- Üyelik Tarihi
- 20 Ağu 2006
- Mesajlar
- 3,305
- Aldığı Beğeniler
- 26
- Takım
- Diğer
ASIL ŞİMDİ ZİKİR ZAMANI
İmam-ı Gazali k.s. Hazretleri, Allaha yaklaşmaya çalışan Hak yolcusunun en büyük dayanağının mürşidi olduğunu bildiriyor. Irmak kenarında yürüyen bir körün rehberine sarıldığı gibi, Hak yolcusu da mürişdine sarılmalıdır, diyor.
Manevi rehber mesabesindeki mürşidine uyarak şartları yerine getiren kişi, kendini çevreleyen bütün engellerden sıyrılarak yolunda ilerler. Bu yolda ilerlemenin zorluklarına karşı sabırla mücahede eder. Mirşidi kendisine ne zikir verirse, kalp ile o zikri yapmaya başlar. Mürşidinin uygun gördüğünden başka zikirle meşgul olmaz.
Hak yolcusu çektiği zikre o derece devam eder ki, zamanla zikir dilden kalbe iner. Allahın azameti kalbine gelir. Nereye baksa Allahın azameti ile bakar ve Allahın nuru ile görür.
Sadece dille söylemek değil, Allahu Tealâya her türlü ibadet ve taat, tefekkür, ilim ve benzerleri zikirden sayılır.
Bir şeyi öğrenmek önce ilimle olur. Sonra ilimle öğrenilenler uygulanır. Uygulanan ilim, kişinin tabiatı haline gelir. Bunun gibi, Allahın azameti gönülde meleke halinde tecelli ederse, Hak yolcusu marifet sahibi olur. Böyle kişinin ilmi hikmet, duası da makbul olur.
Zikir peygamberlerle başlamıştır. Allahın hakiki dervişleri peygamberlerdir. Onlar, Allahdan bir an gafil olmazlar. Her halleri ibadet ve taat olup, asla haram işlemezler.
Rasulullah s.a.v. Efendimizin sahabileri de zikir çekerlerdi. Hz. Safiye r.a. Validemizin, bir gün Rasulullah yanıma geldiğinde, dörtbin tane hurma çekirdeği ile zikrediyordum sözü buna bir örnektir. Bir başka örnekte de, Ebu Hüreyre r.a.ın ikibin düğümlü bir iple zikir çekdiği naklediliyor. Hakim b. Deylemi r.a.ın rivayetine göre, Aşere-i Mübeşşereden Sad b. Ebi Vakkas r.a. da çakıllarla zikrederdi. Bütün bu misaller Hayatüs-Sahabe adlı meşhur eserde detaylarıyla anlatılmıştır.
Bugüne gelince; nasıl olur da şimdi zikir zamanı olmadığı söylenir? Allah Rasulü s.a.v.in sahabileri zikrederken, biz onlardan yüce miyiz ki zikri kaldıralım? Sahabilerin pak kalpleri Allah Rasulü s.a.v. ile bu kadar nurlanmış oldukları halde sepetler, torbalar dolusu zikir çekerken, binbir günahla malül olmuş bizlere dünyalar dolusu çakılla zikir çekmek düşer.
Bugün, bu hayat... Sıkıntılarımız, zorluklarımız... Asıl şimdi şu hadis-i kudsinin sırrına daha çok muhtacız:
Ben, bir kulumu sevdiğim zaman onun gören gözü, duyan kulağı, tutan eli olurum.
Bu makama ulaşmak için zikirden başka tutamak mı var?
Mehmet Ildırar