Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, kendisini ashabına o kadar sevdirmişti ki, bu sevginin derinliğini izah etmek mümkün değildir. Böyle bir sevgi, ancak ilahi muhabbet ve feyz ile gerçekleşebilir; aksi halde muhaldir.

Ashab-ı kiram birer aşk çağlayanı halinde, Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin etrafında sadakatle kenetlenmişler ve O’na bağlılık semasının yıldızları olmuşlardır. Öyle ki ashabın içinde, “Rasulullah böyle yapmıştı” diye, sırf O’na ittibanın (uymanın) hazzını yaşamak için, O’nun yürüdüğü yoldan yürüyen, kokladığı gülü koklayan, durduğu yerde duranlar vardı.

Sahabe-i kiram hazeratının, Allah Resulü sallallahu aleyhi veselleme duydukları dasitani aşk ve muhabbetin yanık tezahürleri sayısızdır. Bunlardan birkaç misal şöyledir:

Züleyhayı ayıplayan kadınlar O’nu görseydi

Hazret-i Aişe radıyallahu anha, Rasulullah sallallahu aleyhi veselleme duyduğu engin muhabbetle, O’nun nurlu simasını şu şekilde anlatırdı: “Mısır ahalisi, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellemin yüzünün güzelliğini işitmiş olsalardı, Yusuf aleyhisselamın pazarlığında bir kuruş dahi harcamazlardı. Züleyha’yı ayıplayan kadınlar, Resul-i Ekrem’in nur gibi parlayan alnını görselerdi, elleri yerine kalplerini keserlerdi.”

Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, kelime-i şehadette de ifade ettiğimiz gibi elbette ki beşer olarak ve suret bakımından bir “kul”dur, lakin siret itibariyle “Şah-ı Rusül” yani Rasullerin ve nebilerin şahıdır.

Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, yaratılıştaki mecazi muhabbetleri tekamül ettirerek ulvileştiren, ilahi muhabbetin tecelli (yansıma) merkezidir. Muhakkak ki mü’min, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem karşısında ilahi ürperişlerini ve bedii (seçkin) duygularını hissettiği, ruhunu nefsaniyete ait bütün çizgi ve görüntülerden boşalttığı vakit, O’nunla aynileşme, O’nun muhabbetinden bir hisse alma yolundadır.

Hazret-i Mevlana kuddise sirruhu: “İki dünya bir gönül için yaratılmıştır! ‘Sen olmasaydın, Sen olmasaydın, bu kainatı yaratmazdım!...’ ifadesinin manasını düşün!” buyurur.

Bunun içindir ki muhabbet-i Rasulullah, beşeri, her iki cihanda aziz eyleyen yüce bir müessirdir (vesiledir). Nitekim Ashab-ı Kiram da bu muhabbet vesilesiyle, yani Fahr-i Kâinat aleyhissalatu vesselamın aşkıyla yoğrulduklarından, o erişilmez derecelere nail kılınmışlardır.

Canları pahasına seviyorlardı

Ashab-ı Kiram’ın bu emsalsiz muhabbetinden diğer bir manzara da şöyledir: Hicret esnasında Sevr Mağarası’na doğru giderken Hazret-i Ebu Bekir, Fahr-i Kâinat Efendimizin kâh önünde, kâh arkasında yürüyordu. Allah Resulü onun bu hareketini fark edince:

- Ey Ebu Bekir, niçin böyle yapıyorsun? Diye sordu. Ebu Bekir radıyallahu anh:
- Ya Rasulallah! Müşriklerin arkanızdan yetişebileceklerini düşünüyor arkadan yürüyorum, ileride pusu kurmuş olabilecekleri aklıma gelince de hemen öne geçiyorum! Dedi.
Nihayet Sevr Mağarası’na ulaştılar. Sıddik-ı Ekber Hazretleri:
–Ya Rasulellah! Ben mağarayı temizleyinceye kadar, Siz burada bekleyin, dedi ve içeriye girdi. Mağaranın her tarafını iyice temizledi. Eliyle yokluyor, bir delik bulduğunda hemen elbisesinden bir parça yırtıp orayı kapatıyordu. Bu minval üzere, üst elbisesinin tamamını deliklere tıkadı, sadece bir delik kaldı. Ona da topuğunu koyduktan sonra:
–Artık gelebilirsiniz ey Allah’ın Resulü! Dedi. Sabah olduğunda durumu fark eden Peygamber Efendimiz:
–Ebu Bekir, elbisen nerede? Diye hayretle sordu.
Ebu Bekir radıyallahu anhu akşam yaptıklarını anlattı. Bu âlicenap davranış karşısında son derece duygulanan Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem, ellerini kaldırarak Hazret-i Ebu Bekir için dua buyurdu. …




Ashab-ı Kiram’ın Efendimizden sonraki hali

Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz vefat ettiğinde, ashabın hali, hüznünden yanıp eriyen mumlar gibiydi. O gün, Allah Resulünün firakı ile gönüller bir anda hasret yangınlarıyla kavrulmuş, Ashab-ı Kiram, halden hale girmişti.

Hazret-i Ömer radıyallahu anhu dahi bir an kendinden geçmiş, Hazret-i Ebu Bekir radıyallahu anhu, insanları teskin edinceye kadar bin bir güçlük çekmişti. Zira O’nu görmemeye bir gün bile dayanamayan âşık gönüller, artık bu fani dünyada O’nu hiç göremeyecekti. İşte, bu hicran ve yanışa dayanamayan Abdullah bin Zeyd radıyallahu anhu, ellerini ilahi dergâha mahzun bir gönülle açarak:
“Ya Rabbi! Artık benim gözlerimi âmâ kıl! Ben, her şeyden çok sevdiğim Peygamberimden sonra, artık dünyada bir şey görmeyeyim!” diye samimi gözyaşları içinde iltica etti ve oracıkta gözleri âmâ oluverdi.

Ebu Bekir radıyallahu anhu, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin vefatından sonra, bir hadis nakledeceği zaman Allah Resulü’nü hatırladıkça ağlar, konuşmakta güçlük çekerdi. Ebu Hüreyre radıyallahu anhu onun bu halini şöyle anlatır:

“Ebu Bekir radıyallahu anhu minbere çıktı ve: ‘Biliyorsunuz ki Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem geçen sene aranızda, şu benim durduğum gibi durmuştu…” dedi. Sonra ağladı. Sonra bu sözünü tekrar etti ve yine ağladı. Üçüncü kez yine tekrarladı ve kendini tutamayarak bir daha ağladı.” (Tirmizi, Ahmed)

Ebu Bekir radıyallahu anhu, Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin sağlığında iken hep yanında olduğu halde, daima O’na hasret içinde kalırdı. Rasulullahın vefatından sonra ise bu firak sebebiyle, O’na kavuşma iştiyakı daha da şiddetlenmişti.

Hz. Ebubekir’in hasreti

Aişe radıyallahu anha babasının vefat anında, Hazret-i Peygamber’e duyduğu vuslat heyecanını şöyle ifade eder:
“Babam Ebu Bekir radıyallahu anh ölüm hastalığında:
– Bugün hangi gündür? Diye sordu.
– Pazartesi, dedik.
– Eğer bu gece ölürsem beni yarına bekletmeyiniz! Zira benim için gün ve gecelerin en sevimlisi Rasulullah sallallahu aleyhi veselleme en yakın olanıdır, (Yani, O’na bir an evvel kavuşacağım andır.) dedi.” (Ahmed, I, 8)

Ashab-ı Kiram’dan bazıları, Allah Resulüne âşık olup bir an evvel vuslatı arzulayan hastalara, Allah’a ve Rasulüne kavuşmaları yaklaştığı için gıpta ile bakmış, onlarla, Gönüller Sultanı Efendimize selam göndermişlerdir. Mesela, Muhammed bin Münkedir radıyallahu anhu, Rasulullah aşığı Hazret-i Cabir’i, son hastalığında ziyaret etmişti. Onun, ölüme iyice yaklaştığını anlayınca da gönlü Rasulullah hasretiyle muzdarip olan Cabir radıyallahu anhuyu teselli için: “Rasulullah sallallahu aleyhi veselleme bizden selam götür!” demiştir. (İbn-i Mace, Cenaiz, 4)

Sahabeler, Rasulullah sallallahu aleyhi veselleme karşı o kadar hürmet, tazim ve muhabbet besliyorlardı ki, bazıları, Rasulullah’ın mübarek elleri dokundu diye, başlarındaki saçları kestirmemişlerdi. (Ebu Davud, Salat, 28/501)





Sahabi hanımlar, evlatları, Allah’ın Resulü ile uzun müddet görüşmedikleri zaman onları azarlarlardı. Huzeyfe radıyallahu anhu birkaç gün Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemi görmediği için annesi ona kızmış ve onu azarlamıştır. Kendisi bunu şöyle anlatmaktadır: “Annem bana sordu:

– Peygamber Efendimizle en son ne zaman görüşmüştün? Dedi. Ben de:
– Birkaç günden beri onunla görüşemedim, dedim. Bana çok kızdı ve fena halde azarladı. Ben de:
– Dur kızma! Hemen Rasulullah Efendimizin yanına gideyim, onunla beraber akşam namazını kılayım ve O’ndan benimle senin için istiğfar etmesini talep edeyim, dedim…” (Tirmizi, Ahmed)

‘Odundan daha fazla layık değil misiniz?’

Ashab-ı Kiram’ın bu coşkun muhabbetini, hadis-i şerif rivayetinde de aşikâre olarak görmekteyiz. Sahabe-i Kiram’ın, Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi vesellemden bir hadis-i şerif rivayet ederken, bilmeyerek yanlış söylemek endişesiyle dizleri titrer, yüzleri sararırdı.

Mesela, Abdullah bin Mesud’u; “Kale Rasulullah (Rasulullah dedi ki)!” derken, müthiş bir titreme alırdı. Ve birçok sahabi, bütün beşeri zaaflarını nazar-ı itibara alarak, bir sözü Allah Resulü’ne izafe ederken: “Böyle veya bunun gibi, buna yakın bir şekilde buyurdu…” lafızlarıyla ifade ederlerdi. (İbn-i Mace) Çünkü O, öyle büyük bir peygamberdi ki, üzerinde hutbe okuduğu hurma kütüğü, O’nun hicranı ile yanarak ağladı.

Hasan Basri rahmetullahi aleyhi hurma kütüğünün inlemesi ve ağlaması hadisini söyledikten sonra şöyle derdi: “Ey Müslümanlar! Odun, Allah Resulü ile tekrar karşılaşmayı arzuladığından yas tutuyor. Bu kadar arzulu olmaya siz daha layık değil misiniz?”

OSMAN NURİ TOPBAŞ
 
Son düzenleme:

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
Allahumme salli ala seyyidine muhammedin ve ale ali seyyidine muhammeed.Sallallahu aleyhi vessellem.
 

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun abi Emeğine ömrüne bereket....
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim

Cenab-i Hak razi olsun insaAllah agbi emegine rahmet tesekkürler
Selam ve Dualarimla.......
 
Üst Alt