Gavs Seyyid Abdülhakim hazretleri (K.S) rahatsız olduğu için Ankara’ya gelmişti. Hızmetine de Seyda hazretlerinin halifesi olan, Molla Ahmed bakıyordu. Gavs hazretleri istirahate çekildiği bir vakit Molla Ahmed bana, -“Gavs hazretlerine sorsana, ne yapmış da bu muhabbeti kazanmış? Devamlı Şah-ı Hazne’den bahsediyor. Ondan bahsetmediği bir an bile yok” dedi. Gavs hazretleri (K.S), teheccüd namazına kalkmıştı. Biz bir şey demeden mübarekler Şeyh Ahmed-i Cezeri’nin (K.S) sohbetini yapmaya başladı (Şeyh Ahmed Cezerî hazretleri Cizre taraflannda bundan 700-800 yıl kadar önce yaşamış bir Hak aşığıdır. Bu mübarek zatın, Allah aşkı üzerine yazılmış kasideleri de vardır). Gavs hazretlerinin sohbeti bitince Molla Ahmed, “Kurban! Siz de Şah-ı Hazne’yi böyle seviyorsunuz. Sizde de aynı muhabbeti görüyorum. Siz ne amel yaptınız da bu muhabbeti hasıl ettiniz?” diye sordu. Gavs hazretleri, -“Bize verilen vazifeleri yaptık, fırsat buldukça ziyaretine gittik. Kendimizi dinin esaslarına uydurmaya çalıştık. Allah da bize lutfetti” buyurdu. Gavs Seyyid Abdülhakim hazretleri (K.S) bir seferinde çok hastaydı. Yataktan kalkacak hali bile yoktu. Camiye namaza dahi gelemiyordu. O gün Şah-ı Hazne’nin (K.S) bir sofisi mübareği ziyarete geldi. Gavs hazretlerinin yanina oturdu. Mübarekler onu görür görmez Şah hazretlerinin sofisi gelmiş diye hemen yattığı yerden doğruldu. Üzerinde hiçbir hastalık emaresi kalmadı. Saatlerce onunla konuştu. Biz zannettik ki iyileştj. Bu hal, Şah-ı Hazne’nin (K.S) sofisi evden ayrılıncaya kadar devam etti. Ne zaman o sofi evden ayrıldı, mübarek tekrar yatağa düştü. Kardeşler! İşte muhabbet böyle bir şey. İnsanda muhabbet olursa hastalıklarını bile unutuyor, hiçbir şeyi kalmıyor. Çünkü muhabbet, ruhun gıdasıdır. Ruhun aldığı zevkin yaninda cesedin yani bedenin aldığı zevk ne ki..! “Muhabbet ehlinin etini de kesseler hiçbir şey hissetmez.” Makale Yazarları Ahmet ÇAĞIL (Doktor Ahmet bey) Mehmet ILDIRAR (Mehmet Yarbay)