyayı hiç umursamam.
Kural bu: acima, vurunca düşür! Sanki hiç sevmedin, kalem tutmadın. Sabır burcundaki bayrağın üşür, Morgda çıplak yatan hep senin adın.
İsminur salınarak bahçeye iner, Tavusa dönüşür her dokunduğu. Kokusu yerlere, göklere siner Havuzda yüzerken bir siyah kuğu.
Onun eşiğine, yüz sürenlere Kilitli kapılar bir bir açılır. Hiç binmediğim İsminur'suz trenlere İsminur'suz köprüler nasıl geçilir?...
Artık Zevâl Vakti
Artık zeval vakti, akşam oluyor; Göklerin kapısı hâlâ aralık... İnce bir sızıyla içim doluyor, Her zaman sökmüyor gözükaralık.
Sanki bütün kuşlar dağlarla sözlü, Sanki hepsinin de gözleri çakır... Benim gördüklerim hep eylül yüzlü, Ufuklar kıpkızıl yekpare bakır.
Yüreğimde kişner en soylu atlar, Toynak seslerinde dinginlik çok zor. Biçimden biçime girer bulutlar, Özlemin rengiyse hiç değişmiyor.
Düşlerimin burgacında dönüyor İpek ve baharat yüklü bir kervan. İçimdeki lâmba birden sönüyor Deve kızıp kaçmış, şaşırmış sârbân.
Görünüp görünüp kaybolan kaçak Çıkınında taşır totemlerini... Bu mühürü söküp kapı açacak Kim varsa söylesin biri yerini.
Karşımda bir çift göz, kavrulmuş badem, Ansızın bıçaklar hassas yanımdan... Aşkıma tanıktır çiçek seccadem, Üstüme damlarken yürek yürek kan
Sular kırılır da İsminur kırılmaz; Bir renk cümbüşüdür, kemiksiz işik... Gizemdir, ritimdir, bitimsiz ilkyaz Ne canlar tanıdım İsminur'a âşık.
Gün batar her şeyi koynuna alır; Şahlanan dağ, deli ırmak kadife... Gün doğar, ne yüzü ne izi kalır, Kalan salt imzasıdır İsminur diye.
Beni böyle esrik/ aylak görenler Sanırlar ki işim bitmiş tastamam. Yüreğimden geçer bütün trenler İsminur'suz dünyayı hiç umursamam.
Kural bu: acima, vurunca düşür! Sanki hiç sevmedin, kalem tutmadın. Sabır burcundaki bayrağın üşür, Morgda çıplak yatan hep senin adın.
İsminur salınarak bahçeye iner, Tavusa dönüşür her dokunduğu. Kokusu yerlere, göklere siner Havuzda yüzerken bir siyah kuğu.
Onun eşiğine, yüz sürenlere Kilitli kapılar bir bir açılır. Hiç binmediğim İsminur'suz trenlere İsminur'suz köprüler nasıl geçilir?...