"Gökten yağan yağmurlara dolulara, düşen yıldırımlara tahammül eden topraklar gibi, İslam'a yapılan saldırılara tahammül eden,
Siz! Bu gülistanda mescitte birer gül olmasaydınız bu bülbül bu yüksek tepelerde yanık yanık ötebilir miydi?
Leyla'ya âşık mecnunlar gibi, şirine âşık Ferhat gibi, sevgilisi olan İslam'ı arayan,
Bülbül gibi, bir zamanlar nağmeleri olan fakat İslam gülünden ayrı düştüğü için canı mahvolan gam dikeninin verdiği acıyla her şeyi mahvolan Müslümanlar...
Asıl sevilen insanın ruhudur eti kemiği değil. Madem seviyorsak öldüğü zaman neden yanına yaklaşamıyoruz, sarılamıyoruz? İki gün sonra kokar diye yanında yatamazsın. Demek ki insanın ruhu seviliyor bedeni değil
(Şehid Bayram Ali Hocaefendi)
Siz! Bu gülistanda mescitte birer gül olmasaydınız bu bülbül bu yüksek tepelerde yanık yanık ötebilir miydi?
Leyla'ya âşık mecnunlar gibi, şirine âşık Ferhat gibi, sevgilisi olan İslam'ı arayan,
Bülbül gibi, bir zamanlar nağmeleri olan fakat İslam gülünden ayrı düştüğü için canı mahvolan gam dikeninin verdiği acıyla her şeyi mahvolan Müslümanlar...
Asıl sevilen insanın ruhudur eti kemiği değil. Madem seviyorsak öldüğü zaman neden yanına yaklaşamıyoruz, sarılamıyoruz? İki gün sonra kokar diye yanında yatamazsın. Demek ki insanın ruhu seviliyor bedeni değil
(Şehid Bayram Ali Hocaefendi)