H
hayrunisa
Guest
Aşk do urgandır.
Kocaman ve örümcek ba lamış suskun ve sıradan gündelik olanı anaç bir kavrayışla tutup yeniden üretmeyi becerendir.
Her zaman yeniden başlayabilmeyi ümit ettirendir.
Anne merhametinin ötesinde, firavun gazabının üstesindedir.
Aşk da layandır.
Hissetmenin kalbe ait bir iş oldu unu anlatandır.
Kartalın beşikten kaptı ı bebe inin ardından ah eden annenin figanının da ları eritmesidir.
Aşk paramparçadır.
Aşk için a lanıyorsa gözyaşı ateştir, nardır.
Aşk, annedir.
Kıskançtır.
Emaneti bilmeyen, hıyaneti hazmedebilendir.
Da lıdır aşk, yalnız ve aidiyetsiz bir dervişin kendi keşfetti i ibadet biçimidir.
Taşları kaynatıp çorba yapan, umudunu yitirmeyendir.
Aşk, acımaktır.
Dayanmaktır hep.
Belkidir yani. Ya gelirsedir, daha çok da ya dönersedir.
Bekleyen şarkıların öznesidir aşk.
Madem ki gidiyorsunların tatlı telaşında son bir tesellidir.
Pencere camlarının bu usuna çizilen gümrah ırmakların, büyük a açların, derin ya murların resmidir.
Aşk, kimsesizdir. Öksüzdür.
Annesizli in kırılganlı ıdır.
Topra a dönüklüktür.
Hayatın hovardalı ında tamahsızlıktır.
Dur gitmeleri aşmışlıktır aşk.
Nasılsa gidecektiri bilmektir.
Derin bilgidir.
Meryemdir aşk.
Gözyaşı kurutandır.
Sonsuz elemin, büyük nefretin, tam imanın, asıl gurbetin çetelesidir.
Aşk, çocuktur.
Asili in en yakışanı, hesapsızlı ın en şövalyesidir.
Tahta atların üzerinde anakaralar aşıran, ka ıt gemilerle okyanusları bitiren, plastik kılıçlarla haramileri düşürendir.
Aşk, perşembedir.
Öyledir.
İkindinin en yakışanıdır.
Bir bebe in hayata ilk göz açma çı lı ı neyse, aşkın vaveylası da odur.
Şaşırtandır.
Garip kılandır. Ba datın gülü, Kahirenin avazı, İstanbulun duruşudur.
Aşk, onbiryaşında Muhammedin annesidir.
Derin acılar, olmayacak sınanmalar kapısını çaldı ı zaman buyur etmesini bilendir.
Aşk, böyledir.
Dile kolay, hayata müşküldür.
Aşk, Hacerdir.
Kimsenin kimseye hayrı olmadı ı yerde yine de ilk akla gelendir.
Sonsuz karanlıkların ortasında vurgun yemiş bir çı lıkla çera lar yakandır.
Koşmaktır aşk.
Aşk, Safa ile Merve arasıdır.
Ordadır ve o kadardır.
Tutunmaktır.
Aşk, do urgandır, anadır.
Da lıdır aşk, yalnız ve aidiyetsiz bir dervişin kendi keşfetti i ibadet biçimidir.
Taşları kaynatıp çorba yapan, umudunu yitirmeyendir.
Aşk, acımaktır.
Aşk, en çok a lamayı kendine yakıştırmaktır.
Kocaman ve örümcek ba lamış suskun ve sıradan gündelik olanı anaç bir kavrayışla tutup yeniden üretmeyi becerendir.
Her zaman yeniden başlayabilmeyi ümit ettirendir.
Anne merhametinin ötesinde, firavun gazabının üstesindedir.
Aşk da layandır.
Hissetmenin kalbe ait bir iş oldu unu anlatandır.
Kartalın beşikten kaptı ı bebe inin ardından ah eden annenin figanının da ları eritmesidir.
Aşk paramparçadır.
Aşk için a lanıyorsa gözyaşı ateştir, nardır.
Aşk, annedir.
Kıskançtır.
Emaneti bilmeyen, hıyaneti hazmedebilendir.
Da lıdır aşk, yalnız ve aidiyetsiz bir dervişin kendi keşfetti i ibadet biçimidir.
Taşları kaynatıp çorba yapan, umudunu yitirmeyendir.
Aşk, acımaktır.
Dayanmaktır hep.
Belkidir yani. Ya gelirsedir, daha çok da ya dönersedir.
Bekleyen şarkıların öznesidir aşk.
Madem ki gidiyorsunların tatlı telaşında son bir tesellidir.
Pencere camlarının bu usuna çizilen gümrah ırmakların, büyük a açların, derin ya murların resmidir.
Aşk, kimsesizdir. Öksüzdür.
Annesizli in kırılganlı ıdır.
Topra a dönüklüktür.
Hayatın hovardalı ında tamahsızlıktır.
Dur gitmeleri aşmışlıktır aşk.
Nasılsa gidecektiri bilmektir.
Derin bilgidir.
Meryemdir aşk.
Gözyaşı kurutandır.
Sonsuz elemin, büyük nefretin, tam imanın, asıl gurbetin çetelesidir.
Aşk, çocuktur.
Asili in en yakışanı, hesapsızlı ın en şövalyesidir.
Tahta atların üzerinde anakaralar aşıran, ka ıt gemilerle okyanusları bitiren, plastik kılıçlarla haramileri düşürendir.
Aşk, perşembedir.
Öyledir.
İkindinin en yakışanıdır.
Bir bebe in hayata ilk göz açma çı lı ı neyse, aşkın vaveylası da odur.
Şaşırtandır.
Garip kılandır. Ba datın gülü, Kahirenin avazı, İstanbulun duruşudur.
Aşk, onbiryaşında Muhammedin annesidir.
Derin acılar, olmayacak sınanmalar kapısını çaldı ı zaman buyur etmesini bilendir.
Aşk, böyledir.
Dile kolay, hayata müşküldür.
Aşk, Hacerdir.
Kimsenin kimseye hayrı olmadı ı yerde yine de ilk akla gelendir.
Sonsuz karanlıkların ortasında vurgun yemiş bir çı lıkla çera lar yakandır.
Koşmaktır aşk.
Aşk, Safa ile Merve arasıdır.
Ordadır ve o kadardır.
Tutunmaktır.
Aşk, do urgandır, anadır.
Da lıdır aşk, yalnız ve aidiyetsiz bir dervişin kendi keşfetti i ibadet biçimidir.
Taşları kaynatıp çorba yapan, umudunu yitirmeyendir.
Aşk, acımaktır.
Aşk, en çok a lamayı kendine yakıştırmaktır.