- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
AŞK AHLAKI—PROF. HİLMİ ZİYA ÜLKEN BAŞ İnsan zincirler içinde uyanır; fakat kendi çabalarıyla bu zincirleri birer birer kırarak, büyük emekler ve kurbanlar karşılığında hürriyetini kazanır. İnsan toplumun pasif unsuru olarak doğar; fakat hayatın direnme ve tepkileriyle gittikçe daha fazla bir kişi olmaya ve iç hürriyetini kazanmaya başlar. Hakikat türlü türlü görünen gerçeklerde görünen birliktedir. Birlik, külli olan tabiattır ve tabiat, art arda yeni gerçekler, yeni görünüşler halinde zuhur eder. İnsanın cemiyet içinde uyanıp, zincirlerini kırmasından, uzviyetin cemiyetle çarpışmasından, meyillerin kolektif baskı ile karşılıklı bir etkiler silsilesi doğurmasından, yepyeni bir gerçek ola ruh alemi ve ruhun hürriyeti meydana gelir. Şu halde ruh, cemiyete göre önceki değil, sonraki bir alemdir. Cemiyet vardır, ruh bağımsızlığının alameti bile yoktur. Cemiyet vardır, içinde bütün fertleri birer kişi olmuş, kütlenin kör kuvveti üstüne yükselmiştir. Kimseye hürriyet vermekten bahsedilemez ve hiçbir cemiyete hürriyet bahşedilmez. Çünkü hür kişilere sahip olmayan, iç hürriyet kazanmamış olan bir cemiyete hürriyet vermek, küçük bir çocuğun eline nazik bir alet ve tehlikeli bir silah vermek gibidir. Ruhun hürriyeti, arzuları öldürmek değil, onları olağanüstü geliştirmekle kazanılır. İhtiras ruhun bir konuya kulluğu değil, tam tersine bütün kudretinin bir konu üzerine yoğunlaşması, zeka ve iradesinin en şiddetli, en yoğun bir hal alması demektir. Biz arzularımızı, ruhumuzun kudretini bir hedefe kutuplaştırarak onu elde etmeye çalışacak yerde, bu hedef arzularımızı hapseder, bize rağmen bizi kendine bağlarsa bu tutku değil, düşkünlük olur.