- Üyelik Tarihi
- 29 Eyl 2007
- Mesajlar
- 8,243
- Aldığı Beğeniler
- 6,432
- Takım
- Fenerbahçe
Allahü Tealayı bilmek ve de tanımak esastır
Sen eğer Rabbinle beraber olamazsan, Ondan razı olmazsan, kim ne derse desin, dıştan ne kadar şatafatlı, şanlı görünürsen görün, senin için koftur. O mutluluk sende yoktur.
Niye? Ondan razı değilsin de ondan. Sen, seni Yaratanla barışmadın ki! Hep Ona ters düştün. Hep yanlış yerlerde mutluluğu, huzuru, saadeti aradın ve bulamadın. Bulamazsın da.
İşte Ona varmanın da, Onunla beraber olmanın da, huzurlu olmanın da bir tek yolu, kestirme bir yolu var: Allahı zikir.
Bir gün Hz. Ali Efendimiz, Fahri Alem Efendimize geliyor; Ya Resulallah! Bana öyle bir yol tarif edeceksin ki, beni kestirmeden Allaha vasıl edecek diyor. O zaman Hz. Fahri Alem Efendimiz, Hz. Ali Efendimize kelimei Tevhidi telkin ediyor. Tevhid o kadar büyük bir sevaba layıktır ki, Kim ihlas ve samimiyetle la ilahe illallah derse cennetliktir. İhlas ile söylemek, Onunla beraber olmaktır.
İnsanın Allah ile beraber olması hâlidir bu hâl.
Hadisi şerifte Peygamber Efendimiz ashabına:
Ben size öyle bir ibadetten bahsedeyim ki, sizin cihat etmenizden daha efdal olsun. Servetinizi tasadduk etmenizden daha faziletli olsun, buyuruyor.
Ashab:
Söyle ya Resulallah!
La ilahe illallah cümlesine devam etmenizdir.
Bir başka hadisi şerifte de:
Allahın 99 güzel ismi var. Kim onları anar, zikrederse onlar cennetliktir buyurulmaktadır.
(Buhari, K. Daavat, 68; Müslim K. Daavat, b. 87; İbn Mace, dua, 90)
Asıl maksat Allahı bilmek ve tanımaktır
Müminin vasıfları Kuranda anlatılıyor. Kuranın öngördüğü model, insana yöneliktir. İlk nazil olan ayetlerden yola çıkarsak bu ayetlerde Cenabı Hakkın mesajını çok iyi anlarız. Seni yaratan Rabbinin adıyla oku! (Alak; 96/1) buyuruyor Cenabı Hak. Kula düşen vazife, Allahı okumasıdır, tanımasıdır, bilmesidir.
Esasen bütün ilimlerden de maksat Allahı bilmedir, Allahı anmadır.
Sen eğer Rabbinle beraber olamazsan, Ondan razı olmazsan, kim ne derse desin, dıştan ne kadar şatafatlı, şanlı görünürsen görün, senin için koftur. O mutluluk sende yoktur.
Niye? Ondan razı değilsin de ondan. Sen, seni Yaratanla barışmadın ki! Hep Ona ters düştün. Hep yanlış yerlerde mutluluğu, huzuru, saadeti aradın ve bulamadın. Bulamazsın da.
İşte Ona varmanın da, Onunla beraber olmanın da, huzurlu olmanın da bir tek yolu, kestirme bir yolu var: Allahı zikir.
Bir gün Hz. Ali Efendimiz, Fahri Alem Efendimize geliyor; Ya Resulallah! Bana öyle bir yol tarif edeceksin ki, beni kestirmeden Allaha vasıl edecek diyor. O zaman Hz. Fahri Alem Efendimiz, Hz. Ali Efendimize kelimei Tevhidi telkin ediyor. Tevhid o kadar büyük bir sevaba layıktır ki, Kim ihlas ve samimiyetle la ilahe illallah derse cennetliktir. İhlas ile söylemek, Onunla beraber olmaktır.
İnsanın Allah ile beraber olması hâlidir bu hâl.
Hadisi şerifte Peygamber Efendimiz ashabına:
Ben size öyle bir ibadetten bahsedeyim ki, sizin cihat etmenizden daha efdal olsun. Servetinizi tasadduk etmenizden daha faziletli olsun, buyuruyor.
Ashab:
Söyle ya Resulallah!
La ilahe illallah cümlesine devam etmenizdir.
Bir başka hadisi şerifte de:
Allahın 99 güzel ismi var. Kim onları anar, zikrederse onlar cennetliktir buyurulmaktadır.
(Buhari, K. Daavat, 68; Müslim K. Daavat, b. 87; İbn Mace, dua, 90)
Asıl maksat Allahı bilmek ve tanımaktır
Müminin vasıfları Kuranda anlatılıyor. Kuranın öngördüğü model, insana yöneliktir. İlk nazil olan ayetlerden yola çıkarsak bu ayetlerde Cenabı Hakkın mesajını çok iyi anlarız. Seni yaratan Rabbinin adıyla oku! (Alak; 96/1) buyuruyor Cenabı Hak. Kula düşen vazife, Allahı okumasıdır, tanımasıdır, bilmesidir.
Esasen bütün ilimlerden de maksat Allahı bilmedir, Allahı anmadır.