ASHAB-I SUFFE
Vâsile b. Eska (r.a) anlatıyor. Biz Medine-i Münevverede Ashâb-ı Suffe nin içindeydik. Ramazân-ı Şerîf ayı gelmiş ve oruca başlamıştık. İftâr vakti gelince, her birimizi, Akabe ve Rıdvan bîatlarında bulunan müslümanlardan biri alıp, evine götürüyor ve iftâr ettiriyordu. Bir akşam yanımıza hiç kimse gelmediği için, aç olarak sabahladık. Ertesi akşam yine kimse gelmeyince, halimizi Allah Rasûlüne anlattık.
Rasûlullah, yanlarında yiyecek bir şey var mı diye tek tek hanımlarına haber gönderdi. Fakat hepsinin verdiği cevap şu oldu: Vallahi Ya Rasûlallah, evimizde bir canlının yiyebileceği bir şey yok.
Bunun üzerine Allâhın Rasûlü, Ashâb-ı Suffe yi toplayıp, ellerini âlemlerin Rabbına kaldırarak, şöyle yalvardılar: Allah ım senin fazlından, senin rahmetinden diliyorum, rahmet senin tasarrufundadır, ona senden başka kimse mâlik değildir.
Çok geçmemişti ki, bir zat içeri girmek için, izin istedi. Baktık ki, yanında kızartılmış bir bütün koyun ve bolca ekmek var...
(Hayatüssahabe 2-246/7)
Vâsile b. Eska (r.a) anlatıyor. Biz Medine-i Münevverede Ashâb-ı Suffe nin içindeydik. Ramazân-ı Şerîf ayı gelmiş ve oruca başlamıştık. İftâr vakti gelince, her birimizi, Akabe ve Rıdvan bîatlarında bulunan müslümanlardan biri alıp, evine götürüyor ve iftâr ettiriyordu. Bir akşam yanımıza hiç kimse gelmediği için, aç olarak sabahladık. Ertesi akşam yine kimse gelmeyince, halimizi Allah Rasûlüne anlattık.
Rasûlullah, yanlarında yiyecek bir şey var mı diye tek tek hanımlarına haber gönderdi. Fakat hepsinin verdiği cevap şu oldu: Vallahi Ya Rasûlallah, evimizde bir canlının yiyebileceği bir şey yok.
Bunun üzerine Allâhın Rasûlü, Ashâb-ı Suffe yi toplayıp, ellerini âlemlerin Rabbına kaldırarak, şöyle yalvardılar: Allah ım senin fazlından, senin rahmetinden diliyorum, rahmet senin tasarrufundadır, ona senden başka kimse mâlik değildir.
Çok geçmemişti ki, bir zat içeri girmek için, izin istedi. Baktık ki, yanında kızartılmış bir bütün koyun ve bolca ekmek var...
(Hayatüssahabe 2-246/7)