Gönül.. Dünyaya yanmaya gelmiş gibisin, Ne dehşetli ateşin varmış gönül; Mahbubun Aşkından nârda gibisin, Elbet sende yanıp pişersin gönül.. Hani vefâsız sevgili ardından, Ateş olup yanmayacaktın gönül; Hani fâni bir mahbubun adından, Ahû figân ...etmeyecektin gönül.. Daha toysun sevdikçe pişeceksin, Fâni Aşklar elinden çekeceksin, Sonunda elbet sende göreceksin, AŞK bir tek ilâhi olandır gönül.. Mumların nûru güneş anımsatır, Fâni aşklar, İlahi Aşk yansıtır, Aşktan acılar dahi tatlılaşır, Nemrut nârını serinletir gönül.. Testideki nakışlara aldandın, İçtekine değil dışa bağlandın, Nemrut’ların ateşine atıldın, İbrahim’ce (as) ol ki serinle gönül.. Aşkın duvaktan öteye geçmedi, Güneş ile yansımayı seçmedi, Firâka, zevâle gücün yetmedi, AŞK fâni değil Bâki ister gönül.. Fâni mahbûb sayısınca dağıldın, Nakkaş’a değil nakışa takıldın, Mahbûbların zevâliyle yakıldın, Firâktan firâka atıldın gönül.. Mahbub diye hep fâniye yöneldin, Firâkın acısı ile söylendin, Söyle hasret nârından ne öğrendin? Bâki mahbub Hakk’mış (cc), bildin mi gönül? AŞK, hadsiz şiddette bir muhabbettir, İlâhi AŞK şifâ, fâni AŞK derttir, AŞK, mecâzda kalırsa musibettir, İstidâdın Hâkikî Aşka gönül.. İstidâdındaki hadsiz muhabbet, Fâni için verilmiş değil elbet, AŞK, Allah’a (cc) mahsustur ilelebet, Fâni mahbub zevâle mahkum gönül.. Adem der ki, AŞK cevherdir bilene, Çok azdır sarrafı, herkes dilene, Sözüm yoktur, hiç tatmadan ölene, Hakk’tan (cc) bir sırdır, demedim mi gönül? "Adem KAÇAR – 23/05/2009" Ey Gönül! Ne tuhaf değil mi? Bir ömür şah damarımızdan daha yakın bir Sevgili'yi (cc) aramakla geçiyor.. Hem de tüm mahlukatı vasıtasıyla, eşsiz ve sayısız esmâları vesilesiyle durmadan bizi kendine çağırmakta iken! O, hem çok yakın hem de çok uzak olmayı imtihan hikmetine bina etmiş anlasana! Hiç deryada yüzen balık deryayı arar mı? Aslında O'nu aramıyoruz, O bizi kendine çağırıyor; işin özü O farkedilmek istiyor...