- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
Kanuni Sultan Süleyman Devlet işlerinden yorgun düştüğünde panayır kurdurur, yapılan “yetenek” gösterilerini keyifle izlerdi.
Tabii en hoşuna giden oyunu sergileyen kişiyi de altınla ödüllendirirdi.
Günlerden bir gün yine böyle bir gösteriye gitti. Cambazları, hünerbazları, sihirbazları keyifle izledi.
Gösterinin sonlarına doğru, beş metreden ipliği iğneye geçirebildiğini iddia eden bir adam meydana çıktı.
Dikiş iğnesini münasip bulduğu bir yere dikip beş metre geriledi.
Beş metreden ipliği fırlattı…
İplik hiç sekmeden iğnenin deliğinden geçti.
Seyirciler gördüklerine inanamıyorlardı. Kanuni de inanamadı:
“Bir daha yap bakalım, belki tesadüftür, ya da bir hilesi-hurdası vardır.”
Adam maharetini üç kere tekrarlayınca, kimsede itiraz edecek hal kalmadı. Adam imkânsızı başarmıştı.
“Bu adama yüz altın verin, sonra da falakaya yatırın yüz sopa vurun!..” diye emretti.
Padişahın emri en başta sadrazamın aklına yatmamıştı:
“Neden?” diye sordu, “adam belli ki çok becerikli. Bu kadar becerikli birini yüz altınla ödüllendirmek şanınıza lâyık bir davranıştır, amma sopa atılmasını emretmenizi doğrusu anlayamadım.”
Kanuni gülümseyerek sebebini açıkladı:
“Yüz altını kabiliyetli (yetenekli) ve becerikli olduğu için veriyorum, helal hoş olsun! Yüz sopayı ise böylesine boş, böylesine faydasız şeylerle uğraştığı için attırıyorum. O da helal-ı hoş olsun!
Asıl maharet insanlara faydalı olmaktır.”
Tabii en hoşuna giden oyunu sergileyen kişiyi de altınla ödüllendirirdi.
Günlerden bir gün yine böyle bir gösteriye gitti. Cambazları, hünerbazları, sihirbazları keyifle izledi.
Gösterinin sonlarına doğru, beş metreden ipliği iğneye geçirebildiğini iddia eden bir adam meydana çıktı.
Dikiş iğnesini münasip bulduğu bir yere dikip beş metre geriledi.
Beş metreden ipliği fırlattı…
İplik hiç sekmeden iğnenin deliğinden geçti.
Seyirciler gördüklerine inanamıyorlardı. Kanuni de inanamadı:
“Bir daha yap bakalım, belki tesadüftür, ya da bir hilesi-hurdası vardır.”
Adam maharetini üç kere tekrarlayınca, kimsede itiraz edecek hal kalmadı. Adam imkânsızı başarmıştı.
“Bu adama yüz altın verin, sonra da falakaya yatırın yüz sopa vurun!..” diye emretti.
Padişahın emri en başta sadrazamın aklına yatmamıştı:
“Neden?” diye sordu, “adam belli ki çok becerikli. Bu kadar becerikli birini yüz altınla ödüllendirmek şanınıza lâyık bir davranıştır, amma sopa atılmasını emretmenizi doğrusu anlayamadım.”
Kanuni gülümseyerek sebebini açıkladı:
“Yüz altını kabiliyetli (yetenekli) ve becerikli olduğu için veriyorum, helal hoş olsun! Yüz sopayı ise böylesine boş, böylesine faydasız şeylerle uğraştığı için attırıyorum. O da helal-ı hoş olsun!
Asıl maharet insanlara faydalı olmaktır.”