Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
rezil.jpg


Fotoğrafın Adresi.:

http://emmanuelnegro.tumblr.com/post/398347068/stairway-to-heaven-scultura-di-eugenio-merino
-------------



Şok edici bir fotoğraf ve mühim sözler...
Ali Eren-Vakit Gazetesi






Geçen haftaki yazımda, Eminönü Halk Eğitim Müdürlüğü binasında yapılacak olan konferansı duyurmuştum. O konferans gerçekleşti. Çok da mühim şeyler söylendi.
Ankara Ü. İlahiyat Fakültesi profesörlerinden 9 dil bilen Mehmet Bayraktar’ın, not alabildiğim bazı cümlelerini aktarmak isterim:
“Dinlerarası Diyaloğu başlatan Vatikan gibi gözükse de, bunu esas isteyenler Yahudilerdir. Dinlerarası Diyalog yapması için Vatikan’a baskı da ABD’den geliyor. Dinlerarası Diyalog esas olarak 1892’de ABD’de başladı. Bu proje, ABD’deki büyük sermaye sahiplerinin finansı ile oluyor.
Onların isteği, “İnsanlık dini” diye bir şey. Bu projede, ilâhîlik ve peygamber inancı yoktur. Onlara göre Kur’an’ı peygamber yazmıştır. En büyük hedefleri Kur’an’ı ortadan kaldırmaktır. Baksanıza Peygamberimiz’i küçük düşürücü karikatürler yapıyorlar. Buna rağmen Diyalogcular Peygamberimiz’e gerekli şekilde sahip çıkmıyorlar. Halbuki onlar (Hıristiyanlar) bize “Muhammedân” diyorlar. “Muhammed’e tapanlar” demektir.
Hıristiyan kardinalleri arasında Yahudi olanlar var. Bunların hiçbiri papa olmadı ama papa seçildi, Papa Jan Pol bir Yahudi dönmesidir. Şimdiki papa da dönmedir. (Aslen Polonya yahudisi.)
Dinlerarası Diyaloğun hedefi dünyada tek inanç ve tek din olmasıdır. Adı da dünya dini. Nitekim Dinlerarası Diyalog faaliyetini yürüten Vatikan’ın kendi kayıtlarında, Dinlerarası Diyaloğun ekümeniklik (dünya hükümranlığı) ve misyonerlik olduğu yazılıdır.
Buna Türkiye’de ilk önderlik yapan Kasım Gülek ve İhsan Doğramacı’dır.
Bizdeki diyalogcular “Kur’an, ehl-i kitabın (Hıristiyan ve Yahudilerin) Müslüman olmasını istemiyor” diyorlar. Böylece ortalığı Hıristiyan misyonerlerine bırakıyorlar. Oysa Hıristiyanlar, “Allah hem birdir hem üçtür” diyorlar.”
Prof. Bayraktar, konuşması arasında insanı dehşete düşüren bir fotoğraf gösterdi. “Dinlerarası Diyalogla hedefleri işte budur. Bu, Dinlerarası Diyaloğun fotoğrafıdır” dedi.
Fotoğraf şöyle:
Üç kişi Bremen mızıkacıları gibi üst-üste... En altta sözümona bir Müslüman, onun üstünde bir Hıristiyan, en üstte de bir Yahudi...
Fotoğrafı daha açık tarif edeyim:
Beyaz elbiseli, başı takkeli bir adam seccâde üzerinde secdeye varmış. Yanıbaşında elinin yanında bir İncil. Bu kimse müslümanı temsil ediyor.
Onun üzerine birisi çıkmış, namazda oturur gibi müslümanın sırtına oturmuş. Hıristiyanların duâ halinde yaptıkları gibi, parmak uçları yukarıya doğru olarak ellerini birbirine yapıştırmış. Elinde de bir tesbih var. Bu da hıristiyanı temsil ediyor.
Üçüncü şahıs en üstte... Hıristiyanın omuzlarına basmış. Kendisi ayakta. Elinde de sözümona Kur’an var. Bu da Yahudi oluyor...
Bitmedi...
Yan taraftaki kâide üzerinde bir silah var. Silahın namlusunun ucunda Yahudilerin yedi kollu şamdanı. Duvarda ise kocaman bir haç... Bir kadın da eliyle bunları işaret ediyor.
Mehmet Bayraktar Hoca’nın söylediği gibi, Dinlerarası Diyalogun fotoğrafı ve hedefi işte bu...
Değerli okuyucular! Eğer “Ben bu fotoğrafı pek iyi anlamadım. Kendim görmek istiyorum” derseniz o da mümkün. İnternette aşağıdaki adrese girin, Dinlerarası Diyalog ile neyin hedeflendiğini kendi gözünüzle görün, bir de siz dehşete kapılın. Ama sadece görmekle kalmayın, lütfen görmeyenlere, bilmeyenlere de anlatın...
İşte adres: http://emmanuelnegro.tumblr.com/post/398347068/ stairway-to-heaven-scultura-di-eu...
“ABD’nin 1933-39 Moskova büyükelçisi, ülkesi için kaleme aldığı bir raporda ezcümle “SSCB’nin (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin) en zayıf noktası dindir. Onları bu noktadan bitirelim. Üç dini kontrol altına alalım...” diyor.
Rahmetli Erol Güngör 1978’de, “ABD, SSCB’ye karşı şimdilik İslam dünyasını kullanıyor. (Müslümanlardan tarafmış gibi davranıyor.) Eğer SSCB biterse, o zaman dünya tek bloklu olur ve ABD’nin tek düşmanı İslam olur” diyordu. Bugün bizim muhafazakârlar(!) ABD’nin istediği Ilımlı İslam’ı destekliyorlar.
1959’dan 1962’ye kadar Vatikan’da 16 toplantı yapıldı. Sonunda Dinlerarası Diyaloga karar verildi. Ancak Diyalogun bildirgesi şunu söylüyor: Kurtuluş İsa’nın ışığına bağlıdır...
Hıristiyanlığı gün ışığına çıkarmak için, dinlerini yeniden kuvvetlendirmeye çalışıyorlar. Bizim gazeteler de “Vatikan çağdaşlaşıyor” diyorlar. Yalan!..
Bu, çağdaşlaşma değil yeni bir stratejidir, küresel sisteme uyarlanmış yeni sistem misyonerliktir. Onun için Papa II. Jan Pol, “Bizim derdimiz Müslümanları Hıristiyanlaştırmak değil, bizim gibi düşünmelerini sağlamaktır” diyor.
Dikkat! Hıristiyanlara göre papalar tanrının vekilidir ve onların sözü tanrı sözüdür. Papa’nın sözüne ona göre bakmalı...
Meselâ Papa, “Müslümanlar Ermenileri öldürmüştü. Şimdi de Kürtleri öldürüyorlar” diyor, bizim basın da “Papanın dili sürçtü” diyor. Halbuki, Hıristiyanlara göre papanın sözü sürçme falan değil, ilâhîdir...
Hıristiyanlar, “Türkler Anadolu’yu fethetmekle günah işlemişlerdir” diyor ve öyle inanıyorlar.
“Allah hem birdir hem üç” demek aklın alacağı bir şey değil. Müslümanlar Hıristiyan olmaz. Onlar da biliyor bunu. Onun için hedefleri Müslümanları Hıristiyan yapmak değil, kendileri gibi düşündürtmektir. Müslümanlar, Hasan ile Hans’ı, Meryem ile Meri’yi aynı görürlerse mesele kalmayacak...
Kant, Dekart gibi mütefekkirler, “İnancımı korumak için susuyorum” diyerek üç ilah meselesinde susmuşlar. Ne yapsın? Adamın kafası almıyor.
Bunlar da Prof. Nadim Macit’in konuşmasından notlar...
Sayın Ahmet Tekin’in hatırlattığı bir âyet ve bir hadisle yazımızı bitirelim. Âyet meâli:
“Eğer onlar da (Yahudi ve Hıristiyanlar) sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, muhakkak doğru yolu bulmuş olurlar.” (Bakara, 137)
Hadis: “Benden sonra peygamber yok, sizden sonra da ümmet yok.”


YAHUDİ VE HIRİSTİYANLAR CENNETE GİREMEZ. GİRER DİYENDE GİREMEZ.
 

KARAHILAL

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Ara 2010
Mesajlar
141
Aldığı Beğeniler
3
Konum
hollanda
Takım
Fenerbahçe
karsi tarafin size bakisi en bariz sekilde ortaya koyuyor.Dinler arasi diyolog ola bilmesi icin ortada dinler olmasi gerekmez mi? Benim bildigim tek din islam.Diyerleri din statusunden degistirildigi icin cikmistir.Eger bir diyalog olacaksa bu cemaatler arasinda olmasi su an icin muslumanlarin en cok ihtiyac duydugu bir seydir.
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe

Bir insanda İslam devletinin (nimetinin) meydana gelmesinin alameti,kafirleri sevmeyip onlara düşmanlık beslemesidir. Allah sübhanehü
onları Kelam-ı Mecidi’nin bir yerinde neces (kaba pislik) Tevbe-28başka bir yerinde de rics (temizlenmeyi kabul etmeyen pislik) (Tevbe
95) diye isimlendirmiştir. O halde Müslümanların katında da kafirlerin
temizlenmeyi kabul etmeyen pislik olması lazımdır. Ehl-i İslam,kafirleri böyle görünce, onlarla arkadaşlık yapmakdan kaçınırlar.
Onlarla aynı cinsden olmakdan hoşlanmazlar. Her hangi bir işinin görülmesi hususunda, bu, Allah (cc)’ın düşmanlarına müracaat edip
onların görüşlerinin gerektirdiği şekilde, onların kararları ile amel etmek, onları iyi bir şekilde üstün tutmak manasına gelir. Onlardan
maddi yardım beklemenin hükmü bu iken, manevi imdadlarını vesile edenlerin, onların himmetlerine sığınanların hali ne olur. Allah-ü
Azimüşşan (cc) Kelam-ı Mecidi’nde şöyle buyuruyor; ''Kafirlerin duasının, boşa çıkmakdan başka bir hükmü yoktur. ''(Ra'd 14) Onun için bu düşmanların duaları geçersiz ve menfaat vermekden uzaktır.

İslam’ın izzeti, şerefi, yükseltilmesi, küfrün ve onun ehli olan İslam’ı tanımamazlıkdan gelenlerin alçaltılması, hor ve hakir tutulmasındadır.Kim, Dîn-i Mübîn-i İslam’ı tanımamazlıkdan gelen küfür ehlini izzetli
yapmaya çalışıp, yüksek tutarsa, İslam ehlini, Müslümanları alçaltmıştır. Bahsi geçen izzet, şeref sahibi yapmakdan, küfrü yüceltip
kafirleri meclisin en önünde oturtmak kasd edildiği anlaşılmasın. Bilakis onları meclise almak, onlarla arkadaşlık yapmak, onlarla kendi
lisanları ile konuşmak; bunların hepsi, onları izzetlendirip şereflendirmeye dahildir. Çünki; onların, (kendilerini yoktan var eden
Sevgili Allahımızın dinini tanımamazlıkdan gelmeleri sebebi ile) hak ettikleri muamele; köpekler gibi meclisden kovulmalarıdır.
Allahü subhanehu, en yüksek ahlakla sıfatlandırdığı Resulüne, kafirlerle ve
münafıklarla ciihad edip, onlara karşı sert olmasını emredince,kafirlere ve münafıklara sert davranmanın yüksek ahlakın içinde
bulunduğu anlaşılmış oldu.Kim ne düşünür nasıl telakki eder bilmem ama şahsi fikrim şudur ki birileri müslümanlığa yeni kılıf biçiyor ve bu işin terzileri Peygamber düşmanları ne yazık ki iğne olarak elde tutulan maşa ise 28 şubat sürecinden sonra ekseninden 360 derece kayan sözüm ona hocaefendidir.Elbette farklı düşünenler ki çoğu cemaat statüsü altındaki şahıslar bunu reddebilir amacı araç olarak görebilirler ama İslam tek yüce biricik amaçtır.Kardeşimin dediği gibi İslam'dan başka din mi var ki diyalog olsun bu ne perhiz ne laha turşusu?Bu gün bu konuya şiddetler karşı çıkan Cübbeli hocamız gibi bir çok nadide İLİM adamlarının nasılda karalandığını görüyoruz acaba kimin tavuğuna "kış" dediler sen hem müslüman kimliği taşıyacaksın hemde gayrimüslime dost olacaksın kusura bakma hünkarım hiç bir ateş maşasız tutulmaz!
 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
Fotoğraf iğrenç oldu kadar da manidar...

Dünyaya ve dünya üzerindeki müslümanlara şöyle bir göz atalım bu fotoğraf karesini anımsatayacak bir yer var mı?

Güç ve silahlarıyla sürekli müslümanların tepesinde olanlar kimler..

Allah bizi zalimler topluluğundan korusun...
 
Üst Alt