Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

leyli_mercan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
12 Haz 2007
Mesajlar
492
Aldığı Beğeniler
3
Rabıtayı, belirli bir vakitte kâmil mürşidi hayal etmek, ondaki ilâhi ahlâkı ve tecellileri düşünmek, kalbini onun kalbine bağlayarak oraya inen ilahi nurdan nasiplenmek ve böylece kalbi zikre geçirerek feyizlenmek şeklinde tarif etmek, onun tek tarifi değildir. Rabıtanın bir şekli de böyledir. Fakat bu, bütün rabıta şekillerini içine almaz. Rabıta bütün hayatı içine alan bir meseledir.

Rabıtanın ortak tarifi, kalbin sevgiliye derin muhabbet beslemesi ve bu muhabbet içinde sevdiğinin sıfatlarına bürünmesidir. Her devirde uygulanan rabıta şekli budur. Manevi terbiyede bu rabıta şarttır. Sır ve fayda onda gizlidir. Dostluğun tadı ondadır. Aşığın feyzi rabıtası kadardır. Allah için olan rabıta Allahıın sevdiklerine olur. Bu sevgililerin başında Hz. Muhammed s.a.v. Efendimiz bulunur. Kalbe ilaç olan ve nefsin sıfatlarını değiştiren rabıta, ya bizzat Hz. Peygamber s.a.v.ıe veya onun gerçek vârislerine yapılan rabıtadır. Hedef kula değil, Yüce Allahıa dostluktur.

Bu rabıta her halde yapılabilir, belli bir vakti yoktur. Ona muhabbet rabıtası denir. O, bütün geceyi gündüzü kaplar. Yürürken, otururken, konuşurken, yerken içerken, çalışırken, dinlenirken, gezerken, eğlenirken, hatta uyurken ve rüya görürken bile bu rabıta devam edebilir. Kim her söz, iş ve halinde sünnet edebi üzere hareket ederse, o kimse bu esnada kalbini Hz. Muhammed s.a.v. Efendimizıe bağlamış, onu hatırlamış, böylece Yüce Allahıı zikretmiş ve Oına dostluğunu ispat etmiş olur.

Arifler der ki, muhabbet rabıtası kalbi Yüce Allahıın şahidine bağlar. Bundan sonra iki gönül arasında alış veriş başlar. Yüce Allah ile huzur bulmuş ve olgunlaşmış olan kâmil mürşidin kalbi, kendisine yönelen zayıf kalpleri feyzi ile besler, sevgisi ile destekler. Sonuçta onları kendine benzetir, ihlâs, edep ve güzel kulluğa yöneltir. Kendisinin ulaştığı ilâhi nimet ve rahmetlerden Allahıın izniyle onları da hissedar eder. Bu, iyilik ve takvada yardımlaşmanın en güzel bir şeklidir. Yüce Allah bu yolda yardımlaşmayı hepimizden istemektedir. (Maide, 2)

Bu anlamda rabıta, bütün hak dinlerde vardır. O, her peygamberin ümmetine öğrettiği bir vazifedir. Bütün hak yolcuları onu elde etmek için çalışır. Aslında her müminin birinci vazifesi, Allah dostlarıyla gönülde, halde ve hak yolda bir olmaktır. İşte hak yolunun imamı olan Allah dostlarını sevme, onlara tabi olma, özenme ve benzeme gibi vazifeler, bu muhabbet rabıtası ile mümkün olmaktadır.

Dr. Dilaver Selvi
 

sürmeli

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
20 Ağu 2006
Mesajlar
3,305
Aldığı Beğeniler
26
Takım
Diğer
Rabıta bir ibadet değildir: kalbi ibadete hazırlamak için kullanılan bir metottur. Rabıta, Kur'an'da ve Sünnette emredilen tefekkürün bir çeşididir. Bu anlamda bir nevi murakabedir. Allah Teala'nın zatı dışında herşey tefekküre konu edilebilir. Çünkü hadisler , Allah'ın bizzat şeklini düşünmeyi yasaklamıştır.

Diğer yandan tefekkür ise emredilmiştir, farzdır. Kalbin en önemli vazifesi de tefekkür yoluyla uyanmak ve Yüce Allah'a bağlanmaktır.

Tefekkür kainattaki ilahi sanata bakıp, Yüce sanatkarı tanımak ve O'na hayran olmaktır. Tefekkür varlıklarda gizlenen ilahi güzellikleri ve tecellileri gönül gözüyle seyretmektir. Kainattaki bütün güzelliklerin, üstünlüklerin, izzet ve şerefin asıl sahibi Allah Teala'dır. İnsan olsun melek olsun, her kimde ne varsa O'nundur. Aklın vazifesi O'nu tanımak, gönlün vazifesi O'nu aramak, kalbin vazifesi O'nun sevgisini tatmaktır.

Yüce Yaratıcı zatını nur ile gizlemiş, bazı tecelliler ile perdelenmiştir. Ardından bütün akıllara adeta " Bana gelin, Beni tanıyın, Benim dostum olun" dercesine haber göndermiştir.

Bu yüzden ilahi sevgiye gönül verenler, her yerde, her şeyde, her sevgilide O'na ait bir ilim aramış, O'ndan bi,r haber duymak istemişlerdir

Bu hususta Yüce Mevla'yı sevenlerine tanıtacak ve sevgisini tattıracak en güzel yol, O'nun boyası ile boyanmış, her halleriyle O'nun şahidi olmuş Kamil müminlerdir. Zira onlar Rabbani alimlerdir, Kamil Mürşidlerdir. Onlardaki ilahi ilme ve sevgiye ulaşmak için kalp hazinelerine girmek gerekir. Kalbe girmek için kalbi kullanmak icab eder.



Allah cc razı olsun babamın hası...
 

sürmeli

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
20 Ağu 2006
Mesajlar
3,305
Aldığı Beğeniler
26
Takım
Diğer
Ecma'inden kardeşşş
Sağolasın....
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Rabıta, Kur'an'da ve Sünnette emredilen tefekkürün bir çeşididir

@naksi: Rabitanin emir telaki ettigini yazmissiniz, bu konuda biraz daha aydinlatici olurmusunuz...ornek ayet ve hadisler ile gosterirseniz memnun olurum...simdiden Allah razi olsun....
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul

Allah-u Teâlâ Hazretleri,

(Ve kûnû maas sâdıkîn) "Sadık kullarımla beraber olun!" buyuruyor. Yâni "Onlar gibi olun, onların yanında olun, onların cephesinde olun, onların gittiği yolda, onların safında bulunun!" mânâsına geliyor. Onun mânevî tatbikatı, mânevî bakımdan beraber olmak, böyle rabıta ile sağlanıyor.


Râmûzül Ehâdis'te bir hadis-i şerif var;
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: Bir geniş arazide, çölde giderken hayvanınız ürktü, kaçtı. Yardım edecek bir kimse de yok... Çölde uçsuz bucaksız dağların, kum tepelerinin arasında kayboldu. Bulmanız mümkün değil... Kaldınız çaresiz... Sular orda, yiyecek orda... Kumların üstünde bata çıka sizin yürümeniz mümkün değil... Yandınız, mahvoldunuz. Böyle bir durumla karşılaştınız. Ne yapacaksınız?..

--Deyiniz ki: "(Yâ ricâlallah!) Ey Allah'ın erleri, Allah'ın ricâli!.. (eğîsûnî) Bana yardım edin! (eînûnî) Bana yardımcı olun, benim imdadıma yetişin!" diye böyle söyleyin! Çünkü, Allah'ın sizin görmediğiniz maddî mânevî erleri olur, evliyâullahı olur; onlar imdada yetişirler." diye Peygamber Efendimiz tavsiye ediyor.
Onun için, Peygamber Efendimiz böyle deyin dediğine göre, Allah'ın evliyâsına da böyle selâhiyet verildiğine göre; hani ondan yardım istese bile, yine bir mahzuru yoktur. Çünkü, mahzuru olsaydı, Peygamber Efendimiz tavsiye etmezdi. Onun için bu şirk lafı bir taassubdan kaynaklanıyor.

Kur'an-ı Kerim'de zikir emri var... Seksen doksan yerde Allah-u Teâlâ Hazretleri zikri emrediyor.
Nefsi terbiye etmek, tezkiye etmek vazifesi

Kur'an-ı Kerim'de var:


(Kad eflaha men zekkâhâ. Ve kad hâbe men dessâhâ.)

"Nefsini terbiye eden kimse kurtulmuş, onu fenâlıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır."

Ahlâkı güzelleştirme emri Kur'an-ı Kerim'de var... Nefsin oyunlarına karşı tedbir almak, şeytanla mücadele etmek meselesi var... Tasavvufun tüm konuları Kur'an-ı Kerim'in emirlerinden çıkmış, hepsi Kur'an-ı Kerim'de var... Sen bunları nasıl inkâr edersin, zikri nasıl inkâr edersin?.. İslâm'ı bilip tasavvufu inkâr etmek mümkün değil...

Soru:

--Rabıta Allah'la kulun arasına girmek midir?

--Muhterem kardeşlerim! Rabıta, irtibat mânâsına geliyor, ilgi kurmak, irtibatlı olmak mânâsına geliyor. Nasıl hani, İstasyonu arayıp düğmeyi çeviriyorsunuz; ilgiyi kurduğunuz zaman, o radyo istasyonunun yayınını alabiliyorsanız, böyle bir ayarlama gibi bir şey olmuş oluyor.

Rabıta, bir sevgi bağlantısıdır, bir saygı bağlantısıdır. O bakımdan... Şimdi bir insan hocasıyla beraber, şeyhiyle beraber bir yerde olsa güzel olur. Aynı mecliste olsalar, sohbetinde bulunsa, sözünü dinlese; beraberce ellerine tesbihleri alsalar, zikirleri yapsalar güzel olur. Bu böyle olmadığı zaman, gözünü kapatacak, mürşidiyle irtibatını kuracak, mürşidini karşısında tasavvur edecek... O da onun karşısında oturmuş, mübârek bir mecliste beraberlermiş diye göz önüne getirecek... Böyle gönül aleminden bir irtibat sağlayacak... Bu irtibata rabıta deniliyor.

Böyle bir fenâ fillâh-beka billâh makamına ermiş mürşid-i kâmil ile irtibat kurduğu zaman insan, istasyonu bulmuş gibi oluyor yâni... O zaman kendisi çok istifade eder.
Büyüklerimiz böyle diyorlar. Bu bir sevgi bağlantısıdır ve kısa zamanda müridin terakkî etmesi için gerekli bir çalışmadır.

Bunun hem asrımızın modern ilimlerinden, hem de tarihimizden ve dinimizden çok misalleri vardır. Ebûbekr-i Sıddîk Efendimiz, Rasûlüllah Efendimizi her zaman karşısında görürmüş. Hattâ utanırmış. O kadar böyle canlı bir tarzda karşısında görürmüş ki, utanırmış ayağını filân da uzatamazmış. Yanında değil ama, yanında gibi... İşte buna fenâ firrasûl makamı derler. Yâni, nereye baksa Rasûlüllah'ı görüyor; Rasûlüllah'ı görür hale gelmiş oluyor.

O hale ermek için de, ilkönce fenâ fişşeyh makamı denilen hale ermiş olmak, şeyhini görür hale gelmek lâzım ki; ordan fenâ firrasûl makamı nasib olsun, ordan fenâ fillah makamı nasib olsun diye, büyüklerimiz böyle bu meseleyi açıklamışlardır
.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
RABITA NEDİR VE İSLAM DİNİNDE YERİ VARMI DIR?

Râbıta; Bağlantı, bağlantı vâsıtası, bağlılık, tutarlılık, tertip, düzen, bağ, münâsebet, ilgi; müridin, şeyhini düşünerek, kalbinden dünya ile ilgili şeyleri çıkarması, şeyhi vâsıtasıyla Hz. Peygamber (s.a.s)'e ve Allah'a kalbini bağlaması anlamında bir tasavvufî terimdir. "Râbıta" Arapça bir kelime olup, "r-b-t" kökünden türemiş bir isimdir. Çoğulu "revâtib"dir.

Kur'an'da "râbıta" kelimesi geçmemekle beraber, kökü olan "r.b.t" mâzî fiili iki yerde, muzârîsi olan "yerbitü" bir yerde, emri çoğul olarak "râbitû" şeklinde bir yerde ve aynı kökten gelen "ribât" ismi de bir yerde geçmektedir (18/Kehf, 14; 28/Kasas, 10; 8/Enfâl, 11, 60; 3/Âl-i İmran, 200).

Bütün bu âyetlerde geçen bu kelimeler, birbirlerine yakın mânâlar ifâde etmektedirler. Hemen hemen hepsinde "bağ, bağlantı, bağlılık" mânâları için kullanılmışlardır:

ASHAB'I KEHF'İN RABITASI HAKKINDA

(Ashâb-ı Kehf'in) kalplerini (sabır ve metânetle) bağla(yıp kuvvetlendir)miştik" (18/Kehf, 14);

MUSA A.S ANNESİNE VERİLEN RABITA HAKKINDA AYETİ KERİME

"Mûsâ'nın annesinin gönlü bomboş sabahladı. Eğer biz (va'dimize) inananlardan olması için onun kalbini iyice pekiştirmemiş (sabır ve sükûnete bağlamamış -rabetnâ-) olsaydık, neredeyse işi açığa vuracaktı" (28/Kasas, 10);

"O zaman sizi, Allah'tan bir güven almak üzere hafif bir uyku bürüyordu; üzerinize sizi temizlemek, şeytanın pisliğini (içinize attığı kötü düşünceleri) sizden gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak (li-yerbita) ve ayaklarınızı pekiştirmek için üzerinize gökten bir su indiriyordu. " (8/Enfâl, 11)


Peygamberimiz (s.a.s)'in de, râbıta ve ribat hakkında söylemiş olduğu hayli hadis vardır. O'nun bu hadislerinden bazıları şöyledir:

"Bir gün Allah yolunda ribatta bulunmak, dünya ve dünyada bulanan her şeyden daha hayırlıdır" (Buhârî, Cihad 73; Müslim, İmâre 163; Nesâî, Cihâd 39; İbn Mâce, Cihâd 7)

"Kim bir günlük (yirmi dört saatlık) ribatta bulunursa, bir aylık oruç ve ibâdetten daha fazla sevap kazanmış olur." (Nesâî, Cihad 39; Tirmizî, Fezâilul-Cihâd 35; İbn Mâce, Cihâd 7)
 

sürmeli

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
20 Ağu 2006
Mesajlar
3,305
Aldığı Beğeniler
26
Takım
Diğer
Teşekkürler teyzecim Rabbim ebeden razı olsun
Muhabbet ile Rabbe emanet olunuz....

Rabıta, Kur'an'da ve Sünnette emredilen tefekkürün bir çeşididir
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
ALLAH hepinizden razı olsun...zehra ablam açıklamaların için ayrıca MEVLAM razı olsun...

ALLAH ile olan rabitamız ,irtibatımızın kopmaması temennisi ile...
 

mihru vefa

talib-i aşk
 
Üyelik Tarihi
3 Nis 2007
Mesajlar
200
Aldığı Beğeniler
4
Takım
Galatasaray
RABITA

Sen kalbimle kapağının arasına akıyorsun
damlaların göz kapağından aktığı gibi
kalbimin içindeki zamirine giriyorsun
ruhların bedenlere girmesi gibi...


Şeyh Abdurrahmani tahi haz. (k.s) ;)
 
Üst Alt